Aynı Kazanda Kaynayan İnsanlık: Aşure

“Belki de dünya, bir kase aşurenin bize yıllardır anlatmaya çalıştığını hâlâ öğrenemedi.”

Bir düşünün…

Aynı kazanda buğday var, nohut var, fasulye var, kuru üzüm var, incir var, ceviz var, elma var…

Hiçbiri diğerine benzemiyor.

Hiçbiri kendi kimliğinden vazgeçmiyor.

Ama hepsi birlikte, tek başına hiçbirinin olamayacağı kadar güzel bir lezzete dönüşüyor.

İnsanlık, yüzyıllardır aynı sofrada oturmayı öğrenemedi; oysa aşure bunu asırlardır sessizce öğretiyor.

Muharrem ayı geldiğinde evlerden yükselen aşure kokusu, aslında yalnızca bir tatlının kokusu değildir. O; Anadolu’nun ortak vicdanının, komşuluğun, paylaşmanın ve bereketin kokusudur. Çünkü bu topraklarda aşure hiçbir zaman sadece pişirilmedi; paylaşıldı. Her kaşık bir kapıyı çaldı, her kase bir gönle misafir oldu.

Aşurenin kökeni, insanlık hafızasının en kadim anlatılarından birine dayanır. Rivayete göre, büyük tufanın ardından Hz. Nuh’un Gemisi karaya oturduğunda gemide kalan son erzaklar bir araya getirildi. Bir avuç buğday, biraz nohut, birkaç kuru meyve ve elde kalan ne varsa aynı kazanda kaynatıldı. O gün yokluğun içinden bereket, umutsuzluğun içinden şükür doğdu. İşte bu yüzden aşure, sadece bir tatlı değil; yeniden başlamanın simgesi olarak görülür.

İslam tarihinde ise Muharrem ayı, derin anlamlar taşıyan müstesna bir zaman dilimidir. Rivayetlerde Hz. Âdem’in tövbesinin kabul edildiği, Hz. Nuh’un gemisinin selamete ulaştığı, Hz. İbrahim’in ateşten kurtulduğu, Hz. Musa’nın kavmiyle birlikte Firavun’un zulmünden kurtuluşuna vesile olan günlerin bu aya denk geldiği anlatılır. Aynı zamanda Kerbelâ’da Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarının şehit edilmesi de Muharrem’in onuncu günü olan Aşure Günü’nde yaşanmıştır. Bu nedenle Muharrem; hem şükrün hem de hüznün, hem bereketin hem de derin tefekkürün ayıdır.

Belki de aşureyi bu kadar özel yapan, tam da bu zıtlıkları aynı kazanda buluşturabilmesidir.

Tatlıdır… Ama içinde sabrın acısı vardır. Bereketlidir… Ama yokluğun hatırasını taşır. Paylaşılır… Çünkü hiçbir nimet paylaşıldığında eksilmez.

Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar; dili, inancı, düşüncesi ve kültürü yüzünden birbirinden uzaklaşıyor. Ayrışmanın, ötekileştirmenin ve tahammülsüzlüğün gölgesi her geçen gün büyüyor.

Oysa bir kase aşure, bize siyasetin, ideolojilerin ve sınırların anlatamadığı büyük bir hakikati fısıldıyor:

Birlik, benzemek değildir. Birlik; farklılıkların birbirini zenginleştirmesidir.

İşte bu yüzden aşure, yalnızca mutfağımızın değil, medeniyetimizin de en güçlü sembollerinden biridir.

Anadolu’da yıllardır süregelen güzel bir gelenek vardır: Aşure piştiğinde önce ev halkı yemez; önce komşunun kapısı çalınır. Yaşlıya, hastaya, yalnız yaşayan komşuya bir kase ulaştırılır. Çünkü bereketin sırrı kazanda değil, paylaşılan kaplardadır.

Belki de bugün en büyük yoksulluğumuz sofralarımızdaki eksiklik değil; kapısını çalacak komşumuzun azalmasıdır.

Teknoloji çağında birbirimize bir mesaj kadar yakınız ama bir kase aşure kadar yakın olamıyoruz.

Oysa insan paylaştıkça çoğalır, sevgi bölündükçe büyür, bereket dağıtıldıkça artar.

Belki de bu Muharrem ayında yeniden öğrenmemiz gereken şey tam olarak budur: Bir kase aşure hazırlamak değil, bir gönle misafir olabilmek.

Çünkü tarih bize şunu gösteriyor: Medeniyetler büyük saraylarla değil, aynı kazanın etrafında toplanabilen insanlar sayesinde ayakta kalmıştır.

Bu Muharrem ayında aşure yerken yalnızca tarçının kokusunu değil; paylaşmanın zarafetini, komşuluğun sıcaklığını ve insan olmanın ortak kaderini de hatırlayalım.

Ve unutmayalım…

Belki de dünyanın ihtiyacı olan yeni tarif biraz daha aşure ruhudur.

Çünkü aynı kazanda kaynamayı başaramayanlar, aynı dünyada huzur içinde yaşayamazlar.

Eğer bu Muharrem ayında ocağınızda aşure kaynadıysa, yalnızca mutfağınızı değil, gönlünüzü de bereketlendirmişsiniz demektir. Bir kaşığı komşunuza, bir kasesi ihtiyaç sahibine, bir duası da tüm insanlığa ulaşsın.

Eskilerin gönülden ettiği o güzel duayla bitirelim:

“Yiyene helâl, yedirene delil ola. Hak saklaya, Hızır bekleye. Gökten rahmet, yerden bereket eksik olmaya. Hak lokmalarınızı kabul eyleye…”

Sevgilerimle.

 

#ilangovtr BASIN NO: