Dr. Ahmet Polat
Tesettür II
Soru: Konunun daha iyi anlaşılması açısından, tesettürle alakalı kavramlar var mıdır?
Cevap: Tesettür bahsinde olumlu ve olumsuz olmak üzere iki türlü kavramdan söz edilebilir. Gayret, iffet ve utanma/haya olumlu kavramlardır. Olumsuzlar ise şunlardır:
Teberrüc: Allah’a isyan, şeytana itaat anlamındadır. Şeytan, insanoğluna çok büyük kin ve düşmanlık göstermektedir. Bunun sonucunda Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın cennetten çıkarılmasını sağlamıştır. Yüce Allah, bizleri şeytana karşı bizleri ikaz eder. Teberrüc de bu ikazın içerisine girer (Araf, 27).
Hicâb: Sözlükte “perde, iki nesne arasına konan engel, örtü” manasına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de kadının, örtünmesinin niteliğiyle ilgili kullanılan kavramlardan biridir.
Avret: Vücutta dinen örtülmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerleri ifade eden bir fıkıh terimidir. Ayrıca göründüğünde utanılan ve örtülmesi gereken her gizli şeye, özellikle insanın mahrem yerine de avret denir ki kelime daha çok bu anlamda kullanılagelmiştir.
Hımar: Nur Suresi’nin 31. ayetinde geçmektedir. “Kadının başına örttüğü örtü, baş örtüsü” anlamındadır. Baş örtüsünün Türkçe’de yöreye göre değişen farklı isimlendirmeleri vardır: Yaşmak, yemeni, tülbent, yazma, bürüncek, çember, kadın fesi, ferace, maşlah, tepelik, hotoz, tandırbaş, kundak yemeni, salma yemeni, felek tabancası vd.
Tebezzül: Tesettür veya edep konularında, iffetsizlik ve ahlaki değerlerin yitirilmesi anlamında bir terimdir.
Tehettük: Arapça’dan Osmanlı Türkçesine geçen bu kelime, yırtılma, utanmazlık ve hayâsızlıkta aşırı dereceye gitme anlamına gelir. Tasavvufî ve ahlâkî metinlerde manevi örtünün veya perdenin kalkması durumunu ifade etmek için kullanılır.
Cilbâb: (Ahzab 59) “Bütün bedeni saran bir giysi, kadının örtündüğü her şey, kadının elbiselerini baştan aşağı örttüğü şey, küçük geniş bir kadın giysisi” şeklinde tanımlanır. “baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış kisve, üstlük” diye açıklar. Bu tanımların ve karşılıkların gösterdiği sonuç cilbâbın normal elbise üzerine giyilen bir dış giysi olmasıdır. Cilbâbın doğrudan baş örtüsü (hımâr) olarak veya “baş örtüsünden geniş, ridâdan dar/küçük olup kadının başını ve göğsünü örttüğü bir giysi” (sevb) yahut “baş örtüsünden kısa ve enli giysi (atkı benzeri bir şey) ve miknaa” şeklinde açıklandığı da görülmektedir
Soru: Örtünme konusunda, hep kadınlar hakkında yazıp çizdiniz. Erkeğin hiç mi sorumluluğu yoktur?
Cevap: Tabi, erkeklere de sorumluluk yüklenmiştir:
- Hz. Peygamber, erkeklerin yol kenarlarında oturup beklemelerini yasaklamış, oturanların ise o yolun hakkını vermelerini istemiştir. Yolun hakkı ise şunlardır: Gözleri kısarak gelen geçen kadınlara bakmama, eziyet vermemek, verilen selamı alıp mukabelede bulunmak, iyiliği emretmek kötülükten alıkoymak.
- “Hiç şüphe yok ki, Allah, âdemoğlunun zinadan nasibini yazmıştır. Buna erişecektir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalb ise heves eder, temenni eder. Tenasül uzvu bunu tasdik eder veya yalanlar.” (Buhârî, Kader 9, İstizan 12; Müslim, Kader 20, 21; Ebû Dâvûd, Nikâh 43.)
- Tesettüre ve çıplaklık konusunda hep kadınlar gündemde olur, oysa erkeklerin de sorumluluğu vardır. Çünkü erkekler, yaratılış itibariyle kadına meyilli yaratılmıştır. (Âl-i İmrân, 3/14.) Açık olan bir kadına bakmaması inanç ve imtihan gereğidir. Şehveti aklını gölgelemek suretiyle nefsine yenik düşen kişi ise kadına saldırır.
Soru: Semavi dinlerde örtünmenin varlığından bahsediyorsunuz. Oysa tüm dizi ve filmlerde Hıristiyan kadınları gayet açık görüyoruz. Beyanlarınızla çelişen bu durumu nasıl açıklarsınız?
Cevap: Gayrimüslimlerin rol aldığı dizi ve filmlerdeki kadın oyuncuların çıplaklığı bizleri aldatmamalıdır. Onlarda da tesettür vardır. Ayrıca dizi, film ve reklamlarda tesettürün aleyhine karşı yoğun bir bilinçaltı propaganda yapılmaktadır. Bu da örtünmemenin normal bir durummuş gibi algı oluşturduğu izlenimini veriyor.
Manastırlarda yaşayan rahibelere bakıldığında, onların da tıpkı Müslümanlar gibi kapandığı (hattâ çarşafa benzer kıyafetler giydikleri) görülmektedir.
Çıplaklık, modern dünyanın kadınlara dayattığı bir olgudur.
Soru: Tesettürün dini hükmü nedir? Konu hakkında ayet ya da hadis var mıdır?
Cevap: Örtünme, bütün semavi dinlerde emredildiği gibi dinimizde de farzdır, Medine’de farz kılınmıştır. Konu hakkında ayet ve hadisler mevcuttur.
Tesettür, İslâmî kimliğin, itaat, ihtişam ve iffetin sembolüdür. Akıllı ve baliğ bir Müslüman hanımefendinin örtünmesi farzdır. Burada sure ve ayet bilgisi vereceğiz: Ahzâb, 33/26, 32, 33, 36 ve 59; Nur, ‘24/ 19, 31 ve 63; Müminûn, 23/ 31 vd.
Hadis: Hz. Âişe’den rivayete göre, bir gün Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ ince bir elbise ile Allah Resulünün huzuruna girmişti. Resûlullah (s.a.s) ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu: “Ey Esma! Şüphesiz kadın ergenlik çağına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.” Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti.” (Ebu Dâvûd, Libâs, 31.)
Soru: Siz tesettürü anlatıyorsunuz, ancak bazı ilahiyatçı akademisyenlerin veya din adamlarının eşlerinin ya da çocuklarının veyahut da ilahiyatçı hoca hanımların başları başı açık. Bu duruma ne diyeceksiniz?
Cevap: “Süi emsal, emsal olmaz” sözünden hareketle, bir yanlış, diğerini haklı çıkarmaz. Elbette ki, kimsenin yaşam tarzına, kişisel tercihlerine karışılamaz. İlahiyat Profesörünün eşi veya bir din görevlisinin kızı yahut da ilahiyatçı hanımın başının açık olması, bizim için örnek olamaz. Tüm bunlar kişisel tercihtir. Dolayısıyla onların yanlış tercihleri, bizim Allah katındaki sorumluluğumuzu hafifletemez.
Soru: Tesettürün gündemde kalmasına sebep olan maddeleri sıralayabilir miyiz?
Cevap:
- Müslümanların azınlıkta olduğu veya bazı Müslüman ülkelerde kamusal alanda başörtüsü ile çalışmak yasaktır. Bu durum kadınlar arasında ikileme yol açmaktadır.
- Bir kişi, grup, topluluk ya da zümrenin yanlış tutum ve davranışları, tesettürü çıkarmamızı gerektirmez. Bu durum, pireye kızıp yorgan yakmaya benzer. Günümüz gençlerinde şöyle yanlış bir algı var: Dini temsil eden veya dini hassasiyetleri ön plana çıkan grup ya da kimselerin yanlış tutum ve davranışları ya da dinen meşru olmayan fiilleri, mesture olan hanımlarda infiale yol açıyor. Yine aynı şekilde, kapanmayı düşünen kadınlar, karşılaştıkları bu tezatlık karşısında, hata ve kusuru dinde arıyor. Daha açık ifadeyle, dini temsil sorumluluğu bulunan mesture hanımların işledikleri kusur, diğer bayanları olumsuz anlamda etkilemektedir.
- Başörtü meselesinin çeşitli gayelerle istismar edilmesi.
- Yeni yetişen jenerasyonun, açıklığı teşvik eden dizi ve filmlerin etkisi altında kalmaları.
Soru: Tesettürün farz kılınma hikmeti nedir?
Cevap:
- İnsanoğlu, fıtratı ve haya duygusunun bir gereği olarak çevresi üzerinde belirli bir hâkimiyet ve saygınlık tesis etme eğilimindedir. Tesettür, bu hâkimiyet ve saygınlığı destekleyen bir unsur olarak değerlendirilmekte, bu yönüyle bireyin toplumsal konumunu güçlendirmekte ve onu yüceltmektedir. (Mesture olmayan bir hanıma da saygı duyulur. Ancak onun cazibesi şehvet hislerini devreye sokar.)
- Toplumsal Güvenliği Sağlama: Fert ve toplumu şehvetten korumak esastır. Şehvet ise bakma ile yani göz organının beyindeki haz merkezlerine uyarı göndermesidir. Şehvetten koru(n)ma hicab ile mümkündür. Buna karşılık teberrüc ve çıplaklık, insanın içgüdülerini harekete geçiren unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Fransız eğitimci Jules Payot, İrade Terbiyesi adlı eserinde, “insanda şehvet hisleri ortaya çıktığında aklî melekelerin zayıfladığını ve bunun muhakeme yeteneğinin işlevsiz hâle gelmesine yol açtığını’ ifade etmektedir. Nazar ve şehvet etkisiyle içsel kontrolünü kaybederek olumsuz düşünceler geliştiren bireylerin, nihayetinde taciz ve saldırı gibi hiçbir şekilde arzu edilmeyen cinsel istismar davranışlarına yönelebildiği görülmektedir (Yapılan bazı araştırmalar, tesettürün kadınların taciz riskine maruz kalma ihtimalini azaltan bir unsur olarak değerlendirildiğini ortaya koymaktadır.)
- Ahlâkî yozlaşmayı önlemek ve kalbi temizlemek. İki cins, birbirine şehvet merkezli değil de ahlâk ve saygı nazarıyla bakar. Tesettür azaldığında taciz oranları artar.
- Zinaya karşı güzel ahlâkı, ırzı ve namusu korumak esastır. Çünkü koku sürünmek, bakmak ve çıplaklık, zinaya götüren sebepler arasında yer alır.
- Gözün, bakma fitnesinden korumak. (Nûr, 24/30.) Örtünme, kadın ile erkek arasında resmi bir ilişki/bağ kurulmasını sağlar.
- Kadını ve erkeği, şeytanın vesveselerinden ve kalbî hastalıklardan korur.
- Tesettür üzere olmayan bir hanım, günlük hayatta görsellik ve dikkat çekme nedeniyle, kozmetik, bijuteri vb. ürünlerin reklam ve pazarlamasında stratejik anlamda odak noktası hâline gelir. Örtünme ise çıplaklığı teşvik eden reklamlara karşı tavır takınma mesajı verir.
- Anne, üstlendiği rol ve misyon gereği, çocuklarının terbiyesinden önce onlara rol model olmalıdır. İstikrar, sükûnet, sadakat, ihlâs ve aile içi huzuru destekleyen bir unsurdur. Böylece kadının vücudunun ötesinde, diğer vasıf ve meziyetler ön plana çık
- İtaatte istikrarı sağlama.
Konu hakkında devam edeceğiz inşallah…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.