M.Bilge Demir
Bir Boşluk Meselesi
"Merak ediyorum, acaba hayattaki her şey, her şeyin yozlaşmış hali midir, diye." böyle diyor Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı'nda.
Her şeyin yozlaşmış olduğu bu dönemlerde yaşamak düştü bizim payımıza. Daha kötüsü olamaz dediğimiz her ne varsa, bir bir yaşarken buluyoruz kendimizi. Ve 21. yüzyılın o burnu beş karış havada gezen medeni insanları bir türlü tutunmayı beceremedik.
Gözüm Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabına kayıyor. Tutunmak, ne mühim bir mesele, tutunamamak ne büyük bir kayıp.
Bir bir düşüyoruz. Bugün bir ülkenin düşüşüne seyirci kalırken, yarın kendi ülkemizden, ertesi gün yüzünü bildiğimiz ama ismini bilmediğimiz, sonraki günler hem ismini hen yüzünü bildiğimiz düşüşlere tanıklık edeceğiz. Ediyoruz da.
Boşluklar kara delik gibi yutuyor bir bir. Henüz ne olduğumuzu bile bilemeden kayıp giden hayatlara ahlar vahlar çekip, gelecek acılara kapı aralıyoruz. Bekliyoruz. Her geçen gün olanlar, olmakla kalmıyor, hislerimizden de bir parça alıp götürüyor.
Alışıyoruz, sıradanlaşıyoruz; hem bizler hem hislerimiz.
Tutunmak!
Bazen bir insana, bazen bir ideale, bizi düşmekten kurtaracak, koruyacak bir şeye tutunmak.
Boşluk, adı konulmamış bir kelime. Ama hepimizin bağrına basıp sonra söküp atmak için debelendiği bir fazlalık.
Boşluk bir yama gibi duruyor insanın üzerinde. O kadar göze batan, o kadar irrite edici.
Boşluk, bir his kaybı!
"Geleceği elinden alınan adamın geçmişi de elinden alınacak diye korkuyorduk." Oğuz Atay, Tutunamayanlar
İyi örülmemiş duvarlar gibiyiz. Hep beraber ördüğümüz duvarların şimdi üzerimize bir bir düşüşünden kaçacak yer arıyoruz.
Harcı sağlam olmadıktan sonra tuğlalar ne işe yarar?
Harcımız inancımız, emeğimiz, değerlerimiz; anlam verdiğimiz ugraşlarımızdı, sahici olan her şeydi.
Her şey bizden çıktı ve yine bize dönüyor.
Fırtınalı bir havada sağa sola savruluyoruz. Savrulan sadece biz değiliz; söylenmemiş sözlerimiz, susturduğumuz vicdanımız, kıyamadığımız konforumuz...
Her şey bizimle birlikte koca bir boşluktan düştü. Hepimiz başka zamanlarda başka yerlerde düştük.
Ve ömrümüzde gördüğümüz en şiddetli fırtınayı şimdiki zamanlarda yaşıyoruz.
"Yaşamayı bilmeden yaşayan bizlere, her şeyi reddetmekten başka hayat tarzı, dünyayı seyretmekten başka yazgı kalıyor muydu?" Fernando Pessoa
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.