Makbule Pekdoğan
Geçmişi Hafızamızdan Silemezsiniz
Süslü kelimelerle bezenmiş kanun başlıkları, vicdanlardaki derin yaraları kapatmaya hiçbir zaman yetmemiştir; yetmeyecektir de. Adına ne derseniz deyin, hangi hukuki kılıfla ambalajlarsanız ambalajlayın, toplumsal hafızada silinmez izler bırakmış suçların ve acıların üstünü "bütünleşme" yahut "dayanışma" gibi kavramlarla örtmek mümkün değildir.
Görkemli meclis salonlarından geçen ve dosyaları inceleyeceği ifade edilen kurullar, adalet beklentisini tam anlamıyla karşılamaktan uzak kalabilir. Bireysel dosya incelemeleri veya bürokratik mekanizmalar, devletin en temel varlık sebebi olan adalet duygusunun zedelenmemesi adına son derece hassas yürütülmelidir. Zira adalet, suçun niteliği ile cezanın sarsılmazlığı arasındaki o hassas dengede yaşar. İnsan hayatına, gencecik ömürlere, binlerce ocağa düşen ateşlere kastetmiş bir yapının faillerini zamanın aşındırıcı gücüne emanet edip örtülü bir bağışlama sürecine dahil etmek, adaletin ruhuna uygun düşmez.
Bir adadan veya bir parmaklık arkasından geleceği umulan yeni çağrılar, yeni nutuklar ya da açıklamalar, geçmişin inkâr edilemez gerçeklerini ortadan kaldırmaz. Tarih; kanla yazılmış sayfaların, taktiksel jestlerle veya kâğıt üzerindeki vaatlerle temizlenemeyeceğini defalarca ispatlamıştır. Bugün bu tür adımların atılması, adalet terazisinin hassasiyeti açısından toplumsal hafızada derin izler bırakabilir. Kundaktaki bebelerin canına kıyanların, gencecik öğretmenlerin, bu bayrağa kanını vermiş aziz şehitlerimizin ve bu vatana amansızca düşmanlık besleyenlerin hiçbir taktiksel hamleyle aklanamayacağı aşikârdır. Binlerce masumun ahında payı olanların; kılıfı özenle dikilmiş bir af mekanizmasıyla toplumsal hayatın veya siyasi denklemlerin meşru bir aktörü haline getirilmesi vicdanlara sığmaz. Bu vatana ve millete olan bağlılığı sınanmış hiçbir ferdin, güvenilmez odakların söylemlerine itibar etmesi beklenemez.
Devlet büyüklerimizin muhatap olunacak dili ve aktörleri belirlerken yetimlerin, öksüzlerin ve gözü yaşlı şehit ailelerinin hassasiyetlerini gözetmesi, toplumsal sözleşmenin korunması açısından hayati önem taşır. Vicdanlarda beraat etmemiş, milletin gözünde mahkûmiyetinden zerre eksilmemiş hiçbir fail; kurulların kararlarıyla ya da yasaların maddeleriyle aklanamaz. Gerçek helalleşme, cezasızlık algısının oluştuğu yerde değil; adaletin tereddütsüz ve eksiksiz tecelli ettiği yerde başlar. Süslü maddeler ne söylerse söylesin; geçmişi hafızamızdan silemezsiniz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.