Kahramanların ardından…

Bu hafta aldığımız haber yüreklerimizi dağladı. Devletimizin yürüttüğü operasyonlarda 12 vatan evladını şehit verdik. 12 ateşin biri de Kırıkkale'ye düştü. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Her ne söylenirse söylensin şehit ailelerinin acısını dindirmek mümkün değil. Toplum belki bir süre sonra hayata kaldığı yerden devam ediyor ancak şehit aileleri son nefeslerine kadar bu acıyla yaşıyor. Gözünden sakınarak büyüttüğü evladını toprağa vermek! Bir anne babanın bundan daha büyük bir acı yaşaması mümkün mü? Kalpleri ferahlatan tek şey Cenab-ı Allah’ın bu vatan evlatları için verdiği “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilâkis onlar diridirler” müjdesidir. Geride kalanları ayakta tutabilen güç bu iman değil mi zaten!

Yaklaşık 50 yıldır bölücü terör örgütü ile yapılan mücadelede binlerce şehit verdik. Anne babalar evlatsız, çocuklar yetim kaldı ve sıvaları dökülen evler vatanı ayakta tutmaya devam etti. Her şehit haberinden sonra, baba ocağının içler acısı durumu haberlere yansıyor. Bu vatan için canını veren aslan parçalarının geride bıraktığı aile fertlerinin bizim emanetimiz olması gerekmiyor mu? Devletimiz elbette bu aile fertlerine birçok imkânı sağlıyor. Cenab-ı Allah devletimizin gölgesini üzerimizden eksik etmesin. Ancak her şeyi devletten bekleme kültürünü bırakmak gerektiği kanaatindeyim.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyada kavga tarihle yaşıt. Muhtemeldir ki dünya döndükçe bu böyle devam edecek. Çünkü küresel güçlerin topraklarımız üzerindeki çıkar çatışmaları ve planları bitecek gibi gözükmüyor. Ancak bu küresel baronların unuttuğu bir şey var!

Türk milleti, siyasi görüşü ne olursa olsun mevzu bahis vatan olduğunda tek vücut olabilmeyi başarabilen necip bir millettir. Mehmet Akif'in dediği gibi: “Girmeden bir millete tefrika ona düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez". Siyasi veya dini görüşler farklı olsa da vatan konusunda bugüne kadar yürekler hep bir çarptı.

Bu millet, bağrından "Evladım anasız büyür ama vatansız büyüyemez" diyen Nene Hatunlar, “Aziz cemaat, kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir millet hürriyetini kaybetmiş sayılır. Hürriyet olmayan bir yerde Cuma namazı kılmak caiz değildir” diyen Rıdvan hocalar gibi bağımsızlık, hürriyet ve devlet sevdalısı nice kahramanları çıkarmıştır. Ve bugüne kadar verilen mücadeleler hep bu değerler için verilmiştir. “Yurtta sulh, cihanda sulh” düsturuyla hareket eden milletimiz, uğruna canını hiçe sayacağı değerlerine dokunulmadığı sürece hep sulhu tercih etmiştir. Ancak ne zaman vatanına, milletine, bayrağına karşı bir saldırı gördüğünde bir adım geri atmayı düşünmeden ileri atılmıştır. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun dediği gibi: "Kan dökmeyi seven bir millet değiliz. Ama mevzu vatansa dünyanın şah damarını keseriz".

Yedi düvel bir araya gelse, evladını toprağa verirken “ Vatan sağ olsun” diyebilen babaların olduğu bir milleti yenebilir mi?

Ancak bu süreçte başta şehit aileleri olmak üzere milletimizi inciten, yaralayan ve kahreden bir başka konu daha var. Gazi meclisimizde terör örgütü üyeleri gibi davranan vekillerin kürsüden yaptıkları alçakça ve pervasızca açıklamalar akıl alır gibi değil. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti değil midir? Terörü ve elebaşını hiç çekinmeden savunmak düşünce özgürlüğü müdür? Böyle açıklamalara nasıl müsaade edilir? Diyelim ki edildi. Nasıl haklarında hukuki işlem başlatılmaz? Bu davranışlar birine hakaret etmekten, hırsızlık yapmaktan daha hafif bir suç mudur? Yani en küçük bir yanlışın bile kanunlarımızda karşılığı varken böyle bir ihanetin karşılığı yok mu? Elbette var! Peki, bu bekleyiş niye?

Kaç tane rey, vatan evlatlarının bir damla kanına değiştirilebilir? Bütün siyasi partiler bu konuda tek vücut olmak için neyi bekliyor? Şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri terör örgütlerinin inlerini başlarına yıkarken Gazi meclisin bunların inleri haline getirilmesine hangi Türk evladı razı olabilir? Teröre rağmen siyasi hesap güdülebilir mi?

Yüce Türk Milletinin bu konuda tavrı bellidir: “Mevzu vatansa hepimiz ölelim, mevzu makamsa hepiniz ölün!”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Volkan Uğraş Arşivi

Öğretmenler Günü

23 Kasım 2024 Cumartesi 15:15

LGS Vakti

01 Haziran 2024 Cumartesi 11:35

AKSİYONEL RUH!

09 Mayıs 2024 Perşembe 16:06

“Zamane velisi!”

06 Mart 2024 Çarşamba 09:19

Mesleki Aşk!

19 Şubat 2024 Pazartesi 14:57

Naif duyguların adi cellatları!

04 Şubat 2024 Pazar 12:58

Başarın kadar konuş!

24 Ocak 2024 Çarşamba 12:30

Sınava Doğru

11 Ocak 2024 Perşembe 14:07

ÇUVALDIZ!

20 Aralık 2023 Çarşamba 16:43

‘’YARIŞ ATI !’’

15 Aralık 2023 Cuma 09:33