Yükselen Milliyetçilik

 

Son yıllarda dünya siyasetinin en belirgin eğilimlerinden biri, milliyetçi düşüncelerin yeniden ve güçlü biçimde sahneye çıkmasıdır. Uzun süre “küreselleşme”, “çok kültürlülük” ve “ulus-ötesi yönetişim” söylemleriyle şekillenen siyasal iklim, artık farklı bir faza girmiş görünüyor. Bu değişim en net biçimde Avrupa’da gözlemleniyor.

Avrupa siyasetinde yapılan son seçimler, bu dönüşümün tesadüfi değil yapısal olduğunu ortaya koyuyor. Almanya’da “Almanya için Alternatif Partisi (AfD)”, Fransa’da “Ulusal Birlik Partisi”, Hollanda’da “Özgürlük Partisi” ve İtalya’da iktidarı belirleyen “İtalya'nın Kardeşleri Partisi”, milliyetçi-egemenlikçi söylemlerin artık marjinal değil, merkezi bir siyasal güç haline geldiğini gösteriyor. Göç, güvenlik, ekonomik eşitsizlikler ve kültürel aidiyet tartışmaları; Avrupa seçmeninin önemli bir bölümünü ulus-devlet reflekslerine yeniden yönlendirmiş durumda.

Bu tablo, milliyetçiliğin sadece bir “tepki ideolojisi” olmadığını; küresel krizler çağında yeniden anlam üreten bir siyasal zemin sunduğunu gösteriyor. Pandemi, enerji krizi, Rusya-Ukrayna savaşı ve düzensiz göç dalgaları gibi gelişmeler, devletin koruyucu rolüne olan ihtiyacı yeniden görünür kıldı. Avrupa’da yükselen milliyetçilik, tam da bu kırılganlık hissinin üzerine inşa ediliyor.

Türkiye ise bu küresel dalganın dışında değil; aksine kendine özgü bir dönüşüm süreci yaşıyor. Son yıllarda Türk milliyetçiliğinin özellikle gençler arasında belirgin biçimde yükseldiği gözlemleniyor. Ancak bu yükseliş, geçmişteki kalıplarla birebir örtüşmüyor. Bugünün gençleri için milliyetçilik; yalnızca etnik bir vurgu ya da nostaljik bir söylem değil, aynı zamanda egemenlik, bağımsızlık, adalet ve liyakat talebiyle iç içe geçmiş bir kimlik alanı.

Daha da önemlisi, Türk milliyetçiliğinin siyasal karakteri değişiyor. Uzun yıllar boyunca daha çok kırsal, muhafazakar ve geleneksel bir toplumsal zemine yaslanan milliyetçilik anlayışı, günümüzde genç kuşakların etkisiyle kentsel, dijital ve entelektüel bir çerçeve kazanmaya başladı. Üniversitelerde, sosyal medyada, düşünce platformlarında ve kültürel üretim alanlarında milliyetçilik; tarih, felsefe, teknoloji ve jeopolitik okumalarla yeniden yorumlanıyor.

Bu yeni nesil Türk milliyetçiliği, sloganlardan çok argümana, reflekslerden çok akla, duygusallıktan çok stratejik bilince dayanıyor. Devleti kutsayan edilgen bir anlayıştan ziyade, devleti sorumluluğa çağıran; milleti soyut bir mit olarak değil, yaşayan ve üreten bir toplumsal gerçeklik olarak gören bir yaklaşım öne çıkıyor. Bu yönüyle milliyetçilik, gençler nezdinde bir “geçmişe özlem” değil, gelecek tasavvuru haline geliyor.

Peki bütün bu tablo bize ne söylüyor? Yükselen milliyetçilik, sanıldığı gibi dünyaya kapanma ya da geçmişe sığınma refleksi değil; aksine belirsizliklerle dolu bir çağda kimlik, egemenlik ve yön tayini arayışı olarak öne çıkıyor. Dünya genelinde yükselen milliyetçilik dalgası, Türkiye’de özgün ve dinamik bir biçimde yeniden şekilleniyor. Avrupa’da seçim sonuçlarıyla görünür hale gelen bu eğilim, Türkiye’de gençlerin düşünce dünyasında daha sessiz ama daha derin bir dönüşüm yaratıyor.

Türk milliyetçiliği bugün, çağın koşullarına uyum sağlayan, şehirli, sorgulayıcı ve entelektüel bir hat üzerinde ilerliyor. Bu hat; devleti kutsallaştıran değil sorgulayan, milleti durağan değil dinamik gören, hamasete yaslanan değil bilgiyle konuşan bir anlayışı işaret etmektedir. Dolayısıyla bugün yükselen şey, sadece milliyetçilik değil; milliyetçiliğin kendisini yenileme kapasitesidir.

Bu sürecin nasıl bir siyasal karşılık bulacağı, hangi aktörler tarafından temsil edileceği ve hangi değerlerle kurumsallaşacağı, Türkiye’nin önümüzdeki yıllardaki siyasal yönelimini doğrudan etkileyecektir. Ancak bir gerçek şimdiden açıktır: Türk milliyetçiliği, artık sadece geçmişin mirası değil; geleceğin iddiası olarak yeniden şekillenmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Hasan Kaya Arşivi

Saç Örgüsü

04 Şubat 2026 Çarşamba 11:30

İdeolojik Körlük

07 Ocak 2026 Çarşamba 11:20

Ahlaki Erozyon

24 Aralık 2025 Çarşamba 12:16

Hamasi Ezberler

10 Aralık 2025 Çarşamba 13:56

Düzenin Adamları

03 Aralık 2025 Çarşamba 11:57

Atatürk Milliyetçiliği yanılgısı

19 Kasım 2025 Çarşamba 14:35

Vatan Size Minnettar

12 Kasım 2025 Çarşamba 11:54

Nasıl Bir Belediyecilik?

05 Kasım 2025 Çarşamba 09:56

Genel Başkanlar Demokrasisi

23 Ekim 2025 Perşembe 15:41