Makbule Pekdoğan
İnsan Avı: Dünyanın Gizlenen Vahşeti
Dünya bugünlerde, Jeffrey Epstein denilen o karanlık figürün mahkeme dosyalarından saçılan irini izliyor. Sayfalar açıldıkça; o parıltılı hayatların, gıpta edilen "elit" yaşamların ve fildişi kulelerin arkasından korkunç bir çürüme fışkırıyor. Krallar, başkanlar, bilim insanları ve iş dünyasının devleri... Maskeler düşerken, modern çağın en büyük utanç tablosu tüm çıplaklığıyla karşımızda duruyor.
Ancak bizim için bu mesele, okyanus ötesinde yaşanmış uzak bir adli vaka olmaktan çoktan çıktı. O tozlu dosyaların her satırında, Türkiye’nin en derin yaralarını deşen o devasa soru işareti asılı duruyor: Bizim çocuklarımız nerede?
Zihnimizin bir köşesinde hiç dinmeyen o sancı yeniden nüksetti: 1999 Gölcük depremi... "Hastaneye götürüldü" denilip bir daha izine rastlanmayan, enkaz altından değil, adeta ellerimizin arasından kayıp giden o masum yavruların akıbetini sormak için daha neyi bekliyoruz? Yetmedi; 2023 Şubat’ında 11 ilimizi yıkan o büyük felaketin kaosunda, bugün hâlâ ulaşılamayan, isimleri sessizliğe gömülen yüzlerce evladımız var.
Sadece Türkiye'de değil; New York’tan Londra’ya kadar uzanan bu karanlık koridorda yüz binlerce çocuğun hiçbir iz bırakmadan kaybolması bir istatistik değil, bir insanlık krizidir. Epstein dosyalarındaki o kan dondurucu cümle —"Türkiye'den kız çocukları kaçırıldı" ifadesi— basit bir iddia değildir. Bu, deprem, yangın ve savaş kaoslarını fırsat bilen uluslararası bir şebekenin en aşağılık hamlesidir.
Bu dehşetin arkasında sadece koyu bir karanlık ve hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir canilik var. İddia edilen o ki; bu çocuklar sadece birer ticari meta değil, aynı zamanda "seçkin" denilen o sapkın kitlenin "insan avı" partilerinde avlanmak ve daha korkunç bir amaç için kaçırılıyorlar. Bu vahşetin adı: Adrenochrome.
Korku ve dehşet anında böbreküstü bezlerinden salgılanan saf adrenalinden elde edilen bu endokrin salgısının, özellikle 0-9 yaş arası çocukların kanından sentezlendiği gerçeği, insanlığın bittiği yerdir. Masum bir bedenin en saf korkusunu sömürerek kendi hayatlarını uzatmaya veya sapkın hazlarını tatmin etmeye çalışan bu "elit" kitle, tarihin gördüğü en aşağılık suçun failidir.
Bir tarafta hayatı çalınan günahsız lar, diğer tarafta uçuş kayıtlarında adları geçmesine rağmen dokunulmazlık zırhının arkasına saklanan dünya devleri… Clinton’dan Trump’a, Gates’ten Hawking’e kadar uzanan o kirli ağın Türkiye’deki uzantıları kimler? Kimler bu çocukların geçişine göz yumdu, kimler bu küresel karanlığa lojistik sağladı?
Eğer bu çocuklar, o devasa kaosun ortasından çekilip küresel bir pazarın dişlileri arasına itildiyse, bu sadece bir ihmal değil, planlı bir ihanettir. Artık "mış gibi" yapmayı bırakıp, gerçeklerin üzerine en sert şekilde gitme vaktidir. Biz o çocukların sesi olmak zorundayız.
Çocukların gözyaşları ve kanı üzerine inşa edilen o sahte imparatorluklar, adaletin sarsılmaz iradesi karşısında yerle bir olmaya mahkûmdur. Kendi yarattıkları bu alçaklık çukurunda boğulurken, yeryüzünde ne sığınacak bir gölge ne de saklanacak tek bir in bulamamalılar! Masum bir çocuğun ahı, dünyadaki tüm kirli güç odaklarından daha büyüktür ve o ah, bu karanlık yapıyı paramparça edecektir.
Rabbim, Kahhâr ismiyle bu zulme ortak olanları, bu çocukları sapkınlıkların kurbanı yapanları kahrı perişan etsin! İlahi intikamın ve beşeri adaletin saati yaklaşıyor.
Soru sormaktan ve hesap sormaktan vazgeçmeyeceğiz: O çocuklar nerede? Cevabı alana kadar susmak, bu insanlık suçuna sessizce ortak olmaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.