Dr. Hasan Kaya
Ahlaki Erozyon
Son günlerde Türkiye’de ünlü ya da “tanınmış” olarak anılan bazı isimlere yönelik uyuşturucu, şantaj ve benzeri ahlak dışı iddialar üzerinden yürütülen operasyonlar, sadece adli bir süreci değil, daha derin bir toplumsal sorgulamayı da beraberinde getirdi. Mesele birkaç kişinin bireysel tercihlerinden ibaret değildir; asıl mesele, bu kişilerin kimler tarafından, neden ve nasıl “rol model” haline getirildiğidir.
Bugün toplumda, özellikle genç yaşlardaki kardeşlerimizin zihninde karşılığı olan isimlerin yaşam tarzları, tutumları ve davranışları görmezden gelinemeyecek bir etki alanına sahiptir. Şöhretin, görünürlüğün ve popülerliğin ahlaki ölçütlerin önüne geçtiği bir düzlemde, erdem değil sansasyon, çalışkanlık değil haz, sorumluluk değil sınırsızlık yüceltilmektedir. Bu durum ise kaçınılmaz olarak bir toplumsal çürüme ve erdemsizleşme riskini doğurmaktadır.
Daha da düşündürücü olan, bu yaşam tarzlarının kimi çevrelerce “özgürlük”, “modernlik” ya da “cesaret” kisvesi altında meşrulaştırılmaya çalışılmasıdır. Oysa Türk kültürü ve Türk toplumsal karakteri; ölçüyü, edebi, mahremiyeti ve sorumluluğu merkeze alan bir hayat anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Ahlaksızlığın normalleştirildiği, hatta alkışlandığı bir zemin, bu kültürel kodlarla açıkça çelişmektedir.
Sorulması gereken temel soru şudur:
Neden iyi ahlakı, üretkenliği, fedakarlığı ve topluma faydayı önceleyen insanlar bu kadar az görünürken; sorunlu yaşam tarzları sergileyen isimler bu kadar öne çıkarılmaktadır? Medya, sosyal platformlar ve popüler kültür bu dengesizliğin neresindedir? Sessiz ama değerli hayatlar neden gürültülü ve sorunlu hayatların gölgesinde kalmaktadır?
Bu yazı bir linç çağrısı değildir. Kimsenin özel hayatını yargılamak gibi bir iddia da taşımamaktadır. Ancak kamusal alanda karşılığı olan, gençlerin takip ettiği ve örnek aldığı kişilerin taşıdığı sorumluluğu hatırlatmak bir zorunluluktur. Şöhret, beraberinde ahlaki bir dokunulmazlık getirmez; tam tersine daha büyük bir sorumluluk yükler.
İhtiyacımız olan şey, “herkesin her şeyi yapabildiği” bir sınırsızlık değil; neye evet, neye hayır diyeceğini bilen bir toplumsal bilinçtir. Gençlerimize sunacağımız rol modeller; hazlarıyla değil, duruşlarıyla; skandallarıyla değil, emekleriyle; geçici alkışlarla değil, kalıcı değerlerle anılmalıdır.
Belki de artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:
Biz kimi alkışlıyoruz ve neden?
Çünkü alkışladığımız şey, yarının toplumsal karakterini inşa etmektedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.