M.Bilge Demir
Çocuk Çeteleri
"Başka hiçbir yol sizinki değildir. Diğer bütün yollar sizi kandırır ve ayartır. Ruhunuzdaki yolu takip etmelisiniz." Carl Gustav Jung
"Kendimi arıyorum."
Dünya kendini arayanlarla kaynıyor.
Arayanlar çoğunlukla yalnız ve yaralı. Araya araya bitap düştük, yorulduk, yön değiştirdik.Tam da arayanları avına düşürmek için pusuya yatmayan avcılar. Evet, artık avcılar pusuya yatmıyor. Masumane bir kılıfa bürünerek hepimizin canı ciğeri olan çocuklarımızı gözümüzün içine baka baka hedeflerine aldılar. Hem de iyi aldılar.
Çocuk çetelerinden bahsediyorum tabii ki!
Modernlikten öleceğiz artık. Moderniz diye diye kendini kaybetmiş bir dönemde savrulup gidiyoruz.
Anne karnında sosyal medya bağımlısı olarak doğmuş çocuklar... Ve bu çocuklara "doğar doğmaz üstün sıfatlar yükleyen ebeveynler" şimdi çocuklarını sosyal medya ve onun uzantısı olan oyunlarla bir bir kaybediyor.
Telegram kanalları, discord sunucuları, dijital oyunların sohbet odaları... Ve bu platformlar hemen hemen herkesin elinin altında; kimi zaman bir klavyenin tuşu kimi zaman bir kaydırmalık mesafede..
Gizli değiller, ulaşılmaz değiller, karanlıkta değiller; öyle şeffaf ki her şey, görmemek imkânsız. Her geçen gün artan çocuk intihar haberlerinde payının olduğunu düşündüğüm bu platformlar oldukça tehlikeli.
"İnsana olan inancın yerini artık makineler almış durumda."
Geçtiğimiz günlerde ana haber bülteninde durumun vahametini tartışan uzmanlar, devletin denetim mekanizmalarının acilen bu olaya müdahale etmesi gerektiğini talep ediyorlardı. Çünkü durum gerçekten çok ciddi.
Çetelerin mekânları sadece sokaklar değil; ekranlar. Özellikle yalnız, kimsesiz ya da anne-babası olup başı boş olan çocuklarımız.
İletişim kurma dilleri öyle masum ki, azıcık boşluğun varsa tam da oradan ağına düşüyorsun bu çetelerin.
Sevgi ve ilginin bu hayattaki en elzem şey olduğuna inanıyorum.
Aristoteles, arzuyu insanın arayışının temel bir unsuru olarak ele alır. Çoğu filozof, arzunun insanın içinde bulunduğu dünyayı anlamlandırma ve kendini gerçekleştirme çabasıyla ilişkili olduğunu düşünmüştür.
Kendimizi artık çoğunlukla bu platformlar üzerinden arıyoruz.
Aslında bazı kavramları öyle çok kullandık ve öyle sıradanlaştırdık ki, bir çocuğu sevmenin maliyeti ne olabilir ki? Ait olma duygusundan yoksun çocuklar bu hissi bu platformlarda hissetmeye çalışıyorlar.
Çocuk çetelerinin uyguladığı taktikler şu şekilde:
Küçük görevler verilerek güven inşa ediliyor. Risk yok, para çok deniliyor. Çocuk kendini işe yarar biri olarak görürken aidiyet duygusunu burada hissediyor. "Bizdensin!", "Özelsin!", "Seni koruruz."... Ardından kişisel veriler ele geçiriliyor; ev adresi, okul, iş, aile bilgileri. Ve bu bilgileri tehdit olarak çocuklara karşı kullanıyorlar.
Zamanla görevler ağırlaşıyor, risk büyüyor, para artıyor. Ve çocuklar hâlâ farkında değiller nasıl bir tehlikenin içinde olduklarının. Çocuk sadece onların mesajını taşıyan biri değil, çetenin maalesef bir parçası. Ve sonunda, yüz yüze tanışma anı geliyor.
Geri dönüşü olmayan yollara giriliyor. Korku, tehdit süreci başlıyor. Suç ve suçlular kaçınılmaz olarak ekranlardan sokaklara taşınıyor.
Bugün yüzlerce genç bu suç ağlarının elinde ince ince işleniyor, hayata sürülüyor.
Şunu da söylemek gerekirse bu düzen sadece parayla işlemiyor. Sosyal medyada büyüleyici lüks hayatlar, silahlar, güç gösterileri, kolay para kazanma yolları...
Çocukların zihninden geçen tek şey; "Ben de öyle olabilirim."
Bu çetelerin kullandıkları iletişim kaynakları; Tiktok, İnstagram, X, Telegram. Özellikle Tiktok ve Telegram.
Çok üzülerek söylemem gerekiyor ki, çeteler çetelerini Z Kuşağı'ndan seçiyor. Özendirici paylaşımlarla bu ağ tıkır tıkır işlerken güven duygusunun tamamen bittiği bir dünyada yaşamak korkunç.
Yazıma şöyle bir pasajla son vermek istiyorum.
"1984 yılında bir araştırma yapılmış. İnsanlara 'Hayatında güvendiğin kaç kişi var?' diye sorulmuş. En çok verilen cevap üç kişi olmuş.
Yani insanların hayatlarında güvendikleri ortalama üç kişi var.
Değerli bir rakam tabii...
Neden?
Çünkü 2004 yılında aynı araştırma bir kez daha yapılmış ve alınan sonuç ürkütücü...
Sıfır!
Yani insanlar artık hiç kimseye güvenmiyorlar. Hayatlarında güvenecekleri bir kişi bile yok."
Sonraki yazımda denetim mekanizmalarının işleyişinden bahsedeceğim.
Günümüzün en kritik sorunu sosyal medya ve onun uzantıları olan bu alanlar gündemin en esas konuları olmalı.
Keyifli okumalar diliyorum
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.