Makbule Pekdoğan

Makbule Pekdoğan

Katilleri "Kahraman", vahşeti "Sanat" yaptınız!

Dün Şanlıurfa, bugün Maraş… Okullar basılıyor, sınıfların ortasında kurşunlar sıkılıyor; gencecik evlatlar ve ömrünü eğitime adamış öğretmenler birer birer toprağa düşüyor. Katiller kim? Başka dünyadan gelen yaratıklar değil; bizim evlerimizde, bizim televizyonlarımızın karşısında büyüttüğümüz, ellerine telefon verip başımızdan savdığımız öz evlatlarımız!

Yıllardır haykırıyoruz ama sağır kulaklara çarpıp dönüyor feryadımız: Adam öldürmeyi, kurşun sıkmayı, kafa kesmeyi sıradanlaştıran o karanlık mafya dizilerini gençlerin önüne "rol model" diye koyarsanız; o dizilerdeki eli kanlı karakterleri birer "delikanlılık" timsali gibi pazarlarsanız, olacağı buydu! Ekranlarda silah serbest, küfür serbest, her türlü ahlaksızlık serbest… Ama sokağa çıkınca "Neden bu çocuklar böyle oldu?" diye sormak, en büyük ikiyüzlülüktür. Siz o dizilerle, o öfke kusan şarkılarla ve dijital oyunlarla bu çocukların kalbinden imanı, merhameti ve vicdanı sildiniz!

Biz çocuklarımıza matematiği, fiziği, formülleri öğrettik ama onların ruhuna insanlık aşısı yapmayı unuttuk. Şunu kafamıza kazıyalım: Bilgi vicdanla birleşmediğinde insanı yüceltmez; aksine onu daha "donanımlı" ve tehlikeli bir canavara dönüştürür. Bir çocuğun zihnini denklemlerle doldurup ruhunu Allah korkusundan mahrum bırakmak, topluma karşı işlenmiş sessiz bir suçtur. Allah’ı tanımayan, kul hakkını bilmeyen bir genç için insan canı, bilgisayar oyunundaki bir "puandan" ibarettir. İşte sonuç: Gözünü kırpmadan arkadaşını vuran, öğretmenine kıyan, imanı çalınmış bir "canavarlar" nesli!

Anneler, babalar! Artık ağız ucuyla söylenen "Ayıp evladım," laflarını bir kenara bırakın. Çocuklarınıza Allah’ı sevmeyi, birine zarar verdiğinde ilahi adaletin asla şaşmayacağını anlatın. Onlara GÜNAHIN ne olduğunu öğretin! Boşa geçen zamanın, oyun bağımlılığının ve tüketim çılgınlığının bir mutluluk değil, bir ruh hastalığı olduğunu haykırın. Gerçek huzurun; çalışmakla, dua etmekle, hiçbir canlıyı incitmemekle ve sonsuz cenneti kazanma gayretiyle mümkün olduğunu onlara öğretin.

Şunu bilin ki; suça meyilli çocuk doğmaz, yetiştirilir. İlkokul kapısında annesini tekmelerken "sınır" konulmayan, her arzusuna boyun eğilen o çocuk; yarın empati duygusu felç olmuş bir zorba olacaktır. Çocuğa koymadığınız her sınırın bedelini bugün bir öğretmen, yarın bir mazlum, nihayetinde ise tüm toplum öder. Öğretmenini koruyamayan, öğrencisine "dur" diyemeyen bir toplumun geleceği yoktur.

Çok büyük bir felaket bizi bekliyor! Eğer bugün şiddeti normalleştiren bu dili, ahlaksızlığı özendiren bu yayınları yasaklamaz ve gençlerin kalbine imanı yeniden koymak için seferber olmazsak; yarın kendi yetiştirdiğimiz cellatların kurbanı olacağız. Bu bir uyarı değil, son ihtardır: Ya bugün evlatlarımızın kalbine Allah korkusunu ve merhameti koyarız ya da yarın kendi ellerimizle büyüttüğümüz o karanlığın içinde boğuluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum
Makbule Pekdoğan Arşivi

Yorulmaya Hakkımız Var

08 Eylül 2026 Salı 17:00

Kader Değil, Göz Göre Göre Gelen İhmal

03 Eylül 2026 Perşembe 17:00

Diploma Var, Gelecek Yok

20 Ağustos 2026 Perşembe 17:00

Geçmişi Hafızamızdan Silemezsiniz

12 Ağustos 2026 Çarşamba 17:30

Ev Değil, Müze

26 Temmuz 2026 Pazar 17:10

İnanmak istiyoruz ama...

17 Temmuz 2026 Cuma 09:27

Çağın Görünmez Salgını

08 Temmuz 2026 Çarşamba 17:00

Bavuldaki Memleket

01 Temmuz 2026 Çarşamba 17:00