Dr. Hasan Kaya
Hayırlı Cumalar Deterjanı
Her cuma muhterem siyasetçilerimiz tarafından telefonlarımıza düşen o mesaj…
Toplu gönderilmiş, ruh taşımayan, aynı tornadan çıkmış gibi cümleler:
“Hayırlı cumalar dilerim. Dualarınız kabul olsun.”
Siyasetin dijital panosunda haftalık bir temizlik ritüeli gibi tekrarlanıyor bu mesajlar. Adeta bir “hayırlı cumalar deterjanı”… Haftanın kiri, yıpranmış imajlar, kırılmış gönüller, tartışmalı açıklamalar; hepsi birkaç satırlık bir mesajla yıkanıp arınacak sanılıyor.
Oysa mesele ne cuma ne dua.
Mesele, samimiyetin yerine halkın idrakini hafife alan bir yaklaşımın benimsenmiş olmasıdır.
Bugün birçok siyasetçi, her cuma attığı mesajla halkla temas kurduğunu zannediyor. Bir iletişim kurduğunu, gönül köprüsü oluşturduğunu düşünüyor. Oysa ortada köprü değil, otomatik bir mesaj şablonu var. Aynı kelimeler, aynı emoji, aynı saat.
Bu mesajlar artık okunmuyor bile. Çoğu insan bildirim çubuğunda görüyor ve kaydırıp geçiyor. Çünkü insanlar sözün tekrarına değil, hayatın gerçekliğine bakıyor.
Bir siyasetçinin dini hassasiyeti, cuma mesajıyla değil; adalet karşısındaki duruşuyla, yetim hakkına gösterdiği özenle, kamu malına yaklaşımıyla ölçülür. Dindarlık imajı üretmek ile ahlaki tutarlılık göstermek arasında derin bir fark vardır. İlki mesajla yapılır, ikincisi bedel ödemeyi gerektirir.
Sorun şu ki, “hayırlı cumalar” mesajı bir tür imaj cilasına dönüştü. Haftalık bir parlatma işlemi… Seçmenin hafızasını temizleyecek, gönlünü yumuşatacak, eleştirileri yıkayacak bir dijital sabun gibi görülüyor.
Fakat artık toplum daha dikkatli.
İnsanlar siyasetçilerin cuma mesajlarına değil, mal beyanlarına bakıyor. Paylaşılan ayetlere değil, ihale süreçlerine bakıyor. “Dualarınız kabul olsun” diyenin, kamu kaynakları söz konusu olduğunda ne kadar şeffaf olduğuna bakıyor. Siyasetçinin parayla kurduğu ilişkiyi, şöhretle kurduğu bağı, kibir düzeyini, makamı bırakma konusundaki isteksizliğini daha çok önemsiyor.
Çünkü çağ değişti.
Sosyal medyada her cuma “hayırlı cumalar” yazmak kolaydır. Zor olan, hafta boyunca adil olmaktır. Zor olan, eleştiriye tahammül göstermektir. Zor olan, makamı bir imkan değil emanet olarak görebilmektir.
Bir dönem bu mesajlar bir sıcaklık oluşturmuş olabilir. Belki seçmen kendini hatırlanmış hissetmiştir. Ancak bugün bu yöntem demodedir. Toplu mesajın samimiyeti olmaz. Otomatik hatırlamayla gönül bağı kurulmaz.
Toplum artık sembolik jestlerden ziyade tutarlılık arıyor. Söylem ile eylem arasındaki mesafeyi ölçüyor. Paylaşılan dua ile yaşanan hayat arasındaki uyumu sorguluyor.
“Hayırlı cumalar deterjanı” ile siyaset temizlenmez.
Ahlak, mesajla değil, davranışla görünür.
İnanç, haftalık hatırlatmayla değil, günlük pratikle anlaşılır.
Belki de artık siyasetçilerin yapması gereken şey, her cuma mesaj atmak değil; bir cuma günü gerçekten susup kendilerine şu soruyu sormaktır:
Benim siyasetim, bir mesaj kadar mı derin; yoksa bir emanet kadar mı ağır?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.