Üzüntülü ve yaslıyız.
Gözlerimiz buğulu, kalplerimiz yaralı.
Neşemiz gitti, heyecanımız kayboldu.
Kendi acılarımızı, hüzünlerimizi, sevincimizi kısaca yaşam kaynağımızı kaybettik adeta.
Üzüntülüyüz çünkü; Kahramanmaraş gitmiyor gözümüzün önünden.
Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adıyaman, Şanlıurfa, Adana, Diyarbakır ve Kilis
Yaslıyız yaslı;
-Çünkü,
-Sevdiklerimiz,
-Çocuklarımız,
-Akrabalarımız,
-Komşularımız,
-Dostlarımızı kaybettik.
Anne diyemeyecek artık yavrular.
Ellerinden tutup çocuklarını parkta gezdiremeyecek babalar.
Bayramlar eskisi gibi neşeli, huzurlu geçmeyecek ne babalar ne anneler ne akrabalar nede komşular için.
Ailece bir sofraya oturup huzur içinde kahvaltı yapılamayacak oralarda artık.
Aylarca hatta yıllarca yaşanılan o feryat, o acı gitmeyecek milyonların yüreklerinden.
Üzüntülüyüz hem de çok üzüntü içindeyiz.
Bir an evvel bölgeye ulaşmak istiyor, insanların üzerine kabus gibi çöken tonlarca beton yığınlarını bir çırpıda kaldırıp atmak geliyor içimizden.
Uluşamasak, yetişemesek, gidemez isek de gücümüzün yettiğince ihtiyaçlara cevap vermek, yaralı yüreklere en azından tampon olmak huzur bulmamıza yetmiyor adeta.
Yaslıyız hem de çok yaslıyız.
Minicik Yavrular, anneler, babalar, neneler, dedeler, dostlar, arkadaşlar yok çünkü.
Beton yığınlarının altından çıkarırken başlıyor gözlerdeki buğulu bakışlar.
Ülke kan ağlıyor, göz yaşı döküyor.
Korkak, endişeli, titrek, ürkek bakışlarla izliyoruz çalışmaları ki; bir can daha çıkar mı yığınların altından diye.
Yastayız biz ülkece.
Dinmeyecek acımız,
Bitmeyecek feryadımız,
Unutulmayacak anımız var artık.
Hep hatırlayacak, hiçbir zaman sönmeyecek bir yangınımız var artık yüreğimizde.
Yastayız ve hüzünlüyüz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.