Ekrem Özdemir
GEDİK AHMET PAŞA
Bu hafta size Fatih Sultan Mehmet ve 2. Bayezid döneminin, yani on beşinci asrın büyük vezirlerinden ve sadrazamlarından olan Gedik Ahmet Paşa’dan bahsedeceğim, elan İstanbul’da bir semt onun adıyla anılmaktadır. “Gedikpaşa” ve ticari hayat açısından meşhurdur.
Osmanlı tarihinin ve dolayısıyla tarihimizin fütuhat devrinin en önde gelen şöhretlerinden olan Gedik Ahmet Paşa’nın hal tercümesini büyük tarihçimiz Profesör Mükremin Halil Yinanç, şöyle nakletmektedir:
“Gedik Ahmet Paşa’nın döneminde yaşamış olan tarihçiler onun ırki mensubiyeti hakkında hiçbir şey söylemeyerek, Fatih Sultan Mehmet’in güvendiği adamlardan biri olduğunu bildirirler. Bunun yanı sıra Avrupalı bazı tarihçiler ise onun Rum anasırına mensup olduğunu ve bazıları da daha ileri giderek kendisinin Arnavut asıllı bir devşirme yeniçeri olduğunu naklederler.
Fakat Gedik Ahmet Paşa’nın Anadolu Beylerbeyi rütbesiyle görevlendirildiği zamana kadar hangi rütbelerde ve ne hizmetler verdiği bilinmemektedir. Bilinen ve kayıtlı olan tek şey ise Gedik Ahmet Paşa’nın Rumeli Beylerbeyliğine tayin olunan Şarabdar Hamza’nın yerine Anadolu Beylerbeyliğine tayin olmuş olmasıdır. (1461)
Fatih Sultan Mehmet’in Amasra, Sinop ve Trabzon’un fethi seferinde bulunmuştur, aynı zamanda yeni fethedilen bu bölgelere tayin olunan Şehzade Mustafa’nın lalası olarak da Gedik Ahmet Paşa tayin edilmiştir. (1469)
1470 senesinde Eğriboz boz adasının fethine Fatih Sultan Mehmet’in maiyetinde bulunarak katılmış ve göstermiş olduğu fedakârlık ve başarılar sonucunda da vezir rütbesiyle taltif edilmiştir. 1471 senesinde ise Alaiye (Alanya) kalesinin fethine memur oldu, kalenin sahibi bulanan Kılıç Arslan’ı teslim olmaya ikna etti ve aynı yıl içinde Silifke ve havalisini fethetti.
1473 senesinde Uzun Hasan’a karşı yapılacak harp için sağ cenah ordusuna kumanda eden şehzade Bayezid’in mahiyetinde bulunda ve emsalsiz bir başarı sergileyerek galibiyete sebep oldu. 1474 senesinde lalası bulunduğu Karaman valisi şehzade Mustafa’nın vefatı üzerine süratle Konya’ya gelerek şehzadenin cenazesini Bursa’ya göndermiştir. Şehadenin ölümünden sonra Karaman valiliğine tayin edilen şehzade Cem’e de lala olarak tayin edildi. Az bir zaman sonrada Veziri azam Mahmut Paşa’nın idamından sonra Veziri Azam rütbesini alarak İstanbul’a gelmiştir.
1475 senesinde Karadeniz’deki Ceneviz müstemlekelerinin üzerine yürüyerek Kefe, Azak ve Menkub kalelerini aldı ve Kırım hanlığının Türk himayesine girmesini ve Karadeniz’in bir Türk gölü haline gelmesini sağladı. 1476 senesinde Fatih Sultan Mehmet ile Boğdan seferine katıldı ve sonra İşkodra’nın fethi için memur edildiyse de bu vazife için biraz gevşek davranınca azledildi ve Rumelihisarı’nda hapsedildi ve Karamani Mehmet Paşa yerine veziri azam tayin edildi. Kısa süre sonra affedildi ve Gedik Ahmet Paşa, Gelibolu’ya gönderilerek donanma kumandanı ve Selanik sancağı beyi oldu. 1478 senesinde Limni adasını fethetti. Gelibolu’dan Yunan denizine sefere memur edildi. Kefalonya, Zanta ve Aya Mavra adalarını fethetti.
1479 senesinde Gedik Ahmet Paşa, Napoli krallığının fethine memur edildi ve bu işi de büyük muvaffakiyetle başardı. Otranto’yu zaptetti. 1480 senesinde güney İtalya’nın içlerine doğru hareket ederken Fatih Sultan Mehmet’in vefat haberiyle yerine geçen yeni padişah 2. Bayezid tarafından geri çağrıldı. O sırada Yeniçeriler bir isyan münasebetiyle veziriazam Karamani Mehmet Paşa’yı parçalayarak katlettikten sonra onun yerine İshak Paşa sadrazam olmuştu. Paşa’nın sadrazamlığı Şehzade Cem’in isyanı sırasına rastlar ve Şehzade Cem, hemen hemen bütün Anadolu’ya hakim olduğu bir sırada İstanbul’a çağrılan Gedik Ahmet Paşa Şehzade Cem’in üzerine gönderildi ve Cem ile yapılan Yenişehir muharebesinde fevkalade başarı göstererek Cem’in yenilmesine sebep oldu.
Ancak Gedik Ahmet Paşa, Şehzade Cem’i yakalamaya memur edilince daha önce hizmetinde bulunduğu şehzadenin kaçmasına göz yumdu. Bu durum vezirlerden Nişancı Mustafa Paşa’nın gözünden kaçmayarak padişah 2. Bayezid’e Gedik Ahmet Paşa’nın Şehzade Cem’in taraftarı olduğu söylenerek padişah tarafından İstanbul’a çağırılmasına sebep oldu ve öldürülmek üzere sarayda hapsedildi ve Sadrazam İshak Paşa’nın şefaat etmesi ve Karamanoğlu Kasım Bey ve Gedik Ahmet Paşa’nın bizzat kendisi olmak üzere, ümeranın kendisine taraftar olduklarını yazarak Yenişehir yenilgisinden sonra Mısır’a kaçmış olan şehzade Cem’i Anadolu’ya getirtmeyi başardı. Gedik Ahmet Paşa bu vazifeyi Nişancı Mustafa Paşa’nın idamı şartıyla kabul etmişti. Mustafa Paşa idam olundu.
Saray ve padişah, bütün bunlara rağmen yine de Gedik Ahmet Paşa ve Karamanoğlu’nun Cem’e iltihak edeceğinden korktuğu için Cem’in üzerine yapılan harekatta Gedik Ahmet Paşa’nı oğlunu İstanbul’da sarayda rehin tutmayı da ihmal etmediler.
Mükrimin Hoca, Gedik Ahmet Paşa’nın son zamanlarını da şöyle nakletmektedir. “Daha önceleri Gedik Ahmet Paşa’nın maiyetinde bulunan sancak beylerinden bir kısmı da Cem’e iltihak etmişlerdi. Bu vaziyet öteden beri Gedik Ahmet Paşa’dan şüphelenen padişahı büsbütün kuşkulandırdı ve Ahmet Paşa’nın ikili oynadığı hükmüne vardı. Bunun üzerine İstanbul’dan ordu toplayan ve Anadolu beylerbeyinin de kuvvetlerini yanına alan padişah 2. Bayezid bizzat Şehzade Cem’in üzerine yürüdü. Padişah şüphesinde haksızdı ve yalan söylentiler üzerine bu kuruntuya kapılmıştı. Gedik Ahmet Paşa, padişaha biat yeminini bozmadı ve bütün muharebelere rağmen Cem ve taraftarları külliyen mağlup edildi ve Rodos şövalyelerine sığınmak zorunda kaldı.
Gerek Gedik Ahmet Paşa’nın ve daha sonrada Mesih Paşa’nın Rodos şövalyeleriyle yapılan müzakereler bir sonuç vermedi. Hatta Gedik Ahmet Paşa, Mesih Paşa’nın müzakerelerini devletin şan şerefine yakışmayan bir şekilde devam ettirildiği için şiddetli tenkitlerde bulunuyordu. Padişah, asker üzerinde büyük tesiri olan Gedik Ahmet Paşa’dan kendisine ihanet edeceği şüphesi ile onu ortadan kaldırmak istiyordu. Fakat Gedik Ahmet Paşa’yı İstanbul’da öldürmek tehlikeli olacağından bütün devlet ricalini toplayarak Edirne’ye hareket edildi.
1482 senesinde Edirne’deki Yenisaray’da bütün devlet erkanının hazır olduğu büyük bir ziyafet verildi ve bu ziyafet sonrasında da ümera ve vüzeraya değişik hediyeler takdim edildiği sırada Gedik Ahmet Paşa’ya da resmi olarak siyah bir kaftan giydirildi. Bu siyah kaftan ölüm alameti demekti. Daha sonra da öldürüldü. Öldürülüş şekli konusunda değişik rivayetler ve söylentiler vardır. Boğdurularak veya hançerlenerek öldürüldüğü rivayet edilmektedir. En müşkül işleri halletmiş ve en ağır tehlikeleri alt etmiş olan bu zat, sert ve haşin tabiatlı, fikir ve kanaatlerini hiçbir zaman saklamayan, mert ve dürüst ve fakat kindar ve son derece haris bir kumandandı.
Ölümü Edirne’de yeniçerilerin isyanına sebep olduğu gibi, halk arasında da büyük üzüntüye sebebiyet vermiştir. Edirne’de defnolunmuştur.
Gedik, unvanının nereden geldiği hususu hakkında Aşık Paşazade onun kale tamir ettirmek veya kalelerde gedik açtırmak ve inşa ettirmek maharetinden kaynaklandığını bildirmektedir. Batılıların söylediği gibi dişinin gedik olmasından veya herhangi bir uzvunun olmayışından bu unvanı aldığından değildir. Günümüzde İstanbul’da ne gariptir ki, padişah 2. Bayezid’e izafeten Bayezid semti ve meydanının hemen altında da Gedik Ahmet Paşa’ya izafeten Gedikpaşa mahallesi veya semti bulunmaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.