Siyaset Çeşmesi

Osmanlı’nın hafızasında derin izler bırakan mekanlardan biri de hiç kuşkusuz Siyaset Çeşmesi’dir. İlk kez adını duyanlar, bu ismin devlet yönetimiyle ilgili sembolik bir anlam taşıdığını düşünebilir. Oysa buradaki“siyaset”, bugünkü anlamıyla politika değil; devlet otoritesinin ceza verme yetkisini ifade eden eski bir kavramdır.

Topkapı Sarayı’nın hemen dışında bulunan Siyaset Çeşmesi, idamların ardından cellatların kılıçlarını temizlediği yerdi. Özellikle devletin en üst makamlarında görev yapan nice vezir, paşa ve devlet adamı, bir gün devletin zirvesindeyken ertesi gün aynı devletin verdiği hükmün muhatabı olabilmiştir. Güç, makam ve ihtişam; hukukun ve devlet otoritesinin karşısında sonsuz değildi. Siyaset Çeşmesi, biraz da bunun sessiz şahidiydi.

s

Siyaset Çeşmesi – Topkapı Sarayı, İstanbul.

Aradan yüzyıllar geçti. Çeşme yerinde duruyor; fakat siyasetin anlamı değişti, devlet değişti, hukuk düzeni değişti. Değişmeyen ise insanın güçle kurduğu ilişki oldu.

Bugün siyaset, aslında millete hizmet etmenin en ağır sorumluluklarından biri olması gerekirken, çoğu zaman kişisel servetin, nüfuzun ve ayrıcalığın kapısı olarak görülebiliyor. Makamlar emanet olmaktan çıkıp ganimet gibi algılandığında; kamu kaynakları milletin ortak değeri olmaktan uzaklaşıp şahsi imkanların uzantısı olarak görüldüğünde, siyaset asli mecrasından sapıyor.

İşte asıl tehlike de burada başlıyor.

Çünkü siyaset, hizmet üretmenin değil de beslenmenin aracı haline geldiğinde; makamlar millete hesap vermenin değil, hesap görmemenin kalkanı olarak görüldüğünde, infaz er ya da geç devreye giriyor. Kimi zaman seçim sandığıyla, kimi zaman vicdanların hükmüyle, kimi zaman da bağımsız yargının kararıyla…

Tarih bize öğretmiştir ki hiçbir makam ebedî değildir. Hiçbir koltuk dokunulmaz değildir. Devletler değişir, iktidarlar değişir, isimler değişir; fakat kamu adına kullanılan yetkinin hesabını verme ilkesi değişmez.

Belki bugün artık cellatlar yok. Kılıçlar da yok. Fakat kamu vicdanı var. Hukuk var. Hesap verme zorunluluğu var. Bunlar da modern zamanların en güçlü terazisi olmaya devam ediyor.

Siyaset Çeşmesi’ni sadece geçmişin ürkütücü bir hatırası olarak okumak eksik kalacaktır. Asıl mesele, onun bize verdiği derstir. Güç, insanı adaletten uzaklaştırdığında sonu hüsrandır. Makam, emanet olmaktan çıkıp menfaat kapısına dönüştüğünde bedelini yalnızca kişiler değil, toplum da öder.

Bu yüzden bugün yeni Siyaset Çeşmeleri inşa etmemize gerek yok. İhtiyacımız olan şey; şeffaflığın, hesap verebilirliğin, liyakatin ve hukuk devletinin güçlendirilmesidir.

Çünkü siyaset, millete hizmet edilen bir makam olarak görüldüğünde toplum kazanır.

Ama siyaset, kana kana beslenilip semirilen bir sofraya dönüştürüldüğünde, hukuki ve siyasi infazların sonu hiçbir zaman gelmeyecektir. Siyaset Çeşmesi bunun yalnızca geçmişte kalmış bir hatırası değil, adeta her döneme düşen bir ibret vesikasıdır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Hasan Kaya Arşivi

Kızılay Solcusu

09 Eylül 2026 Çarşamba 17:30

Çocuk şiddeti

17 Nisan 2026 Cuma 10:50

ADAY ENFLASYONU

26 Mart 2026 Perşembe 13:42

Değer Düşmanları

19 Mart 2026 Perşembe 11:42

Aynadaki aday

04 Mart 2026 Çarşamba 14:02

Milliyetçi misin? Ulusalcı mı?

18 Şubat 2026 Çarşamba 13:22

Hayırlı Cumalar Deterjanı

11 Şubat 2026 Çarşamba 12:39

Saç Örgüsü

04 Şubat 2026 Çarşamba 11:30

Yükselen Milliyetçilik

15 Ocak 2026 Perşembe 13:33

İdeolojik Körlük

07 Ocak 2026 Çarşamba 11:20