M.Bilge Demir
Bir Damar: Hürmüz Boğazı, Bir Hafıza: İran
Ortadoğu'nun göz bebeği İran!
Bazı topraklar sadece toprak, bazı sular sadece su değildir; arzunun, korkunun ve gücün kesiştiği yerlerdir.
Toprağın altında sakladığı o siyah sığınak: Petrol.
Dünyanın en iştahlı bakışlarını üzerine çeken; en pahalı pazarların sahibi, uğruna göz kırpılmadan ateşe verilen 'Madeni'. Sen neymişsin!
İşte tam da bu yüzden, bu coğrafya sadece yaşanan bir yer değil, uğruna yakılıp, yıkılan bir alan haline geliyor.
Çünkü petrol, sadece enerji değildir; iktidardır, yön vermektir, hükmetmektir.
Hürmüz Boğazı ise bu hikâyenin kilididir. Anahtar kimin elindeyse, dünya biraz da onun ritmine göre döner. Anahtar İran'ın elinde. Ve zenginliğine haklı olarak sahip çıkıyor.
Boğaz deyip geçmek haksızlıktır. Çünkü bazı geçitler sadece suyu değil, tarihi, kaderi ve insanlığın nabzını taşır. Hürmüz gibi!
O, sadece iki kıyıyı ayıran bir hat değildir; bir kalbin atışı gibi dünyaya kan pompalayan görünmez bir dolaşımdır.
Hürmüz Boğazı, yeryüzünün nabzını tutan bir damar gibi, her gün milyonlarca varil petrolü, ticaretin yükünü ve insanlığın geleceğini sessizce taşır.
Hürmüz'ün taşıdığı sadece yük değildir; gerilimdir, bekleyiştir, tarihin ince bir ip üzerinde yürüyüşüdür. Bir an durduğunda, sadece sular değil, dünya da duraksar.
Çünkü bazı boğazlar vardır ki, haritalarda ince bir çizgi, ama hakikatte bir dünyanın kalp atışıdır.
Hürmüz gibi geçitler, insanlığın en zayıf ve en aç gözlü yanını aynı anda ortaya çıkarır. Oradan geçen sadece gemiler değildir, ihtiras geçer, korku geçer, egemen olma arzusu geçer.
Kaos! Çünkü paylaşamıyoruz.
Gerilim! Çünkü vazgeçemiyoruz.
Hırs! Çünkü yetinmeyi unuttuk.
Ve bütün bunların uzantısı olarak savaşlar aslında haritalarda değil, insanların içinde başlıyor. Bir boğazın darlığı değil mesele, insanın içindeki sonsuz genişlikte kayboluşu.
Dünya yanıyor; bazen bir damla petrol için, bazen bir geçitin kontrolü için; ama en çok da insanın kendine hükmedemeyişi yüzünden.
Bugün İran dediğimiz ülke, 3-5 yıllık bir hikâyenin adı değildir. O, binlerce yıllık Mezopotamya'nın izlerini taşıyan, tarihin, edebiyatın, sanatın ve devlet aklının derin hafızasında yer etmiş bir medeniyettir.
Bu yüzden İran deyip geçmemek gerekir. Hürmüz Boğazı deyip geçmemek gerekir.
Çünkü mesele yalnızca bir ülke, bir geçit ya da bir zenginlik değildir. Mesele, insanlığın ortak geçmişine ve geleceğine nasıl baktığı, nasıl sahip çıktığıdır.
Bu coğrafyada savaşlar bitmez, kan bitmez.
Demem o ki, mesele sadece toprak değil, toprağın altındakiyle kurulan tahakküm hayalidir.
Umarım ki zaman, bu coğrafyanın yaralarını sarmasında ona eşlik eder. Ortadoğu'nun kadim toprakları artık eylem ile değil huzur ile anılır.
İran ve etrafındaki ülkeler için toprağın altındaki zenginlik değil, üstündeki hayat kıymetli olur. Çünkü hiçbir maden hiçbir güç arzusu bir insanın yaşamından daha değerli değildir.
Ezcümle!
Hiçbir güç -adı ne olursa olsun- başka bir toprağın kaderini zorla yazmamalıdır.
Ve temennim odur ki, bu kadim coğrafyada silahların sesi değil, insanın ve insana dair şeylerin sesi duyulsun.
Özgürlüğün, huzurun ve barışın sadece bir dilek değil, gerçekten olduğu günlere..
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.