Ekrem Özdemir
IV. MURAD’IN TAHTA ÇIKIŞI VE ANADOLU’NUN AHVALİ -11-
Kıymetli okuyucu, IV. Murad’ın saltanat döneminde Anadolu’nun ve Osmanlı Devleti’nin ahvalinin nasıl olduğu konusundaki malumatlarımızın on birincisini takdim ediyorum.
Osmanlı ordusu Sultan Murad’ın komutası altında Konya’daki konak merkezinden Revan seferi için ayrılarak Sivas’a doğru hareket etmişti. Sivas yakınlarına varıldığında Bostancı ocağına bağlı ağalardan birisi (Osmanlı askeri sistemi içinde Bostancılar Padişahın özel korumasını yapan silahlı kimselerdir. Bunların yetiştirildiği ocağa da Bostancı ocağı ismi verilirdi. Bu askerler Padişahın yanı başında yada saltanat arabalarında veya saltanat kayıklarında bulunurlar ve Padişahın yakın korumasını yaparlardı) Padişahın yani Sultan IV. Murad’ın yazısın taklit ederek yol üzerinde sancak beylerine ve Sivas Beylerbeyine bilgi sızdırmasının duyulması üzerine Padişah bu meseleye oldukça sinirlenerek adı geçen bu Bostancı ağasını huzuruna getirterek derisi yüzülmek suretiyle öldürülmesini emretmiştir.
Bu arada Konya kadısı olan Şehla Mehmet Efendi’den şikâyet olunması üzerine hemen Konya’ya adam gönderildi ve kadı Şehla Mehmet Efendi Konya pazaryerinde asılarak idam edildi. Meselenin iç yüzü ise şu şekilde cereyan etmişti. Önce Konya kadısı Şehla Mehmet Efendi Konya’nın ileri gelen ailelerinden Karayılan lakaplı aileden iki kişinin Sultan Murad’ın gazabına uğratarak idam ettirmesi üzerine kendisinin de şikâyet üzerine öldürülmesi hususu tarihçiler tarafından Karayılan ailesi taraftarlarınca şikâyet edilerek kadının öldürüldüğü rivayet edilmektedir.
Demirkazık Halil Paşa’nın İdam Edilmesi:
Sultan IV. Murad, ordunun başında Revan seferi için Sivas dolaylarında iken daha önce Bağdat üzerine sefere gönderilen Vezir-i azam Mehmet Paşa (Tabanı yassı Mehmet Paşa) Diyarbakır’da ordusuyla kışlamakta iken seferin Revan üzerine olduğunu ve Padişahın da ordunun başında olduğunu haber alır almaz derhal Erzurum’a doğru Revan seferine giden orduya katılmak üzere hareket etti. Bu sırada da Erzurum Valisi Demirkazık lakaplı Halil Paşa idi. Paşa bu lakabı İran üzerine yapılan seferlerdeki sebatı ve kazanmış olduğu zaferlerden almıştı. Ancak Padişahın yanında bulunan ve vezir-i azama vekalet eden Murtaza Paşa ile Demirkazık Halil Paşa’nın İran seferindeki komutanlık meselesinden dolayı araları açık ve Murtaza Paşa Halil Paşa’yı çekememekte idi.
Halil Paşa’nın hiçbir suçu ve günahı olmamasına rağmen sırf kin ve garezinden dolayı Murtaza Paşa, Padişah IV. Murad’ı menfi tesir altına alarak Demirkazık Halil Paşa’nın idamı için Padişahtan hatt-ı hümayun (yani ferman) aldı ve hiçbir kabahati olmayan bu kıymetli komutan boğdurularak idam edildi. Bununla da yetinmeyen Murtaza Paşa, yine husumet ve şahsi kin duyduğu İzmir Kadısı Tevfikzade Mehmet Efendi’yi de Padişah fermanıyla katlettirdi. Ayşe Sultanla evlenerek Saray’a damat da olan Murtaza Paşa için tarihçiler “hasta mizaçlı bir kişiliğe sahipti” diye rivayet ederler.
Sultan Murad, 1635 senesinin haziran ayının ortalarında Revan sefer için çıkmış olduğu yolculukta Bayburt’a gelmişti. Diyarbakır’dan hareket eden vezir-i azam Tabanı yassı Mehmet Paşa komutasındaki Bağdat seferi için hazırlık yapan ordu da kendisini burada karşılayarak büyük bir coşku ve mutantan bir gösteriyle Erzurum’a girildi. Burada da geliş güzergahında olduğu gibi bazı şikayetler üzerine yine idamlar yapıldı. Bunlar Sivas Beylerbeyi Osman Paşa, Besnili Ali Paşa ve yeniçeri ocağından bazı isimler ve sipahi zorbalarından Işık Yahya idi. Erzurum konak yerinden ayrılan ordu önce Kars’a ve daha sonra da Revan (Erivan) önüne gelindi. Sultan Murad’ın Revan seferine gidiş ve dönüşü toplam olarak yaklaşık 11 ay sürmüştür.
Revan’ın Alınması:
Revan (Erivan), Anadolu, İran ve Kafkasya arasında önemli bir geçiş yolu teşkil etmekteydi. Kale olarak küçük ise de hudut üzerinde bulunması sebebiyle ehemmiyeti büyüktü. Revan’a yönelik Osmanlı devletinin ilgisi Yavuz Sultan Selim döneminde başlamıştır. (1514) Osmanlı – Safevî savaşlarından sürekli el değiştirerek etkilenmiştir. Sultan IV. Murad döneminde ise Revan kalesinin muhafızı babası Emurgune Han’ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Emirgune oğlu Tahmasb Kulu Han idi. yaklaşık otuz yıldır Emirgune han ve oğlu Tahmasb Kulu Han bu kalede hüküm sürmekte idiler. 1635 senesinde kalenin kuşatıldığı esnada kalede 12.000 muhafız bulunmak idi. Bu muhasara yaklaşık 11 gün sürdü. Sonunda Emirgune oğlu Tahmasb Kulu Han kaleden çıkarak kuşatma ordusunun başında bulunan Padişahla görüşüp anlaşarak kaleyi teslim etti. Sultan Murad, Tahmasb Kulu Han’a Yusuf adını ve vezirlik verdi. Bundan böyle Emirgune oğlu Yusuf Paşa olarak anılmaya başladı ve aynı zamanda Halep valisi yapıldıysa da hakkında fazlaca şikâyet bulunmasından dolayı azledildi.
Tarihçilerin düşmüş olduğu kayda göre Emirgune oğlu Yusuf Paşa, sefih, ayyaş ve ahlaksız bir adamdı; Halep valiliği sırasında yapmış olduğu edepsizlikler sebebiyle iki ay sonra azledilerek Padişahın emriyle İzmit’e getirilmiş ve orada Padişahın seferden dönmesini beklemiştir. Sultan Murad, İzmit’e geldiğinden Emirgune oğlu Yusuf Paşa’yı da beraberin alarak İstanbul’a getirmiş ve boğazda kendisine verilen ikamet köşkünden dolayı o semt bugün dahi Emirgan ismiyle meşhurdur.
Sultan Murad’ın Revan’ı almasının üzerinden henüz 7,5 ay geçmişti ki İranlılar tekrar kaleyi muhasara ettiler ve bunun üzerine Diyarbakır’da bulunan vezir-i azam Mehmet Paşa’ya acele yardım edilmesi emredildiyse de mevsimin kış olması münasebetiyle herhangi bir başarı elde edilememiştir. Bunun üzerine Tabanı yassı Mehmet Paşa vezir-i azamlıktan uzaklaştırılmıştır. Yerine ise Bayram Paşa vezir-i azam olarak tayin edildi.
Şehzadelerin İdamı:
Sultan Murad’ın tahta çıktığı zaman hayatta olan 4 kardeşi vardı bunlar Bayezid, Süleyman, Kasım ve İbrahim idi. Bayezid ve Süleyman 25 yaşlarında idi ve İstanbul’da tebdil kıyafetle gezerken yanına kardeşi Süleyman’ı alarak gezdiği rivayet edilir. Bayezid ise Sultan Murad’dan üç ay kadar daha küçüktü. Daha önce de belirttiğim gibi Sultan Murad, ocaklıların isyanı esnasında düzenlemiş olduğu ayak divanında kendisine şehzadelerin öldürülmeyeceğine dair teklif sunmaları ve bunu da vezir-i azam ve şeyhülislamın kefaletine bağlamaları ve daha sonra da iki defa padişahı tahtan indirme teşebbüsünde bulunmaları aynı zamanda padişahın şehzadeleri öldürmesi için vesile teşkil etmişti. Ancak Sultan Murad bunun için zaman ve fırsat kollamakta idi.
Revan kalesinin fethi bu meselenin halledilmesi için iyi bir fırsattı. Zira fetih haberi İstanbul’a ulaştırılmış ve büyük şenlikler düzenlenmesi de emrolunmuştu. Bu esna dada daha sonra vezir-i azam tayin olunan Bayram Paşa, İstanbul’un asayiş ve güvenliğinden sorumlu bulunmaktaydı ve kendisine gizlice bir ferman gönderilerek Sultan Murad ile aynı yaşta bulunan Bayezid ve Süleyman’ın boğdurulması emrini verdi.
Bu emri alan Bayram Paşa ve Bostancıbaşı Duçe Mehmet istemeyerek te olsa halk eğlence ve kutlamalara kendisini kaptırdığı bir sırada şehzadeleri değişik bahaneler uydurarak odalarından aldılar ve Bayezid ve Süleyman’ın yalvarmalarına ve ağlamalarına aldırmayarak boğdurulması emrini infaz ettiler. Eğlence ve kutlamalarda bulunan halk hiçbir şey anlamadan öldürülen şehzadelerin cenazeleri yıkandı ve babalarının yanına yani Sultan Ahmet türbesine defnedildiler.
Geriye kalan iki kardeşten Kasım kendisinden büyük biraderleri Bayezid ve Süleyman’ın ölümünden sonra iki ay kadar daha yaşadıysa da Sultan Murad’ın Bağdat Seferine çıktığı sırada boğdurulduğu için Osmanlı tahtının varisi sadece bu kardeşlerden İbrahim hayatta kalmıştı ve henüz 23 yaşındaydı.
Kıymetli okuyucu, haftaya Sultan Murad’ın Bağdat seferi ile yapılan icraatları ve Sultan Murad’ın saltanatının sonunu izaha çalışacağım. Böylelikle Sultan Murad dönemini bitirmiş olacağız. Selam ve muhabbetle.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.