M.Bilge Demir
İtirazım var!
Atlas Çağlayan'a İthafen!...
"Zihnin hiçbir saygıdeğer uğraşı yoksa, çok geçmeden değersiz uğraşların istilasına uğrar."
-Jules Payot, İrade Eğitimi
Bazı cümleler yıllar önce yazılır ama muhatabını gelecekte bulur. Altını çizdiğim bu satırlar bireysel bir uyarı değil; toplumun içine düştüğü boşluğun tarifi gibi adeta.
İtirazım var.
Hergün;
Bir çocuk haberi,
Bir istismar haberi,
Bir cinayet,
Bir yolsuzluk,
Bir savaş,
Bir adaletsizlik haberi...
İnsan böyle acımasız bir şeye evrilmek üzere yaratılmadı. Bu çağ ruhu öğüten bir çağ gibi geliyor bana.
Gerçek şu ki, bizler yanlış bir zamanda dünyaya geldik. Her çağ kendi kaderini yaşıyorsa biz belki de en kötüsüne denk geldik. Sanki insanlık bütün karanlık ve kirli yüzünü bizim yüzyılımıza saklamış gibi.
Kölelik çağı, savaş çağı, diktatörlük çağı!
Yeni bir dünya düzeni olmalı, kapısından girerken niyetlerimizi haykıran bir de sensör olmalı; böylesine ruhu kötülüğe meyyal olanlar adım atmamalı.
Keşke olsa!
Atlas Çağlayan 16 yaşında bir çocuktu. 15 yaşındaki bir katil tarafından göğsünden bıçaklanarak katledildi.
Atlas Çağlayan, sadece bir çocuğun değil, bir düzenin kaybı ve ayıbıdır. Onu hayattan koparan cellat kadar, o eli büyüten boşluk da konuşulmadıkça bu hikâyeler bitmeyecek.
"Ölen de öldüren de bizim çocuklarımız algısına itirazım var." Çünkü bu tarz güzellemeler katil adaylarına cesaret verirken, masum çocukları katillerin hedefine koyan deli saçması sözler.
Maalesef katil çocukları yasanın her türlü boşluğunda aklamaya çalışan sistem, geride evladının yasını tutan ana babaların boynunu bükük bırakıyor. Üstelik tehditlerle aile sanki cinayeti işlemiş gibi yas tutmaları, hak aramaları bile çok görülüyor.
Bir ülke düşünün savaş yok ama neredeyse aralıklı bir şekilde çocuklar mezara giriyor.
Yoksulluk diyoruz, parçalanmış aile diyoruz, eğitimsizlik diyoruz, sokak kültürü diyoruz, toplum diyoruz; ama bu koşullar altında yaşayıp elini kirletmeyen binlerce çocuk, insan var. Yani içinde bulunduğumuz koşullar ne kadar zor olursa olsun, bir başkasının yaşamına son vermek için haklı bir gerekçe olamaz.
Her kötülüğü her yanlışı her cinayeti ajite ederek masum çocuklara ve insanlara haksızlık yapanların yanında olmadığımı söylemek istiyorum.
Çünkü bu benim vicdanımın beyanıdır; sesim belki yeteri kadar güçlü çıkmayabilir ama ne tarafta durmam gerektiğini biliyorum.
Bir çocuğun, insanın hayatı; bir katilin travmalarından daha değersiz değildir.
Ne taş kalpli olmak istiyorum ne de kör ve yanlı bir merhametin parçası...
İyi ki alışmıyorum/z.
İyi ki itiraz ediyorum/z.
Dünya değişmeyecek olsa da sözlerim hiçbir şeyi düzeltmeyecek olsa da; hiçbir çocuğun hayatını kurtarmayacak olsa da hiçbir acıyı geri alamayacak olsa da itirazım var.
Bir çocuğun hayaller kuruması gerekirken, cebinde taşıdığı silaha, bıçağa itirazım var.
Bu çocukların öldürmesini isteyenlere, kötüye arka çıkanlara, her defasında affedenlere itirazım var.
Bu haberlerin birkaç gün konuşulup unutulmasına, acının bile gündem ömrünün 1- 2 dakika olduğu düzene itirazım var.
Yaşı küçük diye katillerin suça sürüklenmiş mağdurlar gibi romantize edilmesine itirazım var.
Anlamak istiyorum, evet. Çok anlamak istiyorum. O karanlığın nerede başladığını görmek istiyorum.
Anlamak, bir suçu aklamak değildir. Anlamak başka, aklamak başka.
Yarın, yine bir çocuk kurban haberleri duyacağız ama kendi içimde ve kendi içinde şu sözü söyleyenlerin sesini diri tutacağım.
"Bu böyle olmak zorunda değil. Yeterince güçlü değil sesim ama gücüm yettiğince buna alışmayacağım."
Suçu doğuran şartları konuşmak zorundayız; ama suç işleyenin sorumluluğunu silmeden.
Atlas Çağlayan yavrumuza rahmet; kederli ailesine de sabır diliyorum.
Ben Atlas Çağlayan'ı yazarken, Organizatör Epstein'ın çocuk istismarları dünyanın gündemine bomba gibi düştü.
Gel de şu koşullarda umudunu diri tut.
"Eğer hiç kimse hüküm süren alışkanlıklarla savaşmazsa bu alışkanlıklar sonsuza dek sürecektir."
-Jules Payot, Mutluluğun Fethi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.