İnsan Tanıma Kılavuzu I

Dilimizde insan sarrafı olma diye güzel bir deyim vardır. Bu deyim, “kısa bir göz süzmesi ya da konuşma ile karşısındaki kişi hakkında belirli bir intiba edinme” şeklinde tanımlanabilir. Bazılarımız pek çok insan portresiyle karşılaştığı için genellikle bu deyimi içselleştirmiştir. Peki ya diğerlerimiz, insan sarrafı olamayanlar?

Yazımız, insan sarrafı olabilmeye matuf, girizgâh mahiyetinde kurgulanmıştır.

“Sana buyurulduğu gibi dosdoğru ol!” (Hûd, 11/112.) ayeti indikten sonra Hz. Peygamber (s.a.s.) yaşlanmıştır. Çünkü tutarlı, bütüncül ve istikamet üzere yaşama çok zordur. Müslüman, dünya ve ahiret mutluluğu için, hayatını faydacılık yerine prensipler üzerine kurgulayarak bu ayetin gereğini yapmalıdır.

Dosdoğru (istikamet üzere) olma ile ilkeli yaşama arasında ilişkinin bulunduğu söylenebilir. İlkeli yaşamak ve ilkeli kişilerle muhatap olmak, asrımızda insanların en çetin sınavlarından biridir.

Bir taraftan fizyolojik ve anatomik açıdan eşsiz nitelikte ve mükemmellikte yaratılan insan, diğer taraftan da bencil, kibirli, aceleci, nankör, aç gözlü, kıskanç, nefsine zulmeden, vefasız, kaypak, her şeyi kendisine mübah gören ve faydacı yaratılmıştır. Yani ruh ve duygusal tarafı eksik yaratılmıştır. Hz. Allah, sınav gereği bu yönlerden insanı eksik yaratmıştır. 

İnsanın karakter yapısını şu temsille açıklayabiliriz: Farz edelim ki, O km otomobil alacağız. Bayiye gittiğimizde, önümüze bir fiyat listesi koyarlar. Hangi marka/model alacaksak alalım, opsiyonsuz ve en boş olanı, diğerlerine nispetle daha hesaplıdır. Klima, renkli cam, LED ekran, açılır tavan, otomatik vites çelik jant gibi opsiyonlar eklendikçe fiyat artar. İşte bu opsiyonsuz araba, insanın tezgâhtan geçmemiş hâli gibidir: Bedel ödemeyen ve eğitim görmeyen kişi, fabrikadan dümdüz çıkan vasıta gibidir; doğuştan eksiklikleri vardır.

Zayıf olan insanoğlu, bedel ödeyerek karakter yapısını arzulanan standartlara pekâlâ kavuşturabilir. Bunun yolu Muhammedî ahlâktan, hikmetten, eğitimden, aile terbiyesinden ve yetiştiği şehrin kültürel/manevi ortamını solumasından geçer. Ahde vefa, sadakat, sabır, hoşgörü, güven ve ayıpları örtme gibi insani erdemleri donandığında opsiyonlu araba gibi değeri artar. Böylece Allah’ın ve kulların razı olabileceği standartları yakalamış olur.

Kişi, yaşamış olduğu zaman zarfında hiçbir zorlukla karşılaşmamayı ister. Gönül, hayatın kolayca akıp gitmesini ve stabil/düz bir ömür sürdürmesini arzular. Oysa yaşanan türlü zorluklar, yaşam adına derinlikler katar. Böylece zor zamanların üstesinden gelme konusunda maharet elde edilir.

Günümüzde en çok yaşadığımız problemlerden birisi karaktersiz insan tipleriyle karşılaşmaktır. Kişi, en ummadığı anda ve hiç beklemediği kimseden yakın çevresinden ihanete uğradığı vakit hiç üzülmemeli, "bu insanoğlunun mayasında vardır" diyerek yoluna devam etmelidir. Duygusallığa yer vermemeli ve yaşadığı olumsuz durumdan ders çıkarmalıdır. Genellikle, amir-memur, karı-koca, iki arkadaş, öğretmen-öğrenci veya kardeşler arasında büyük hayal kırıklıkları yaşanır. Bunun temelinde ise fıtrattaki eksikliğin/hamlığın giderilmemesi vardır. Problem yaşadığı kişi, tıpkı opsiyonsuz boş araba gibi eksiktir.

Buradaki mesele, kişinin; herkesi kendisi gibi iyi niyetli görmesidir. Şu hâlde, insanların farklı farklı karakterlere sahip olduğunu aklından çıkarmamalıdır.

İslâm Hukuku’nda “Zarara zararla mukabele yoktur” kaidesi vardır. Kötülüğe uğrayan kimse, kötülüğü silsile hâlinde devam ettirmeyerek zararın/kötülüğün daha da büyümesini engeller. Yaptığımız iyiliklerin karşılığında ihanete de uğrasak, beklemediğimiz ve ummadığımız yerden kötülükler de görsek, yaşama ümidimizi yitirmeyelim, duygusallığa kapılmayalım.

Aile içerisinde çocuklarımızı hayata hazırlarken, günlük hayatta bu tip insanlarla karşılaşılabileceği anlatılmalı ve olayın sıradanlığı vurgulanmalıdır. Diğer taraftan, “bir gün lazım olur” düşüncesiyle, iyiliklere (karşılıksız olarak ve beklenti içine girmeden) ipotek konulmaması gerektiğini ve sadece “Allah için iyilikte yarışmayı” onlara aşılamalıyız.

Mübarek üç ayların, tüm Müslümanlara hayır getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Bu yazı toplam 297 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Polat Arşivi

İnsan Tanıma Kılavuzu II

06 Ocak 2026 Salı 14:46

Piyango Bileti Almayalım

18 Aralık 2025 Perşembe 10:00

Unutmak III

10 Aralık 2025 Çarşamba 13:25

Niyet

28 Kasım 2025 Cuma 10:01

Musa, Harun ya da hiç olmak

21 Kasım 2025 Cuma 15:00

Kelimelerimiz

13 Kasım 2025 Perşembe 12:40

İlgi Alanımız

30 Ekim 2025 Perşembe 09:44

Seferden Sorumluyuz

23 Ekim 2025 Perşembe 10:37

Unutmak

16 Ekim 2025 Perşembe 11:04

Kur’an’ı Anlama XVI. Cüz

25 Eylül 2025 Perşembe 10:04