ABDÜLEZEL PAŞA

Bugün size büyük bir Türk kahramanını tanıtacağım.

Abdülezel Paşa 1828 senesinde Konya’nın Hadim kazası köylerinden Aşağı Hadim Köyü’nde doğmuştur. Değişik Kaynaklara göre doğum tarihi olarak 1815 ile 1832 yılları zikredilmekle beraber doğum tarihi olarak 1828 verilmektedir.

Çocuk yaşlarında İstanbul’a gelen Abdülezel Paşa, 16 yaşında orduya er olarak katılmıştır. İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde 12 yıl kadar hizmetlerde bulunmuş ve göstermiş olduğu başarı ve gayret sonucunda subay olarak hizmetlerine devam etmiştir.

Kur’an-ı Kerim’i ezbere okuyabildiğinden kendisine “Hafız Abdülezel Paşa” da denilmiştir. Çalışkanlığı ve zorluklara büyük bir sabır ve başarı ile göğüs germesi ordu içinde binbaşılık rütbesine kadar yükselmesini sağlamıştır. Gerek Kırım savaşında ve 1857 Karadağ ve gerekse 1868 Girit isyanları ve ayaklanmalarında göstermiş olduğu başarılar ve sonucunda nişan ve madalya sahibi olmuştur. 1876 senesinde Sırbistan’a karşı yapılan harekatlarda, bilhassa Aleksinaç muharebesinde göstermiş olduğu cesaret ve kahramanlık büyük takdir toplamış ve Rusların Plevne’yi muhasara etmelerinde direnç gösteren ve Ruslara en çok zarar veren tabyalardan birinin kumandanı Abdülezel Paşadır. Hatta Plevne savunmasında göstermiş olduğu bu başarıya izafeten Abdülezel Paşa’nın kumandasındaki bu tabyaya “Hafız Bey Tabyası” ismi verilmiştir.

Plevne savunmasında Gazi Osman Paşa’nın da iltifatlarına mazhar olan Abdülezel Paşa. İstanbul’a döndüğünde bizzat Abdülhamid’in takdir ve iltifatına da mazhar olarak padişah Abdülhamid kendi eliyle Paşa’nın göğsüne Plevne kahramanlık madalyasını takmıştır.

1885 senesinde gördüğü hizmetler ve elde etmiş olduğu başarılar neticesinde rütbesi Tuğgeneralliğe yükseltilmiştir. Abdülezel Paşa, 26 defa muhtelif savaşlara katılmıştır. Paşa’nın son katılmış olduğu savaş ise 1897 Türk-Yunan savaşıdır. *

*[1877-1878 Osmanlı – Rus savaşı neticesinde imzalanan Berlin Antlaşması sonucunda Yunan hudutlarında bazı düzenlemeler yapılmıştı. Bu düzenlemeler neticesinde Yunanlılarla yapılan görüşmeler olumlu bir sonuca ulaşmayınca Yunanistan Teselya bölgesini tamamen ve Epir bölgesini de kısmen işgal etmişti. Bütün bu işgallerle yetinmeyen Yunanistan Yanya ve Girit adasını da almak istemiş önce Kandiye ve daha sonra da Hanya’da başlamış olan isyanları resmen desteklemiş ve kendisine bağladığını ilan etmiştir. İngiltere, Fransa, İtalya ve Rus donanmalarının müdahalelerine rağmen Girit adasına daha önce gönderilmiş olan 10.000 kadar gönüllü ile katliamlara başlamışlardır.

Abdülhamid büyük devletlerin müdahalelerinden çekindiği için bu olayların bir savaşa dönüşmemesi ve siyasi olarak çözümlenmesi için çaba sarf ettiyse de başkaca imkânın kalmaması sonucunda, Türk meclisinin uzun müzakereler sonucunda 17 Nisan 1897 tarihinde Yunanistan’a savaş kararı verilmiş ve aynı gün ise savaş başlamıştır. 17 Mayıs 1897’ye kadar devam eden savaş neticesinde Yunanlılar kesin olarak yenilgiye uğratılmış ve Türk ordusunun zaferi ile neticelenmiştir. Ancak savaş sonrası büyük devletlerin araya girmeleri ve entrikaları sonucunda elde ne Teselya ne Epir ve ne de Girit kalmıştır.]

Bu savaşın en meşhur ve önemli mevkilerinden biri de Pırnar Tepe’si mevkiidir. Pırnar Tepe’sinde askerlerimize komuta eden ve burada şehit düşen Abdülezel Paşa’nın şehadeti kaynaklarda şöyle ifadesini bulmuştur.

“17 Nisan 1897 Pazar günü saat 11 raddelerinde Pırnar Tepe’sindeki bataryalarımızın arasında atının üstünde askerlerine rehber olmak üzere bulunduğu bir sırada tepenin eteklerinde bulunan bir düşman bataryasından atılan kurşunlara hedef olmuştur. İlk ateşte sol kolundan ve daha sonra sağ elinden yaralanması üzerine maiyetindeki askerlerin tüm ikazlarına rağmen atının üstünden inmemiş ve hedef küçültüp geri çekilmeyi reddetmiş ve ikazlara ehemmiyet vermemiş olan Abdülezel Paşa üçüncü kurşunun çenesine isabet etmiş ve orada Paşa şehit olmuştur.” Cenazesi Alasonya’da Çarşı Camii’nin haziresine gömülmüştür. Allah rahmet eylesin.

Alasonya I. Balkan Savaşı sırasında Yunan ordusu tarafından ele geçirilen ilk Osmanlı şehri oldu. 1923’te Lozan Antlaşması’nın sonucunda şehrin son Türk sakinleri de Anadolu’ya göç etti. Camiler ve diğer eserler harap olmaya yüz tuttu ve çoğunlukla da yok olup gitti. Çarşı Camii de bunlardan biridir. Haziresindeki mezarlar ve kitabeleri de tahrip edilerek yok edildi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Özdemir Arşivi