Makbule Pekdoğan
Susuzluğa doğru
Artık kimse konuşmak istemiyor ama herkes farkında: Türkiye susuz kalıyor. Barajlar her yıl biraz daha kuruyor, ovalar çölleşiyor, köylere su tankerle taşınıyor…
Bunlar uyarı değil, gerçek.1950’lerde kişi başına düşen yıllık su miktarı 8.000 metreküptü. Bugün bu rakam 1.000 metreküpün altına indi. Yani “su fakiri ülke” olmanın eşiğindeyiz; bir damla su bile artık lüks sayılacak.
Ama ne yapıyoruz? Arabalarımızı tonlarca suyla yıkıyoruz, muslukları açık bırakıyoruz. Bahçeler hortumlarla sulanıyor, tarım hâlâ vahşi sulamayla yapılıyor. Şehirler plansız büyüyor.Bireysel ihmaller var elbette. “Benim bir damla suyum ne fark eder ki?” diyen 85 milyon kişi aynı cümleyi kurunca, nehirler kuruyor, barajlar boşalıyor. Su artık doğanın bir armağanı değil; bir güvenlik meselesi.
Ancak esas felaket, çoğu kişinin fark etmediği yerde: siyasette ve yönetimdeki sorumsuzlukta. Yıllardır su politikaları sadece yeni barajlar inşa etmekle sınırlı kaldı. Kuruyan nehirler, azalan yer altı suları, kuruyan göller kimsenin umurunda değil. Yetkililer “her şey kontrol altında” açıklamaları yapıyor; oysa gerçek çok farklı.Su kesildiğinde, servetler, şehirler, hatta oy uğruna yapılan politik manevralar hiçbir işe yaramayacak.
Su, bir yanda temel üretim için kullanılıyor: tarım alanları, ekilen ürünler, hayvancılık… Bu su, halkın yaşamını ve gıdayı doğrudan ilgilendiriyor.Ama diğer yanda, lüks tüketim için tonlarca su harcanıyor: zenginlerin yemyeşil çimleri, işadamlarının lüks otelleri, golf sahaları… Üretim için kullanılan su hayati, lüks için harcanan su ise israf. Bu uçurum, hem doğanın hem toplumun dengesini bozuyor.
Yakın gelecekte su, para veya petrol kadar önemli bir güç unsuru olacak. Eğer önlem alınmazsa, Anadolu’nun yarısı çölleşecek, tarım bitecek, gıda fiyatları katlanacak. Bir ülke elektriksiz yaşayabilir, hatta petrolsüz bile; ama susuz yaşayamaz.Çözüm hem bireyde hem siyasette başlıyor.Siyasi irade, uzun vadeli ve sürdürülebilir su politikaları üretmek zorunda.
Bireyler, tüketim alışkanlıklarını kökten değiştirmeli: musluklar boşa akmamalı, bahçeler damla sulamayla sulanmalı.Susuzluk, planlı ve bilinçli bir toplumla aşılabilir. Ama sadece konuşmak yetmez; hem siyasette hem bireysel sorumluluk almak gerekir.
Unutmayalım: Su kesildiğinde servetler, şehirler, hatta hayatlar hiçbir işe yaramaz. Bugün harcadığımız bir damla su, yarının yaşamı demektir. Önlem almak artık lüks değil, zorunluluktur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.