M.Bilge Demir
Uğurlar Olsun!

"Kalemler vardır., sömürünün vurgunun zırhıdır. Kalemler vardır, özgürlüğün ve barışın silahıdır. Kalemler vardır, gençliğin idam kementlerinde kırılır atılırlar... Kalemler vardır, resmi belgelere durmadan imza atar. Kalemler vardır, yılmadan, usanmadan eğilmeden bükülmeden yazar." Uğur Mumcu
"Korkak bin kez ölür, cesur bir kez ölür." Uğur Mumcu
"Ve o cesur sonsuza dek öldürüldüğü yaşta yaşamaya devam eder." Mustafa Balbay
Sen hep 51 yaşındasın...
Bazı insanlar vardır, onlar yalnızca yaşadıkları dönemde değil, her dönemde eksik olan ya da olmayan şeylerin savunucusu, aydınlık yüzüdür.
Gelecek nesiller, hakikati kaleminden haykırmaya adamış bu insanları hayranlık ve şaşkınlık içinde dinlerler. Çünkü haksızlık bir döneme özgü değildir, her dönemde varlığını öyle ya da böyle sürdürür. Ve bunları dile getirmek her babayiğidin harcı değildir.

Bir ülkede "faili meçhul olmayan cinayetlere" kurban giden gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, siyasetçiler varsa ortada yanlış giden bir şeyler vardır. Ve bunları yüksek sesle söylemek insanı hedefe koyar.
Yok ederek yaşatmak diye bir şey var ve bu söze lâyık isimlerden biridir, Uğur Mumcu. Öyle ki adına türküler yazılan, çocuklara ismi konulan, her şehirde anıtı dikilen, daha ölmemiş gibi sesi yankılanan ismlerdendir, Uğur Mumcu.
"Ugurlar Olsun türküsünü on dakikada besteledim. İçimden dökülüverdi. Keşke katletmeselerdi de bestelemeseydim." Selda Bağcan
24 Ocak 1993'te bir Pazar sabahı evinin önünde arabasına konulan bomba ile suikaste kurban giden gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun bugün ölüm yıldönümü.
Bugün Uğur Mumcu'yu anarken, yalnızca bir insanı değil, onun savunduğu değerleri de anlayarak anıyoruz. Bir gazeteci ki adı hiçbir ahlaksızlığa, hırsızlığa, dolandırıcılığa, tarikatlere, yolsuzluğa, sebepsiz zengileşmeye karışmamış. Sadece laik, özgür ve adil bir ülkede yaşamanın hayalini kurmuş ve yazmış. Kaleminin sesini susturmaya kimsenin gücü yememiştir. Kitleler halinde saygı ve cesaretle anılıyor, anılmaya da devam edecek.
Çizgisini bozmamış bir aydının ne demek istediğini anladığımız bir yaş oluyor hayatımızda.
İtaat etmek üzere kurgulanmış düzenlerin mutlaka başkaldıranı olur ve o başlar bir şekilde kesilir.
Yaşamın içerisinde hepimiz ailemizde, insan ilişkilerimizde, iş hayatımızda, bir bankada, otobüste, hastanede, adliyede, okulda bir haksızlık gördüğümüzde bile rahatsız oluyoruz. Ve bunu dile getirmeye kimi zaman çekinirken kimi zaman sesimizi çıkartıyoruz. Sesimiz çıktığında mutlaka bir hakaret, ceza, aşağılanma, psikolojik veya fiziksel şiddet... ile karşılaşıyoruz. Öyle ki kitleler karşısında bir yanlışın ya da haksızlığın sözcülüğünü yapmak, cesaret ister.
"Halkın alın terini savunanlar hiçbir korkunun yükü altında ezilmezler."
Geldiğimiz noktada hepimiz için adil ve özgür; fırsat eşitliğinin ve düşünce özgürlüğünün olmasını istemek en insani talebimizdir diye düşünüyorum.
Bu hakları sadece kendisi için değil toplumu için de arzu eden ve bunun kavgasını veren kişidir: Uğur Mumcu.
"Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendisdik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Özgür bir basın, adil bir toplum ve korkusuzca gerçeği arayan ve savunan insanlık için, Uğur Mumcu için...
Uğur Mumcu'yu rahmet ve saygıyla anıyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.