Dr. Ahmet Polat

Dr. Ahmet Polat

Kelimelerimiz

 

Bir millet, günlük hayatta kullandığı kelime ve kavramları, tarihi köklerinden alır, gelecek nesillerin kültür ve medeniyetinin inşasına katkı sağlamak amacıyla yaşatır, istikbale taşır. Ecdadımız da kullandığı kelimelerle kimi zaman sevinmiş, kimi zaman üzülerek ağlamış, kimi zaman da dua kalıpları meydana getirerek diline pelesenk etmiştir.

Geniş hacimli fıkıh ve tefsir kitapları, bir meseleyi tahlil edeceğinde, mevzu bahis o kelimenin önce gramatik/semantik analizini, diğer kelimelerle ilişkisini, (hakikat, mecaz veya kinaye ile) evirildiği anlamları enine boyuna her şeyi döküp saçarak bağlantı kurmaya çalışır. Bu sayede zihin, o kelimeyi işittiği anda kafasında kelimeler ve o kelimelerin çağrıştırdığı anlamlar arasında yolculuğa çıkar.

İlmihal kitaplarındaki özlü bilgi ve hükümler de böyledir: Perde arkasında pek çok temellendirmeler, gerekçeler, tartışmalar vd. etkenler; son hükmün verilmesine tesir etmiştir. Doğal olarak meselenin arka planını bilmeyen biri, o hükmü bağlamında rahatlıkla koparıp kendi heva ve hevesine göre hüküm verebilir. (Örneğin dârülharp ve cihat kavramları bağlamından koparılıp çelişkili hükümler verilerek İslâm’ın yanlış anlaşılmasına neden olmaktadır.)

Keza günümüzde akademik çalışmalar da böyledir ki, araştırmacı bir konuyu ele alacağında, önce onunla ilgili kavramları ele alır, bir zemine oturtur, sonra da bu zemin üzerine metnini/çalışmasını inşa eder.  

Bu cümleden olmak üzere bir misal verelim: Namaz kelimesi Arapça’da salât (صَلاَةٌ) olarak bilinir ki, ateş anlamına gelmektedir. Ateş; nasıl ki, demiri eriterek şekil almasına eğilip bükülmesine yardımcı oluyorsa, namaz (salât) da (tıpkı ateş gibi) bir Müslümanı, karakter bakımından eksiklikleri tamamlatır, fazlalıkları da törpüleyerek belirli bir kalıba sokar. Dolayısıyla namaz veya ateşten birini telaffuz eden birisi, bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ruhunun derinliklerinde özümsemeye başlar. Namazı eda etmesiyle (yanan ateş nedeniyle öz benliğindeki eksiklikler onarılarak ve fazlalıklar törpülenerek) de kâmil bir insan olacağını, namazın onu eğiteceğini bilir. Namaz ise salâtın karşılığı olarak Farsça’dan dilimize geçmiştir; Yüce Yaratıcı’ya divan durmak anlamındadır. Oruç, zekât, kurban, sadaka vd. kelimeler de rastgele seçilmemiştir.

Günlük hayatta kullanılan kelime ve kavramlar, kişinin zihin dünyasındaki anlam yolculuğunda, tarihi ve kültürel kökleriyle bağlantı kurmasını yardımcı olur, düşünmesine, şuurlanmasına ve kendine gelmesini sağlar. Bunlar da günlük yaşantısına yön verir. Hayatına anlam katacak düşünceleri eyleme geçirir. Kökleri olmayan ya da başka dillerden getirilip yamanan lafızlar, ruhun derinliklerinde çağrışım yapamadığı için fikirsizliği, köksüzlüğü ve şuursuzluğu doğurur. Binaenaleyh merhum Cemil MERİÇ’in, “Kamus namustur.” sözünü hatırlatmakta fayda vardır.

Konunun daha iyi anlaşılması bakımından birkaç somut örnek vermek gerekir:

Hayırlı Günler: Buraya hayırlı olsun, hayırlısı olsun, işin rast gelsin, yolun/bahtın açık olsun ve hayırlı akşamlar terkiplerini de koyabiliriz. Bunlar, muhatap aldığı Müslüman kardeşi için hayır dua temennileri içerir. Çünkü bunlar dua cümleleridir.

İyi günler: Fransızca “bonne journée” terkibinden dilimize çevrilmiştir. Yukarıdaki mezkûr terkiplerin anlamını taşımaz.

Bol şans: Fransızca aslı “bonne chance” terkibidir, başarı dileği ifade eder.

Hıdrellez: Hızır (a.s.) ile İlyas’ın (a.s.) birbirlerine kavuştuğu ve baharın habercisi olduğuna inanılan 6 Mayıs’ta tertiplenen şenliklere verilen isimdir. 

Arkadaş: “Ayakdaş” kelimesinin günümüze evirilmiş hâlidir. Birlikte yol yürümek anlamı içerir.

Kardeş: Aslı “karındaş” iken, günümüze “kardeş” olarak intikal etmiştir. Aynı anne babadan doğmuş olan ya da anası veya babası aynı olan kimselerin birbirlerine göre adı için kullanılır.

Avrat (عورة): Namazın şartlarından birisi olan setr-i avret (ayıp yerlerinin örtülmesi) izafetindeki avret kelimesi ile aynı kökten gelir. Bir kimsenin hanımı için söylediği söz. Esasında telaffuz edilmesi ve işitilmesi kulağı tırmalayabilir, kaba gelebilir. Ancak burada çok güçlü bir mesaj vardır: “Bu kadın benim (avret yerlerim gibi) ayıbım; benden başka kimse göremez.” manasına gelmektedir. “Nasıl ki, bir insanın vücudu, kişinin kendi özeli ve dokunulmazı ise, kadını da tıpkı kendi vücudu gibi özelidir.” anlamı içerir.

Şeker bayramı: Şükür bayramı olarak Osmanlıca kitaplarda geçer. Şükür ile şeker aynı yazıldığı için şeker bayramına evirilmiştir. Ancak bu kullanım doğru değildir. Şükür bayramı şu anlama gelir: Bir ay boyunca oruçlarımızı tuttuk, artık bugün tutulan oruçlarımızı sona erdirilip fıtrata döndüğümüz için Hz. Allah’a şükürler olsun.

Cuma: Cahiliye Devri Arapları, haftanın altıncı gününe “Arûbe” derlermiş. Efendimiz’in (s.a.s.) Hicret yolculuğunda, toplanıp bir arada namaz kılma ayeti gelince, Cuma olarak değiştirilmiştir. Cuma (Cumu‘a); “toplanmak ve bir araya gelmek” manasındadır. 

Tatil: Arapça atâlet kelimesinden türemiştir ki, “tembellik” demektir. Tatil ise atalete/tembelliğe evirilme anlamı taşır ki, dinimiz; “Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” (İnşirâh, 95/6-7.) ayetiyle, bir işten ötekine sarılmayı ve daima hareket hâlinde bulunmayı emreder. Bir Müslüman elbette dinlenecek, işe gitmeyecek, sevdikleriyle vakit geçirecek. Ancak bunu istirahat (dinlenme/rahatlama) kavramıyla pek ala ifade edebilir. Tatil, zihinde tembelliği çağrıştırıyor. Başka bir ifadeyle, yorulduğu anlarda, başka işlerle meşgul olarak zihin yorgunluğunu gidererek zamana hükmedecektir.

Seyahat: Kur’an-ı Kerim’de, inananların yeryüzünü dolaşarak, farklı yerleri görmesi, coğrafya, kültür, medeniyet, tarih ve sosyolojik anlamlarda çıkarımlar yapması istenmektedir. Böylece yeryüzündeki eşsiz güzellikler ve farklılıklardan Allah’ın sonsuz kudretini görerek imanı daha da artacaktır.

Çıkma: Fransızca “Sortir” kökündendir ki, Fransızlar, bir erkeğin bir kızla flört etmesini bu kavramla ifade ediyor. Dinen meşru olmayan kız ve erkeğin birlikte olma “çıkma” durumu, lisanımıza Fransızca’dan gelmiştir.

Maşallah (مَا شَاءَ اللهُ): Nazar başlıklı yazımızda da ifade edilmişti, “Allah ne güzel diledi/yarattı?” anlamı taşır. Bakışların zarar vermemesi maksadıyla söylenen bu cümle; “Allah korusun; göz değmesin.” demektir.

Bereketli olsun: Araplar, güzel bir şey gördüğü zaman, nazar değmesin anlamında Bârekallah (باَرَكَ الله) cümlesini kullanırlar. Biz ise bu duayı, genelde kadınlar yeme içmeyle ilgili bir şeyler hazırlarken “nazar değmesin, Allah bereketini artırsın” şeklinde dua niyetiyle söyleriz.

Beleş: Zihnimizde argo sözcük gibi düşünülebilir. Oysa ücretsiz/bedelsiz anlamı içeren Arapça “bilâ şeyin” (بلا شيئ) terkibinden galatlaşmıştır.

Kayınpeder: Arapça ve Farsça iki kelimeden oluşan kâim peder terkibi, “baba yerine geçen” anlamı taşır. Zamanla kayınpeder sözcüğüne evirilmiştir.

Hırlı-Hırsız: Osmanlıca kitaplarda “hayırlı-hayırsız” olarak geçtiği görülmektedir. Çalma fiilini işleyen, “hayırsız” şeklinde vasıflanmıştır. Zamanla hırsıza evirilmiştir.

Allahü Alem (Ellağam/Ellâlem): Allah en iyisini bilir.” anlamını içeren isim cümlesi, farklı yörelerde farklı lafızlara evirilerek zamanla galatlaşmıştır.

İnsaf: Nesafet kelimesinden türeyen insaf, “tam ortada durmak, bir meseleyi iki taraflı ve adalet nazarıyla değerlendirmek” anlamı içerir.

Yukarıda görüldüğü üzere, ecdadımızın; günlük hayatta kullandıkları bazı kelimelerle birlikte, yabancı dilden intikal eden sözcüklerden birkaçına yer verdik. Kavramların içine yüklenen anlamların zihinde makes bulması, gelecek inşasındaki durumumuzu belirleyecektir.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine da sabırlar dilerim. Milletimizin başı sağolsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Dr. Ahmet Polat Arşivi

Yeme İçme Âdâbı

09 Nisan 2026 Perşembe 10:22

Yolun Başındaki Gençlere Tavsiyeler III

02 Nisan 2026 Perşembe 10:14

Irkçılık II

26 Mart 2026 Perşembe 11:00

2026 Bayram programım

18 Mart 2026 Çarşamba 10:30

Irkçılık

12 Mart 2026 Perşembe 10:57

Zekât ile Faiz arasında mukayese

26 Şubat 2026 Perşembe 10:40

Bir Başka Açıdan Ramazan

20 Şubat 2026 Cuma 13:06

Tufeylî II

16 Şubat 2026 Pazartesi 11:00

İnançlı Âmirin Vasıfları

12 Şubat 2026 Perşembe 11:34