Ekrem Özdemir
Firari Hain Ahmet Fevzi Paşa
Bu hafta size tarihimizde hain bir zattan bahsedeceğim,
Namı diğer Firari hain Ahmet Fevzi Paşa,
Ahmet Fevzi Paşa, İkinci Mahmut döneminin Generallerindendir. Enderun tarihi yazarı tarihçi Atâ Bey bu paşanın hal tercümesini yazarken şöyle ifadeler kullanmaktadır. “Bir türedi maceraperest” Atâ Bey’in kendi adıyla isimlenmiş Ata Tarihi kitabında şöyle anlatmaktadır.
Ahmet Fevzi Paşa, gençliğinde İstanbul Çengelköy iskelesinde ayağı yalın, baldırı çıplak bir pırpırı kayıkçı idi. Vücut yapısının ve yüzünün fevkalade güzelliği ile devrinin saray görevlilerinden Berberbaşı Ali Ağanın kardeşi Kapıcılar Kethüdası İbrahim Ağa ile tanışmış ve bu zatın hamalcı başı olmuştu. İbrahim Ağanın Çengelköy’de bulunan yalısında rıhtıma kanca atarak yanaşıp ilişerek, denize kürek sallayarak, kayıkhanede yatıp barınarak vakit geçirirken İbrahim Ağanın ölümünden sonra Padişah İkinci Mahmut üzerinde büyük nüfuzu olan ve Berberbaşı olmaktan Silahtarlığa yükselen Ali Ağa tarafından himaye edilerek Padişahın sarayının Sofa ocağına alınmış tebdil hasekisi olmuş, Asakir-i Mansure-i Muhammediye teşkilatı kurulduğunda da subaylık ile kayrılmış ve bundan sonra da kendisine yükselme ve ikbal kapıları açılmıştır.
Padişah İkinci Mahmut döneminde Yeniçeri Ocağının kaldırılması vakasında (başka bir makalede bu konuyu etraflıca takdirlerinize sunacağım.) yararlılıklar göstererek Padişahın tam güvenini kazanan Ahmet Fevzi Paşa, hatta Padişahın Rami Kışlasından bulundu sırada da harp yaverliği hizmetinde dahi bulunmuştur.
Atâ Bey’in ifadesiyle, “Yerinde duramayan hareketli, temiz huylu olmayan, laubali ve hafif meşrep ve memuru olduğu devlet hizmetinde sadece padişahın rızasını dikkate alma yolunu tercih ettiği için az bir zamanda Osmanlı ordusunda orgeneral rütbesiyle taltif edildikten sonra 1831 yılında da Mabeyin Müşiri unvanıyla 1837 tarihinde de Osmanlı devletinde Kaptan-ı Derya (deniz kuvvetleri komutanı) tayin edildi.
Ahmet Fevzi Paşa, Kaptan-ı Derya tayin edildiği sırada Serasker (şimdiki genel kurmay başkanı gibi) bulunan Hüsrev Mehmet Paşa kendisine karşı bir hayli dost ve arkadaşlık göstermişti. Ancak daha sonraları bu iki Osmanlı Müşiri (Mareşal) birbirlerinin can düşmanı kesildiler. Tarihçi Şeref Efendi Paşa’nın hal tercümesini yazarken şöyle söylemektedir.
“İşittiğimize göre Sultan İkinci Mahmut’un padişahlığının son zamanlarında padişahın hastalığı ve bedeninin zayıflaması ileri sürülerek saltanattan el çektirilip büyük şehzade Abdülmecit Efendinin tahta geçirilmesini isteyen bir hizip ortaya çıkmış ve bu hizibin başı da Hüsrev Mehmet Paşa imiş, bir başka hizip de padişahın yerinde kalması için mücadele gayretinde imiş bu hizibin başı da Mabeyin Müşiri Ahmet Fevzi Paşa imiş”
Mısır meselesinin en buhranlı zamanında Padişah İkinci Mahmut’un vefat etmesiyle (1839) Kaptan-ı Derya bulanan Ahmet Fevzi Paşa, 25 parça gemiden mürekkep Osmanlı donanması ve gemilerde bulunan 25.000 muvazzaf denizci askeri ile Çanakkale’de bulunmaktaydı. Padişah Sultan İkinci Mahmut’un ölümü üzerine Abdülmecid Padişah olunca Seraskerlik mührü tekrar Hüsrev Mehmet Paşa’ya geçmesinin üzerine Ahmet Fevzi Paşa’nın İstanbul’da bulunan adamlarından birisi bu haberi hemen paşaya ulaştırdı.
Bu haber üzerine can telaşına düşen Ahmet Fevzi Paşa, kendisini vatana ve devlete canice bir ihanete kadar sürükleyen bir hainliğe girişti. Sultan İkinci Mahmut’un ölümünü ve Abdülmecid’in tahta geçtiğini emrinde bulunan subaylardan saklayarak 25 parça gemiden mürekkep donanmayı askerleriyle birlikte Çanakkale boğazından geçirerek İskenderiye limanına götürerek o sırada devletin en büyük ve azılı düşmanı olan ve isyan etmiş bulunan Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya teslim etti.
Tarihçi Şeref Efendi bu vakayı şöyle anlatır: “Abdülmecid’in tahta geçmesinden sonra yeni padişahın iltifat ve teşrifatını tebliğ etmeye memur Köse Akif Efendi İskenderiye de Mehmet Ali Paşa’nın konağında paşa ile tatlı tatlı sohbet ederken Kaptan-ı Derya Ahmet Fevzi Paşa’nın donanma ile İskenderiye limanına girdiğini haber vermeleri üzerine; Kavalalı Mehmet Ali Paşa birdenbire telaşlanarak,
-Bir taraftan affedildiğimi, geçmiş vukuatın unutulduğunu bildiriyorsunuz, diğer taraftan İskenderiye’yi vurmak için donanma gönderiyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diyerek düşüncesini korku ile açığa vurduysa da donanmanın niçin geldiğini öğrenince rahatlamış ve müsterih olmuştu.”
İskenderiye limanına kaçırılan donanmanın ve gemilerdeki subay ve askerlerin geri alınması uzun bir siyasi mesele olmuştu. Firari hain Ahmet Fevzi Paşa ise 1842 senesinde kalp krizi geçirerek Mısır’da ölmüştür.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.