Alaattin Karaer

Alaattin Karaer

Sevgililer Günü! (Seni Seviyorum…)

Yasaklar içinde tanıdım seni, sen bana yasak, ben sana yasak… Elimi tuttuğun anlarda bile ne kadar yakınsan bana, bir o kadar uzak…

      Bu güzel duygular içerisinde bir sevgililer günü daha geldi.

      Sevdiğini ve sevildiğini bilmenin günü bugün!

      Önceki yıllarda da yazmıştım. Tüm yaşamımıza giren, atsan atılmaz satsan satılmaz bir gün daha geldi çattı. Biraz sıradan bir kelime oldu galiba ama, sözün gelişi.

      İstesek de istemesek de tarihi günlerden birisi bugün. Özellikle, biz erkekler için… Ufak bir hatamız, günlerce, aylarca belki de yıllarca burnumuzdan gelebilir, dönüşü olmayan bir yola girebiliriz. Benden söylemesi. Ne yapalım diyeceksiniz herhalde! “Kelin merhemi olsa kendi başına sürermiş”, bende sizlere soracaktım. Bu tarihi günü sağ salim nasıl atlatırız diye?

      Niçin biz erkekler bu ağır sorumluluk altındayız diyebilirsiniz. Çünkü kadınlarımız insanoğlu var olduğundan bu güne kadar; eş, anne ve sevgili olarak yaşamımızdalar.

      Kapitalizmin oyunlarından, tüketim tuzaklarından birisi bu günler.

      Daha fazla nasıl kar ederim hırsı!

      Reklam kampanyaları günler öncesinden başlıyor. Kırıkkale’de bu iş kolay! Büyük şehirlerde oturanlar düşünsün! Okuyorum, sevgililer günü sektör haline gelmiş. “Pırlanta yüzükler, hem de taksitle!”, “Sevgililer Günü Konseri”, “Teknede Sevgililer günü”, “Sevgililer Günü’nde Sevgilinize ‘Ne alsam’ diye kara kara düşünüyorsanız işte size çılgın bir hediye. Şayet sevgiliniz de uzun zamandır düşünüyor ve bir türlü cesaret edemiyorsa, sevgiliniz adına ona bir botoks kürü hediye edebilirsiniz.”, ”Aşkınızı teknolojik ürünlerle yansıtın.” 

       Çiçekçilerde bu hizmet sektöründe en fazla payını alanlardan, öyle çiçekler hazırlamışlar ki, istersen alma. .

 

 

      İnsanoğlu var olduğundan bugüne, dil, din, ırk farkı gözetmeksizin, aşkı, sevgiyi her zaman her yaşta yaşamış, hissetmiştir. Şarkılar, türküler, şiirler genelde sevgi üzerinedir ayrılıklarda yaşansa,  acılarda yaşansa! Teknoloji ile belki farklılıklar göstermiştir, sevgililerin birbirlerine duygularını açıklamaları. Hiçbir şeyin sevginin üstünde olmadığını her insan bilir. Bilir bilmesine de, bunu ifade etmekte nedense  kimi zaman güçlük çeker. Kimi kitaplara sığdıramamıştır duygularını, kimi iki cümleyle anlatmıştır sevdasını.

      Silah icat oldu, mertlik bozuldu desek de, telefondaki mesaj, internetteki chat’leşme de olsa, bir duygunun yüze çıkmasıdır.

       Yasaklar olsa da, kavuşamamak olsa da, karamsarlıklar da olsa, bir efkardır sevda!

       Şairin dediği gibi;

        “En derin denizlerin dalgalarında bir efkardır sevda… Bazen ne yaşanılacak ne de konuşulacak bir şey bırakmadan alıp başını gidendir sevda…!”

 

*   *    *    *    *

 

      Kah bir şiirle, kah bir şarkının sözleriyle. İster bizim olsun kelimeler ister başkasına ait. Ama biliriz ki karşımızdaki insana söylerken, yazarken bizim sevgimiz girer içine.

      HERŞEYE RAĞMEN SEVMEK VE SEVİLMEK DÜNYANIN EN GÜZEL DUYGUSU!

      Ne güzel şey birisine bunları söyleyebilmek, ondan duyabilmek.

      14 Şubat ticari mi, romantik mi? Belki her ikisi de doğru olabilir. Ama sevginin paylaşıldığı, hatırlandığı her gün özeldir.

      Ancak insanlar için sevginin varlığıdır önemli olan. Hızla akıp giden yaşamımızın da, hiç farkında dahi olamadığımız değerleri belki de bir anlamda hatırlama günüdür.

      Geçen yıllarda ki, sevgililer günündeki son cümlelerle yazıma son vermek istiyorum.

      Tüm dünyada kabul gören ve kutlanan bir gündür bu gün. Önemli olan gönüllerin bir olmasıdır.

      Aşkı ve sevgiyi daha da güçlendiriyor belki de Sevgililer günü…

      Bir orkide, bir gül tüm kırgınlıkları bir anda yok edebiliyor… Gülen gözlerden, tebessüm eden dudaklardan çıkacak tek bir cümleyi herhalde sevende sevilende söylemek istiyor.

      “Seni Seviyorum!”

      Çünkü sevmek inanmaktır, yaşamaktır, paylaşmaktır, beklemektir.

      Sevdiğinizle bir mum ışığında, baş başa el ele göz göze olabilirsiniz. Bu gün sizlerin günü, kimseden sıkılmadan, çekinmeden, kalbinizden geçirdiğiniz ve söyleyemediğiniz o cümleyi hiç olmazsa bu gün en gür sesinizle haykırabilirsiniz.

       “Seni Seviyorum!”

       Bende bu güzel günde çocuklarımın annesi, torunlarımın babaannesi eşimi sevdiğimi bir daha haykırıyorum. “Seni Seviyorum!”

 

 

*   *    *    *    *

 

Kahramanmaraş; 1 Ocak 1983

      Değerli Çiğdem’im

      Mektubunu beklerken birden telefon gelmesi, sesini duymak beni nasıl sevindirdi ve üzdü anlatamam. Şansımızdan hava yağmurluydu, onun için eğitimi yemekhanede yapıyorduk. Santrale uzak sayılmaz da, hemen gelme imkanı buldum. Yoksa diğer günler eğitim yerimiz santrale uzak. Yine de konuşamadık fazla. Fakat senin sesin ve konuşmaların gayet iyi ve anlaşılıyordu. Bu da yeter. Santrale sordum. Havaların kötü oluşu nedeniyle diyor. Arkadaşlar ise PTT kanalıyla telefon görüşmesi için arada parazitlikler olduğunu K.Maraş otomatik olmadığı için direk ve rahat konuşulmadığını söylediler. Ocak ayı sonuna kadar otomatik telefon bağlanma durumu söz konusuymuş, ne derece doğru bilemem. Ben seni ararsam daha rahat konuşabiliriz. Çünkü hastanedeki telefon özel olduğu için santralle fazla irtibat olmaz kanaatindeyim. Çünkü İstanbul’la telefon eden arkadaşlar evlerinde telefon olduğu için rahat konuşulduğunu söylüyorlar. Geçen mektubumda saat 17.00’den sonra ara veya arayım demiştim. Ben öğleyin telefon görüşmesi olmaz düşüncesiyle böyle demiştim. Santraldeki asker İzmir’e öğlenleri rahat bağlantı olabileceğini söyledi. Bu durum daha da güzel. Çünkü havalar soğudu, akşamlar erken oluyor, perişan olmazsın. Hastaneden öğleyin konuşma imkanı bulabileceğimiz bir telefon ayarlayabilirsin sanırım. Eğer santralle bağlantı olmayan direk numaralı telefon olan oda veya yer varsa daha da rahat olur. Hiç olmazsa haftada bir iki konuşma olanağımız olur. Parasını hiç düşünme, söylediğim gibi % 50 indirimli. Her konuşma 100 TL’yi geçmez. Yeter ki senin sesini duyayım. Senin rahat olman beni daha da rahat duruma getirdi.

      Hergün televizyonda hava durumunu izliyorum. K.Maraş İzmir’den, İstanbul’dan, Kayseri’den iyi ve sıcak. Gerçi burası da soğuk. Fakat mevsim kış olduğuna göre diğer yerlere oranla iyi sayılır. Çoktandır yağmur yağmıyormuş. Geçen hafta yağmaya başladı. Sürekli yağmur yağdı. Burası da belli olmuyor. Yağmurun arkasında bir güneş çıkıyor veya hava bulutlanıyor, soğuyor. Kış mevsiminde normal diyoruz. Gel gelelim kapalı yerler daha da soğuk. Yatığımız yerde bir soba var. Yakarsan biraz ısınıyoruz. Sabah, gece yine soğuk. Onun içinde bilmem biliyor musun uyku tulumları var. Onlarda yatıyoruz. Biraz sıkıntılıda olsa sıcak oluyor. O olmasa halimiz duman. Yatma saatimizin dışında odaya gitmiyoruz. Taburun içinde Kışla Gazinosu diye yer yapmışlar. Havuz başı’da deniyor. Orada oturuyoruz. Çay içip, gazete okuyor, televizyon seyrediyor veya tavla oynuyoruz.

      Havalar soğuk olduğu için insanın canı hiçbir yere gitmek istemiyor. Öğleyin Tabur’da karavanadan yaralanıyoruz. Yani askerlerin yediği yemeklerden. Pırasa ve bulgur pilav baş yemeklerden. Akşamları Orduevine gidip yiyoruz. Günleri böyle geçirmeye çalışıyoruz. Bazen, diğer mektuplarda bahsettiğim Yaşar Pastanesine gidiyoruz. Geçen mektuplarımda ilk geldiğimizde tatlı yedim yazmıştım. Unutmuşum tatlı değil, senin çok sevdiğin dondurmayı yemiştim. Kış olduğu için her yerde dondurma yok. Bu pastanede varmış. İstedim kaşıkla bölmek parçalamak mümkün değil. Kaşık o kadar sağlam olduğu halde neredeyse kırılacak. Isırarak yesen dişlerin buz tutuyor. Yazın yerken bıçakla keserek yiyorlarmış. Gelince görürsün. Yazın bol bol yeriz. Tabi o günler bir gelse!

      Dün akşam Orduevine gittik. Aileler için sayılır yılbaşı gecesi, onun için biz yemek yedik. Havuz başına gelerek, televizyon seyrederek vakit geçirdik. Televizyon renkli olduğu için, programlar renkli olunca renkli seyrediyoruz. Çok güzel oluyor. Kısa zamanda almak niyetindeyim. Televizyon dedim de aklıma geldi. Bu sene vergiler Ocak ayında veriliyormuş, belki dinledin, biliyorsundur. Hemen yatır. Bizde aylıkları Pazartesi alırız. Etibank hesabına 20 bin lira yollayacağım. Hiç sıkıntı çekmeyin. Yemenizi içmenizi kısıtlamayın. Bizim nöbetlerde her ayın sonunda, diğer ayın nöbeti belli oluyor. Nöbetlerimin günlerini yazayım da ilerde senin gelmen gerektiği zaman hafta sonuna nöbetim gelmediği zamana ayarlarsın. Diğer zamanlar hangi hafta gelsen fark etmez. Önemli olan senin durumun. Birde bugünlerde havaların durumu. Buralar soğuk olmasına rağmen trafik yönünden sakıncalı değil. Dağların eteklerine yağan kardan başka şehir merkezinde kar yok. Yalnız sabahları sis çok oluyor. Hayret edersin. Sisin bir anda ilerlemesi her yeri kaplamasını görmek.

       5 Ocak Pazartesi

       9 Ocak Pazar

      17 Ocak Pazartesi

      22 Ocak Cumartesi

      Her ay 4 veya 5 nöbet isabet ediyor.

      Evet Çiğdem’im mektupların gidip gelmesi çok zaman aldığını belirtmiştim. Onun için telefon görüşmesi en iyisidir.

      1983 yılına girmemiz iyi oldu. İki yılın bulunduğu aylar sanki uzun gibi geliyor. Şimdi günler hemen geçecek gibi psikolojik bir duygu var insanda.

      Dışarıda havalar soğuk, havuz başında nöbetçi arkadaşlar var, başka kimse yok. Ben sana mektup yazıyorum.

      Hepinize selam eder. Yeni yılın mutlulukla bizleri kavuşturması dilekleriyle… Defalarca öperim.

                                                                                                                                         Alaattin

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Alaattin Karaer Arşivi

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (7)

09 Şubat 2026 Pazartesi 09:53

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (6)

02 Şubat 2026 Pazartesi 11:47

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (5)

26 Ocak 2026 Pazartesi 16:33

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (4)

19 Ocak 2026 Pazartesi 16:33

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (3)

18 Ocak 2026 Pazar 13:15

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (2)

12 Ocak 2026 Pazartesi 11:35

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (1)

07 Ocak 2026 Çarşamba 13:45

2024 Yılında Kaybettiklerimiz (72)

30 Aralık 2025 Salı 15:16

2024 Yılında Kaybettiklerimiz (71)

29 Aralık 2025 Pazartesi 15:23

2024 Yılında Kaybettiklerimiz (70)

28 Aralık 2025 Pazar 11:55