İnsan Tanıma Kılavuzu II

Geniş hacimli Mâlikî fıkıh kaynaklarında, bir kimseyi tanımanın en sağlıklı yollarından birinin onunla birlikte yolculuk yapmak olduğu ifade edilir. Zira yolculuk, kişinin gizli yönlerini açığa çıkaran, sabır, ahlâk, güvenilirlik ve karakter gibi niteliklerin doğal biçimde gözlemlenmesine imkân tanıyan bir süreçtir. Bu sebeple, birlikte geçirilen bu süre sonunda kişi hakkında oluşan kanaatlerin daha sağlam ve yerleşik hâle geldiği kabul edilmektedir.

Askerlik, olağanüstü hâl dönemleri, hastalık süreçleri ve çeşitli kriz anları gibi zorlu ve baskı oluşturan durumlar, bireyin karakterinin görünmeyen yönlerini açığa çıkaran önemli sınavlardır. Bu tür olağanüstü tecrübeler, kişinin kriz yönetme becerisini, güvenilirliğini, ahlâkî duruşunu ve insanî reflekslerini doğal biçimde ortaya koyar. Dolayısıyla bir kimse hakkında sağlam ve isabetli bir kanaate ulaşmak, çoğu zaman ancak bu tür zorlu süreçlerin ardından mümkün olabilir.

Destek verebileceğimiz, gerçekten dinlemeye ve değişmeye açık olan insanlara el uzatmak çok değerlidir. Bu hem ilişkileri güçlendirir hem de toplumsal dayanışmayı artırır. Sürekli aynı döngüde kalan, sorumluluk almayan, sizi yoran ve sınırlarınızı zorlayan kişilerle mesafeyi korumak ise sağlıklı bir davranıştır. Bu, bencillik değil; kendi ruh sağlığını koruma bilincidir.

Katı, değişime kapalı ve aşırı tepki gösteren kişilerle ilişki kurmak gerçekten zorlayıcı olabilir. Böyle insanların davranışları çoğu zaman çevrelerine stres, gerginlik ve duygusal yük bindirir. Gözü hiçbir şey görmeyen bu tipler, size zarardan başka bir şey getirmez.

“Sonradan görme” diye tabir edilen karakterler vardır. Bunlar, ailesinden almadığı/alamadığı görgü ve gözeneği ya da eğitimi, daha sonra arkadaş ortamında görme, duyma, taklit vd. yöntemlerle sonradan görür/öğrenir. Bu türden kimseler, (genelde) alacağını aldıktan sonra havalara girer ve size düşman kesilir. İşte bu yüzden birlikte yola çıkacağınız insanları iyi seçin. Dibini ve karakterini bilmediğiniz tiplerle geçirdiğiniz süre, zehir olur. Çünkü Müslüman, dostunun dini ve ahlâkı üzerinedir. Bencil, geçimsiz, ihtiraslarının kurbanı olan, karakteri oturmamış ve sabırsız kimseler; fayda yerine zarar verir.

Bir kimse, “her şeyi ben bilirim” ya da “ben her zaman haklıyım” tavırları takınıyorsa, ona fazla yaklaşma. Zira senin ona verebileceğin ya da ondan alabileceğin bir şey yoktur.

Çocukluğunda, öğrencilik hayatında ya da evliliğinde (eşi tarafından) dışlanan kimse, sosyal ortamda takıntılıdır; terapiye ihtiyacı vardır. Onun tutum ve tavırlarını bu çerçeveden değerlendirmeliyiz.

Prensip ve ilkeli duruş sergileyen insanları iyi süz; öğreneceğin çok şey vardır. Onlar, günlük hayatın akışı içerisindeki basit menfaatlerin peşinden koşmaz. Rüştü ERDELHUN, 27 Mayıs 1960 darbesinde Genelkurmay Başkanı olarak görev başındaydı. 26 Mayıs günü, generaller, amiraller ve yüksek rütbeli subaylara hitaben gerçekleştirdiği konuşmada, darbe duyumları aldığını ve bunun orduya ve memlekete büyük zararlar getireceğini ifade ederek söz konusu ihtilal için tavır takınarak tepkisi ortaya koyar. 24 saat geçmeden darbeye kalkışan cuntacılar, ERDELHUN’a darbenin başına geçmelerini teklif ederler. (Şayet darbeyi kabul edip cuntanın başına geçseydi Cumhurbaşkanı olacaktı.) Teklifi kabul etmemesinin neticesinde rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilir. Yassıada’da darbeci subaylar tarafından yüzünde sigara söndürülür, işkence yapılır ve yargılanır.

Güçlü olmak haklı olmayı gerektirmiyor. Tersine güçsüz iken haklı olabiliriz. Haklı olduğumuz davada, gücümüz yoksa bile usulüne göre hak mücadelesini sürdürmeliyiz. Zayıf olanların haklı davalarındaki mücadelesi, insanlık onuru gereğidir.

Kavgacı insanların neler yapacağı kestirilemez. (Silah ya da bıçak çekebilir, iftira atabilir, itibar suikastı yapabilir yahut başka türlü zarar verebilir.) Dolayısıyla onlarla kavga yoluna girmeden, kriz anlarını en az hasarla atlatmayı prensip edinmeliyiz. Bu türden davranış, Kur’an’ın öğüdüne de uymaktadır. (Furkân, 25/63.)

Etrafımızda, selam vermeyen, gururlu, takıntılı, kaprisli ve insanlara tepeden bakan kimseler vardır. Bu kişilerin daha önce atlattıkları badireler, trajediler ve dışlanmışlıklar, hayatlarında kırılmalara neden olmuştur. Hâliyle de gücü ellerine geçirince etrafını kırıp dökmeye başlarlar. Bu tip kimseler, teşekkür etmeyi bilmezler, duyguları yoktur. Benliklerini kibir bürümesi nedeniyle (mal/mülk, statü ya da makam bakımından) kendisinden aşağıda olanları böcek gb görürler. Zarar verme ihtimaline binaen onlara fazla yaklaşmamalıyız.

Her insanın mutlaka zafiyetleri, eksik ve kusurlu yanları vardır. Muhatabımızın dengelerini ve derinliklerini iyi tahlil etmeli, ilişkilerimizi de bu doğrultuda geliştirmeliyiz.

 

Konuyu işlemeye devam edeceğiz inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Polat Arşivi

İnsan Tanıma Kılavuzu I

25 Aralık 2025 Perşembe 11:30

Piyango Bileti Almayalım

18 Aralık 2025 Perşembe 10:00

Unutmak III

10 Aralık 2025 Çarşamba 13:25

Niyet

28 Kasım 2025 Cuma 10:01

Musa, Harun ya da hiç olmak

21 Kasım 2025 Cuma 15:00

Kelimelerimiz

13 Kasım 2025 Perşembe 12:40

İlgi Alanımız

30 Ekim 2025 Perşembe 09:44

Seferden Sorumluyuz

23 Ekim 2025 Perşembe 10:37

Unutmak

16 Ekim 2025 Perşembe 11:04

Kur’an’ı Anlama XVI. Cüz

25 Eylül 2025 Perşembe 10:04