Ekrem Özdemir
ESİRLİKTEN KAPTAN-I DERYA’LIGA VARAN BİR SERÜVEN PİYALE PAŞA
Sevgili Okuyucu, bu hafta size Kanuni Sultan Süleyman’ın Kaptan-ı Deryası Piyale Paşa’yı tanıtacağım.
Piyale Paşa, Osmanlı ordusunun Macaristan seferi ve Mohaç Muharebesi sırasında esir alınmıştır. Aslen Hırvat asıllı bir ayakkabıcının oğlu bir devşirmedir. Başka bir rivayete göre de Macar devşirmesidir. Mohaç Muharebesinde esir edildikten sonra İstanbul’a getirilip Enderun’da terbiye edildiği de rivayet edilmektedir. Sonradan kendisi saraylı bir sultanla da evlendirilerek Osmanlı hanedanına damat bile olmuştur. Karısı Şehzade Selim’in kızı Gevher Han Sultandır.
Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’nın vefatı üzerine yerine Sokullu Mehmet Paşa ve daha sonra da onun Rumeli Beylerbeyliğine tayin edilmesi üzerine meşhur Damat Rüstem Paşa’nın kardeşi olan Koca Sinan Paşa Kaptan-ı Derya olmuştur. Koca Sinan Paşa, hayatı boyunca ve hatta ölünceye kadar kendisine rakip olarak gördüğü Turgut Reis’e karşı kardeşi Vezir-i Azam Rüstem Paşa ile birlikte birtakım entrikalar çevirmekten ve hatta Turgut Reis’in fütuhatının üstüne yatmaktan başka bir şey yapamayan bu şımarık Koca Sinan Paşa’nın yerine Kaptan-ı Derya tayin edilmiştir. Bugün İstanbul Beşiktaş’taki “Sinan Paşa Camii” işte bu Koca Sinan Paşanındır.
1571 tarihinden itibaren 7 senedir ikinci vezirlik makamında bulunan Piyale Paşa, Osmanlı Türk tarihinin en büyük denizcilerindendir. Kaptan-ı Derya Piyale Paşa’nın en büyük zaferi Cerbe Deniz Muharebesindedir.
CERBE DENİZ MUHAREBESİ
Barbaros’un vefatından itibaren Türk Donanması sefere çıkarken Beşiktaş’daki türbenin önünde toplanıp dini ve askeri merasim yapıldıktan sonra oradan hareket etmek gelenek haline geldiği için Kaptan-ı Derya Piyale Paşa kumandasındaki 120 gemiden ibaret olan donanma da bu merasimden sonra Akdeniz’e doğru açılmıştır. Akdeniz’e açılan Osmanlı donanması önce Girit adasında bulunan Modon üssünde bazı levazımlarını tamamladıktan ve son hazırlıklarını da ikmal ettikten sonra Malta üzerine hareket etmiştir.
Malta’ya taarruz esnasında Malta’nın yakınında bulunan Gazzo (Gozo, adası, uzunluğu 14,5 km, genişliği 7,2 km olup Malta’nın ikinci büyük adasıdır) adası yağma ve tahrip edilmiş esirler ve ganimetler alınmış ve bu esnada Turgut Reis’in Trablusgarp’tan gönderdiği bir geminin düşman donanmasının hala Cerbe (Jerba, bu gün Tunus’ta Gabes körfezi içinde 511 km2’lik yüzölçümü ile kuzey Afrika’nın en büyük adası) adasında bulunduğunu bildirmiş; Piyale Paşa donanmasına yeteri kadar su aldıktan sonra Cerbe’ye doğru hareket etmiştir.
Türk donanması Cerbe adası önlerine yaklaştığı esnada orada bulunan düşman donanmasında müthiş bir heyecan baş göstererek:
Türkler geliyor.! Diye bir şaşkınlık ve kargaşalık olduğu rivayet edilir. Bu heyecan ve kargaşalığa rağmen adanın kumandanı Türk donanmasına karşı nizami bir harp vaziyeti Piyale Paşa’nın topçu ateşine karşılık vermiştir. Ancak Türk donanmasının ikiye ayrılıp ustaca bir harekât başlatması düşman donanmasını dağıtmış ve bir kısmı kaçıp kurtulmuş ve donanmamın büyük bir kısmı yakılmış ve zaptedilmiştir. Kumandan Coeli deniz harbinin sonlarına doğru İtalya’ya kaçıp canını kurtarmaya muvaffak olmuştur.
Bu savaşta düşman zayiatının irili ufaklı 70 gemi olduğu rivayet edilir. Bunun yanı sıra 19 gemi de zaptedilmiştir. Piyale Paşa’nın yapmış olduğu bu Cerbe Deniz Muharebesine Kılıç Ali Reis’de iştirak etmiştir. Sonuç olarak Barbaros Hayrettin Paşa’nın Preveze deniz zaferiyle başlayan Akdeniz Türk Hakimiyeti Piyale Paşa’nın bu Cerbe zaferiyle büsbütün sağlamlaşmıştır.
CERBE ADASININ MUHASARASI VE KARA HAREKÂTI
Hristiyan donanmasının mahvolması ve Cerbe adasının muhasara edildiği haberinin duyulması Barbaros Hayrettin Paşa’ya mağlup olan meşhur denizci Andrea Doria’nın üzüntüden ölümüne ve Hristiyan dünyasında büyük infiale sebep olmuştur. Cerbe adasında İspanyol, İtalyan, Alman ve Malta askerlerinden mürekkep çok mühim bir müdafaa kuvveti bulunmaktaydı. Bu kuvvetler Don Alvaro De Sandi kumandasında kaleye kapanıp müdafaa vaziyetine geçmişlerdi. Piyale Paşa’nın büyük zaferinden haberdar olan Trablusgarp Beylerbeyi Turgut Paşa, Cerbe kalesinin muhasarası için karadan ilerlemeye başlamıştır.
Don Alvaro De Sandi, kumandasındaki kuvvetler Türk muhasarasına 63 gün boyunca direndiler. Ancak Don Alvaro De Sandi’nin gizlice bir sandala binip İtalya’ya kaçma teşebbüsü esnasında yakalanıp esir edilmesi üzerine ve yapılan hücum neticesinde kale fethedilmiştir. Bu neticenin elde edilmesi Avrupalıların gerek Kuzey Afrika ve gerekse Akdeniz’de askeri vaziyetini çok sarsmıştır.
Cerbe muharebesinin zaferle sonuçlanması İstanbul’a bir harp gemisiyle bildirilmiş ve bu gemi büyük bir düşman bayrağını suların üstüne sarkıtarak Topkapı Sarayı’nın önüne demirlemiştir. Türk Donanması gelinceye kadar büyük bir neşe içinde bulunan İstanbul’da Piyale Paşa şerefine çok parlak merasim yapıldığı ve Kanuni Sultan Süleyman’ın muzaffer donanmasının gelişini Topkapı sarayının sahilindeki köşke inerek seyrettiği rivayet edilmektedir.
Düşmandan zapt edilen 19 kadırga direksiz ve dümensiz çekilerek getirilmesinin yanı sıra esir edilen başta Don Alvaro De Sandi olmak üzere diğer düşman Amiral ve Generalleri Piyale Paşa’nın gemisinde getirilmiş ve İstanbul sokaklarından geçirildikten sonra hapsedilmişlerdir. Cerbe’den getirilen esir miktarının 4.000 kadar olduğu da rivayet edilmektedir.
Yukarıda da kısaca değindiğimiz gibi Piyale Paşa’nın hanedana damat olması bu zafer sonucundadır. Huzura kabul edilen Piyale Paşa’ya muhtelif ihsan ve ikramlarda bulunulmasına rağmen Beylerbeyliğinde kıdemi olmadığı için vezaret payesi verilmemiş ancak Şehzade Selim’im kızı Gevher Han ile nişanlanarak bir yıl sonrada düğünü yapılarak Osmanlı Hanedanına damat olması sağlanmıştır.
DAMAT, İKİNCİ VEZİR PİYALE PAŞA’NIN VEFATI (1578)
Piyale Paşa’nın Cerbe muzafferiyetinin yanı sıra başarısız olduğu seferlerde vardır. Malta seferinden bir sonuç alınamaması bunlardan biridir. Ancak 1566 senesinde Sakız Adası’nın fethi bu başarısızlığı gölgede bırakmıştır. 14 yıl (1554 -1568) Osmanlı Donanmasına Kaptan-ı Derya olarak kumandanlık eden Piyale Paşa, üçüncü vezir rütbesinde bulunduğu halde donanmanın Kıbrıs seferinde de fevkalade olarak donanmaya kumanda etmiştir.
Kıbrıs seferinde ganimetler dolayısıyla Sokullu Mehmet Paşa ile arası açılmışsa da daha sonra barıştıkları rivayet edilmektedir. Bilhassa gaza ve ganimetlerden dolayı çok büyük bir servet sahibi olan Piyale Paşa’nın gerek İstanbul’da ve gerekse taşrada pek çok hayratı vardır. Bunların en meşhuru bugün İstanbul’un Kasımpaşa semtinde bulunan Büyük Piyale Paşa Camisidir. Bu cami medrese, tekke, türbe, hazire, sıbyan mektebi, sebil, çarşı ve hamamdan oluşan bir külliye halinde 1573 senesinde yaptırılmıştır. Bugün cami ve hazirenin haricinde diğer yapılar tamamen yok olmuşlardır. Caminin minberi mermerden ve mihrabı tamamen çinidendir. Cami 6 kubbeli ve tek minarelidir. Caminin mihrabı yönündeki türbede Piyale Paşa ile 7 oğlu ve 4 kızının mezarları bulunmaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.