Makbule Pekdoğan
Ecdadın Adalet Mirası
Tarihin tozlu ve yorgun sayfalarını araladığımızda görürüz ki ecdadımız yalnızca kılıç sallayarak değil, asıl “gönül fethi” yaparak kıtalara iz bırakmıştır. Onların davası kuru bir toprak kavgası değildi. Gaye; Allah’ın adını yüceltmek, Peygamber Efendimizin getirdiği o nurlu, tertemiz ve aydınlık yolu yeryüzüne bir güneş gibi doğurmaktı.
Gittikleri her coğrafyaya kan ve gözyaşı değil; güven, merhamet ve adalet taşımaya gayret ettiler. İşte ecdadı cihanın gözünde “büyük” kılan asıl alamet, dünya tarihinde eşine az rastlanan o vakur duruş ve kalpleri fetheden yüksek ahlaktı.
Bu anlayış, Osmanlı İmparatorluğu’nu yalnızca siyasi bir güç değil, aynı zamanda bir gönül medeniyeti hâline getirdi. Hâkim olduğu topraklarda korku değil güven, baskı değil adalet tesis etmeyi esas aldı. Bir medeniyet düşünün ki gücünü zorbalıktan değil, hakkaniyetten alsın… İşte kalıcı olan da budur.
Bu muazzam medeniyet çınarının kökleri tek bir ırktan değil; ortak bir inanç ve kader birliğinden besleniyordu. Osmanlı sancağı altında Türk ,Arap, Kürt, Alevi, Laz, Boşnak, Çerkez, Türkmen ve daha nice unsur omuz omuza yaşadı. Farklı diller konuşuldu, farklı kültürler yaşatıldı; fakat ortak bir adalet anlayışı etrafında birleşildi.
Asıl büyüklük; farklılıkları tehdit değil, zenginlik olarak görebilmekteydi. Çünkü bu toprakların mayasında ayrıştırmak değil, kaynaştırmak vardır.
Anadolu’nun gönül erlerinden Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözü, yüzyıllardır bu birliğin manevi özeti olmuştur. Bizim hikâyemiz; cami ile cem evini, tesbih ile bağlamayı, akıl ile kalbi birbirinden koparmayan bir gönül birliği destanıdır. Irk ve renk gözetmeksizin bu yüce davaya hizmet eden her bir fert, bu mukaddes yapının birer kilit taşıydı.
Bugün bizlere düşen; ayrıştıran dillere ve aramıza nifak sokmak isteyen anlayışlara karşı o kadim birleştirici ruhu yeniden kuşanmaktır. Çünkü tarih göstermiştir ki milletleri ayakta tutan yalnızca maddi güç değil; kardeşlik hukukudur.
Hepimiz aynı kaynaktan gelen nefesin emanetçileriyiz. Farklılıklarımız bizim zayıflığımız değil; ilahi ahengin yeryüzündeki zenginliğidir. Aynı gökyüzünün altında, aynı bayrağın gölgesinde bir arada durabildiğimiz sürece güçlüyüz.
Ne mutlu inancını onurla taşıyabilenlere…
Ne mutlu aynı değerler etrafında omuz omuza saf tutabilenlere…
Bizi birleştiren en güçlü bağ; ortak tarih, ortak kader ve ortak vicdandır. Bizi yarınlara taşıyacak olan güç ise sarsılmaz kardeşliğimizdir.
Ecdadın bize bıraktığı en büyük miras toprak değil, ruhtur. Ve o ruh yaşadığı sürece bu topraklarda umut da, birlik de yaşayacaktır.
Ne mutlu “Elhamdülillah Müslümanım” diyebilenlere!
Ne mutlu İslam’ın sancağı Türk bayrağımızın altında, “Ne mutlu Türk’üm” diyebilen, omuz omuza saf tutanlara!
Bizi birleştiren tek bir gerçek var: İslam.
Ve bizi yarınlara taşıyacak olan tek bir güç var: Sarsılmaz kardeşliğimiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.