IV. MURAD’IN TAHTA ÇIKIŞI VE ANADOLU’NUN AHVALİ -6-

Kıymetli okuyucu, IV. Murad’ın saltanat döneminde Anadolu’nun ve Osmanlı Devleti’nin ahvalinin nasıl olduğu konusundaki malumatlarımızın altıncısını takdim ediyorum.

Sultan Murad’ın İdareyi Eline Alması:

Sultan Murad, vezir-i azam Topal Recep Paşa’nın ve adamlarının bütün yaptıklarını gün be gün biliyor ve takip ediyordu. Vezir-i azam’ın ihanet ve melanetlerini gerek Rum Mehmet ve gerekse Yeniçeri ağası olan Köse Mehmet ile yapmış olduğu bir görüşmede onlar da teyit etmişlerdi. Bütün bu isyan faaliyetlerinin vezir-i azam Recep Paşa’nın hıyanetleri sonucu olduğundan Sultan Murad’ın hiçbir tereddüdü kalmamıştı.

Vezir-i Azam’ın Saray’a Davet Edilmesi:

Gerek sipahi askerlerinin ve gerek yeniçeri askerlerinin yapmış oldukları birtakım edepsizlikler ve bayram münasebetiyle ve para toplamak bahanesiyle tertip eyledikleri eğlenceler, soygunculuk yapmaları bittikten sonra adet olduğu üzre sadrazam Topal Recep Paşa, saraya davet edildi. Yine adeti üzre sadrazam yanında birtakım sipahi askerleri ile geldiyse de yanındakileri ve üzerindeki silahları dış kapı önünde bırakarak padişahın huzuruna öylece götürüldü.

Toplantı başlamadan önce sadrazam Recep Paşa, padişahın eteğini öpüp temenna edeceği sırada Sultan Murad: “Gel bre topal zorba başı” diye seslendi. Zira Recep Paşa, öteden beri çekmekte olduğu bir hastalıktan dolayı topallayarak yürüdüğü için kendisine bu lakap takılmıştı. Bu sözü işiten Recep Paşa’nın kan beynine sıçradı ve vaziyetin fena olacağını anladı ve “Haşa Padişahım vallahi ve billahi padişahımın rızasından hariç zerre kadar bir hareketim yoktur” diye savunmaya geçtiyse de artık bu yalanları çok defa sineye çeken ve sabrının sonuna gelen Sultan Murad:

Bre kafir abdest al” diye hiddetlenerek bağırdı. Zira Topal Recep Paşa’nın bir sözünü Sultan Murad hiç unutmamıştı. Ayak divanının düzenlendiği bir günde ve padişahın dışarı çıkacağı bir anda “Padişahım abdest alıp öyle dışarı çıkın bu kul taifesinin ne yapacağı bilinmez” gibisinden padişahın öldürülmesi ihtimalini ima eden sözler söylemişti. Sultan Murad’ın “Şu hain herifin tez başını kesin” diye emir vermesine rağmen cellatlar hazır olmadığı için padişahın korumasında bulunan askerler hemen oracıkta sadrazam Recep Paşa’nın işin bitirdiler ve dış kapı önünde bekleyen adamlarına sadrazamın cansız bedeni atıldı. Onlar da vaziyetin vahametini anlayarak herhangi bir olaya sebebiyet vermeden dağılıp gittiler.

Sultan Murad, Mısır valiliğinden azledilmiş olan Tabanı yassı Mehmet Paşa’yı yeni sadrazam olarak nasp ve tayin edildi ve Mehmet Paşa’ya bu zorbaların hakkında gelmesi için de emir verildi. Sipahi ve yeniçeri ileri gelenleri arasında Recep Paşa’nın bu şekilde idam edilmesi zorlarına gittiyse de vaziyetin vahametini anladıklarından içlerindeki öfkeyi meydana çıkarmaya cesaret edemediler. Şimdi üstünlük padişaha geçmişti.

Sinan Paşa Köşkü Toplantısı ve Kararları:

Sultan Murad, artık yirmi yaşını doldurmuş, zeki, gözü pek, dikkati yerinde ve ayak divanı toplantılarından da ders çıkarmış vücutça da kuvvetli bir padişahtı. Topal Recep Paşa’yı ortadan kaldırdıktan sonra yerine sadrazam olan Tabanı yassı Mehmet Paşa’dan sipahi ve yeniçeri zorbalarına kesin olarak müsamaha göstermemelerini emretmişti.

O tarihlerde Kanuni Sultan Süleyman’ın zamanından beri sefer esnasında ordu da emir zabitliği yapmak üzere kapıkulu süvarilerinden üç yüz kişi ayrılıp hizmet ederler ve bunların bu hizmetlerine mukabil divan hizmetlerinden birer vazife verilirdi. Bu süvarilere sıra ile cizye defterleri, (fethedilen yerlerdeki Müslüman olmayan ahaliden alınan vergilerin kaydedildiği defterler) vakıf tevliyetleri (vakıf mütevelliliği) ve iltizam gibi şeyler verilir ve bunlarda onları mültezimlere satarak para alırlardı. Sultan Murad döneminde bu öyle istismar edilir hale gelmişti ki adeta devlet hazinesi bu üç esas üzerine soyuluyordu. Sipahiler bu istismar kapısını açık tutmak için yeni sadrazamdan birtakım taleplerde bulunmuşlardı. Sadrazam da bu istekleri padişaha arz etti. Sultan Murad:

Ecdadımız zamanında müdahale etmedikleri hizmetlerin karşılığı verilmesin, kanun üzere diğerleri verilsin” diye sadrazama ferman buyurdu. Bunun üzerine sipahiler bu günkü At Meydanı’nın da (Bu günkü Sultan Ahmet Meydanı) toplandılar. Bunu haber alan Sultan Murad, sahilde bulunan Sinan Paşa köşkünde bir ayak divanı düzenleyeceğini bütün devlet ricaline duyurdu. Vezir-i azam, Şeyhülislam, kadılar, ulema, yeniçeri ocağının ağaları, sipahi ocağının ağaları ve diğer ileri gelenleri de bu toplantıya davet etti. Yeniçeri ağasının padişaha bağlı olmasından dolayıdır ki, yeniçeriler etrafı muhafaza altına aldılar. Padişah, toplantıya iştirak edeceklerin aralarından seçecekleri birkaç kişi göndermelerini talep etti. Bunun üzerine bir tehlike sezen askerler tuzağa düşmemek için eski askerlerden bazılarını gönderdiler.

Sultan Murad, bu gelen heyete nasihat yollu yapılan ve yapılacak olan fenalıkların devletin yıkılmasına sebep olacağını ve herkesin hakkına razı olup emir ve kanunlara itaat etmesini söyleyince bütün ocak ağaları ve yeniçeri hayır dua ile alkış kopardılar ve hep bir ağızdan:

Devletli Padişahımız, sen bizim padişahımızsın, bizim sana hiçbir şekilde muhalefetimiz yoktur, dostuna dost, düşmanına düşmanız” demeleri üzerine Sultan Murad: “Aranızda olan fesatçıları temizleyin, teslim edin ki bende her birinize derecesine göre inayet ve riayet edeyim” demesi üzerine bütün ocak ağaları yine bağlılık sözlerini teyit ettiler. Bunun üzerine Sultan Murad, Vallahi mi? Billahi mi? Diye bütün ocak ağaları ve diğerlerini yemine çekti ve bütün bu görüşmeleri de kaydettirdi. Gerek yeniçeri ve gerek sipahi ocaklarının bu yemininden sonra Sultan Murad, oradaki askerlere dönerek acı ve tesirli hitapta bulundu. “İtaatsizlikleriniz ve bütün devlet gelirlerini hizmet adı altında alıp halkı dağıtmanız ve halka yapmış olduğunuz zulüm ve eziyetler memleketi harap bir hale getirdi, halk olmayınca devlet hazinesi de olmaz” gibi sözler söyleyince onlar da asi olmadıklarını beyan ettiler ve Sultan Murad, bunu da kaydettirdi.

Padişah bu toplantıda kadıların da rüşvetle iş yaptıklarından bahsetti. Bunun üzerine kadılar da askerlerin kendilerine zorla iş yaptırdıklarını bildirdiler, şikayetlerinin dikkate alınmadığını söylediler. Kadılar da bütün zulümleri defedeceklerini ve herkesin hakkını vereceklerini kanuna riayet edeceklerine dair yemin ettiler.

Sultan Murad, bunları da kayıt altına aldırdı. Bu toplantıda yapılan bütün konuşmalar, görüşmeler ve verilen sözler, edilen yeminler kayıt altına alındı ve toplantıya iştirak edenler tarafından da imzalanarak mühürlendi.

Haftaya temizleme hareketiyle devam edeceğiz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Özdemir Arşivi