Makbule Pekdoğan

Makbule Pekdoğan

Af Değil, İnfaz İflası

Yine “af çıktı” dendi. Ama bu ülkede af çıktığında kimse rahatlamıyor; aksine herkes aynı soruyu soruyor: Yine kimleri saldınız? Çünkü artık biliyoruz; mesele cezaevlerinin doluluğu, takvimlerin sıkışması ya da istatistikler değil. Mesele, adaletin sistemli biçimde aşındırılmasıdır.

Bu ülkede af, uzun zamandır bir hukuk aracı değil, yönetim kolaylığı hâline geldi. Dosyalar kabarık, cezaevleri dolu, çözüm mü? Toptan makas. Suçun ağırlığına bakmadan, mağdurun yüzüne bakmadan, toplumun vicdanını yok sayarak… Sonra da “denge” deniyor.

Hangi denge?

Kadına şiddet uygulayanla, bir hata yapmış genci aynı kefeye koyan denge mi?

Çocuğun hayatını karartanla, pişman olup zararını telafi eden arasında fark görmeyen denge mi?

Suçun acısını değil, sadece dosya numarasını dikkate alan denge mi?

Burada artık açık konuşmak gerekiyor:

Bazı suçlar asla affedilmez. Nokta.

Kadına şiddet, cinsel saldırı, çocuk istismarı, kasten öldürme… Bu suçlar “iyi hâl”le, “toplumsal barış” söylemiyle, “infaz indirimi” kılıfıyla geçiştirilemez. Çünkü bu suçlarda mağdurun hayatı geri gelmez, korkusu bitmez, yarası kapanmaz. Bu suçlarda af, merhamet değildir; suça cesaret, mağdura ihanettir.

Ama biz ne yapıyoruz?

Mağdura “sabret” diyoruz, faile “çıkabilirsin.”

Kadın tehdit altında, çocuk risk altında ama sistem sessiz. Failin dosyası kapanıyor, mağdurun korkusu büyüyor. Topluma “hukuk var” diyoruz, sonra hukuku kendi elimizle delik deşik ediyoruz.

Asıl skandal şudur:

Affı, insana göre değil, maddeye göre yapıyoruz. Dosyada hangi madde yazıyorsa ona bakıyoruz; yaşanan acıya değil. Kanunun kıvrımlarından sızabilen çıkıyor, vicdanın kapısından geçemeyen de aynı pakete giriyor. Böyle olunca adalet, kâğıt üzerinde kalıyor.

Ve sonuç ortada:

Yine bir af mağduru var. Yine bir kadın. İmam nikâhlı eşi cezaevinden çıktı, tehditleri biliniyordu, risk raporları vardı. Ama korunmadı. Sistem izledi. Adam serbest kaldı. Kadın öldürüldü.

Şimdi soralım: Bu ölüm kimin sorumluluğu?

Adil bir ülkede af, istisnadır. Bizde ise neredeyse rutin. Ve her rutin af, hukukun caydırıcılığından biraz daha koparır. Bugün çıkan, yarın tekrar suç işlediğinde kim hesap verecek? Yine kimse. Çünkü hesap sorulmayan her suç, yeni bir suçun davetiyesidir.

Soruyu süslemeye gerek yok:

Bu bir af değil, infaz sisteminin iflasıdır.

Ve artık yüksek sesle sormak zorundayız:

Katilleri, çocuklara ve kadınlara şiddet uygulayanları serbest bırakarak mı koruyacaksınız bu toplumu?

Neyin affı bu? Kime göre, neye göre?

Herkes aynı kefeye konulamaz. Affedilecek olan seçilmelidir.

Ağır suçlar, özellikle kadına ve çocuğa karşı işlenen suçlar affedilmemelidir.

Çünkü adalet, suçluyu koruyarak sağlanmaz.

Toplum, mağdurun değil failin rahatını düşünerek huzura kavuşmaz.

Af çıktı.

Ama adalet yine içeride kaldı.

Bu yazı toplam 542 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Makbule Pekdoğan Arşivi

Gaz Lambasından Dijital Karanlığa

05 Ocak 2026 Pazartesi 15:23

İçinizdeki Çocuk Evsiz mi?

22 Aralık 2025 Pazartesi 16:05

Ne Ekiyorsan Onu Yaşarsın

16 Aralık 2025 Salı 13:00

Bilinçli Yaşama Sanatı

09 Aralık 2025 Salı 13:29

Yarım Kalan Duyguları Tamamlamak

26 Kasım 2025 Çarşamba 10:49

Susuzluğa doğru

13 Kasım 2025 Perşembe 11:13

Alışmak, Ölmekten Daha Korkunç

05 Kasım 2025 Çarşamba 14:34

Cumhuriyet ve Kadın

28 Ekim 2025 Salı 12:30