Ekrem Özdemir
ESNAF KETHÜDALARININ (Başkan, işleri yürüten görevli) İDAMI VAK’ASI
Sevgili Okuyucu,
Bu hafta size Padişah İkinci Mahmut’un saltanatının ilk yıllarında sözün ayağa düştüğü, devletin liyakatsız ellerde bulunduğu devirde geçen ve dehşet verici vakalardan biri olan Esnaf Kethüdalarının İdamı Vak’ası’dan bahsedeceğim.
Sultan İkinci Mahmut’un padişahlığının ilk yılları idi, Mora ihtilali devleti hem maddi ve hem de manevi olarak yormuş ve bunun yanı sıra Rus harbi içinde Osmanlı Ordularının mağlubiyet haberlerinin İstanbul’da duyulması o zamanki İstanbul’da yaşayan Rum azınlığı aşırı derecede şımartmış 1829 senesinde İstanbul dahilinde Rum azınlığın yoğun olarak oturmuş oldukları semtlerde Türklere karşı adeta silahlı bir kıyam ve katliam hazırlığı alametleri belirmişti.
Bu durum karşısında hükümet, devlet görevlilerinin konaklarında silahlı muhafızlar bulundurulmasına, ve İstanbul’da ki bütün memurlarla medreselerde okuyan ve oturan başka şehirden gelmiş talebenin de silahlandırılarak, geceleri Rumların bir baskın ihtimaline karşı mahallelerde kol gezerek nöbet tutmalarına karar verildi.
Fakat bunların içlerinden bazı uygunsuz kişilerin ellerindeki silahları bilakis tecavüz yolunda kullanabilecekleri düşünülerek İstanbul’un esnaf tabakası ile ayak takımının bu silahlanma kararının dışında tutuldukları ve eskiden beri uygulanan silah taşıma yasağına riayet etmeye mecbur oldukları ayrıca ilan edildi.
İstanbul’un inzibat ve asayişini o tarihlerde yeni kurulmuş olan “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” (bir başka yazıda bu konu etraflıca anlatılacak ve takdirlerinize sunulacaktır.) karakolları ile temine çalışılması yerine böyle garip bir kararın alınması ve ilan edilmesi İstanbul’da fevkalade bir heyecan ve hatta dehşet uyandırdı. Bu karar ve ilanı İstanbul’un Türk ve Müslüman nüfusunun önemli bir ekseriyetini teşkil eden esnaf tabakası arasında heyecan yaratmakla kalmadı aynı zamanda hükümete karşı da galeyana sebebiyet verdi. Halk arasında bazı dedikodular abartılarak yayılmaya başladı. Yeniçeri ocağı kaldırıldığından ve o vak’anın da büyük heyecan yarattığı için, “Ruslar yeniçeriliği ihya edecekmiş; Rus ordusunda yirmi bin yeniçeri varmış” gibi çarşıda, kahvede, hemen hemen her yerde ve hatta padişahın aleyhinde bile bu minval üzere konuşmalar oluyordu.
Bunun üzerine devlet ve ordu aleyhine söz söyleyenlerin, dedikodu yapanların, yalan yanlış havadis yayanların derhal idam edilmeleri hakkında bir ferman yayınlandı ve bu emrin takibine de Genelkurmay başkanı sayılan Serasker Paşa memur edildi. Serasker Paşa da maiyetinde birçok askerle her gün kol gezerek uygunsuz ayak takımını haber vermedikleri bahanesiyle sırf halkın gözünü korkutmak için esnaf kahyalarını esnaftan namlı kimseleri sorgusuz ve muhakemesiz idam ettirdi.
İdam edilenler arasında Tuhafiyeciler Kethüdası Hacı Ahmet Ağa Eminönü’nde, Kuruyemişçiler Kethüdası 80 yaşındaki Uzun Mehmet Ağa Yemişçiler çarşısında, Balmumcular Kethüdası Zindan kapısında, Üsküdar’ın ünlü kayıkçısı Halil Üsküdar’da, Kömürcüler Kethüdası Ali Ağa, Taşçı ustalarından Mehmet Usta, Hamallar Kethüdası Ali Ağa, müslim ve gayri müslim esnaftan ve esnaf yazıcılarından bir hayli masum kişi, bu arada birçok kabadayı, vurucu kırıcı serseriler, baldırı çıplaklar, hırsızlığıyla ve yankesiciliğiyle meşhur şahıslar şehrin muhtelif köşelerinde katledildiler. Bazı esnaf kahyaları da sürgün edildiler.
İstanbul Balık pazarında bulunan gayri Müslimlerden “Avor Zavorun Kahvesi” diye meşhur İstanbul’un en büyük ve günün her saatinde dolu olan esnaf kahvesi de temellerine varıncaya kadar yıktırıldı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.