Alaattin Karaer
(15-17 Aralık 2023- Sivas-Kemaliye-Divriği Turu) (23)
Çerkez’in Kahvesinde fazla oturamadık. Trenimizin kalkışına 30 dakika kadar kalmıştı. Atatürk ve Kongre Müzesi önünde bekleyen aracımıza yetişmek için koşturmaya başladık. Bu arada daha önce görmüş ve bakmaktan utanç duyduğum Madımak Otelinin yanından geçiyorduk. Şimdiki ismi: Bilim ve Kültür Merkezi.
Madımak Oteli, kamulaştırıldıktan sonra yenilendi. 2011 yılında Bilim ve Kültür Merkezi olarak düzenlendi. Binanın iç dizaynı tamamen değiştirilirken, olayda ölenlerin adları otelin lobi bölümünde oluşturulan Anı Köşesi’nde yer aldı.
Sivas Katliamı, Sivas Olayları, Madımak Katliamı ya da Madımak Olayı: 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün, Türkiye tarihinde bir utanç sayfası.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin radikal İslamcı bir grup tarafından yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmeleri ile sonuçlanan olaylardır. Kısaca, Madımak Otel’inde yakılarak, vahşice katledildiler.

Katliam sırasında dışarıda toplanan saldırganlardan iki kişi ölmüştür. Büyük bir kısım, güvenlik görevlilerinin ellerinden geleni yapmadıkları görüşünü savunmaktadır. Katliamdan ağır yaralı olarak sağ çıkan Aziz Nesin, olaylardan sonra yaptığı basın açıklamasında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ve Tansu Çiller/Erdal İnönü (DYP-SHP) koalisyon hükûmetini sert şekilde eleştirmiş, "Bir devlet var, diyordum ben. Bir devlet var, inanılacak devlet var. İyi-kötü, yanlış yapıyor-doğru yapıyor ama devlet var. Elbette bunu önleyecekler. Bu kadar ödün verilemez, diye düşünüyordum. Yanılmışım." demiştir.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında pek çok sanatçı ve fikir insanı, dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak Sivas'a geldi. Kültür Merkezi içinde karşıt grupla çıkan taşlı-sopalı çatışma, fazla büyümeden, polis tarafından zor kullanılarak önlendi.
Aziz Nesin’in, “Bin yıllık Kur’an’a neden inanayım? Bu yüzden Müslüman değilim." sözünün gazetelerde yankılanması olayı iyice körükledi ve gerilimi tırmandırdı. Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezinden ayrılıp yeniden Hükûmet Meydanı'na geldi. Hükûmet Konağını taşlamaya ve slogan atmaya başlayan saldırganlar, ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak slogan atmaya devam etti. "Şeytan Aziz!", "Sivas, Aziz'e mezar olacak!" gibi sözlerden sonra sloganlar devlete ve rejime yöneldi, "Kahrolsun laiklik!", "Müslüman Türkiye!", "Yaşasın Şeriat!" sloganları atıldı.
Grup, önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Oteldekiler ise kurtarılmayı bekliyorlardı. Saldırganların Madımak Oteli'ni henüz yakmadıkları saatlerde Aziz Nesin, Ankara'daki Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'yü arayıp "Bizi kurtarın." dedi. İnönü buna, "Hiç merak etmeyin. Gerekli tedbiri aldık." cevabını verdi. Fakat daha sonra tutuşturulan perdeler ve otelin alt katında bulunan eşyalarla birlikte Madımak Oteli yakıldı. Saldırganlardan bazılarının, "Allah'ım bu senin ateşin! İçeriye gönder!", "Cehennem ateşi işte!", "Şeytan Aziz!" dedikleri görüldü. Uzun süren bekleyiş sonunda oteldekiler kurtarılamadı. Otele sığınmış olan kişilerden aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan saldırgan kalabalığa doğru itildi. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldü.
Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ve 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte güvenlik güçleri şehirde tam bir hâkimiyet sağlayabildi.
* * *
Gar önüne gelmiştik. Üç gündür bizimle kilometrelerce yol kat eden Şoförümüze teşekkür ederek, trende yerlerimizi aldık. Saat 18.00’de hareket etti.
Ankara’da inecek grup arkadaşlarımızla ve Rehberimiz Hatice Tabak’la vedalaştık ve saat 19.30’da Kırıkkale Hızlı Tren Garındaydık…
İki gece üç günlük gezimiz, sanki günlerce yaşanmış gibiydi. Daha önce Sivas ve Divriği görülmüştü grubun çoğu tarafından, fakat ilk kez gördüğümüz Kemali’ye hepimiz bayıldık tek kelimeyle…
Ayten Alpman’la ve ülkemizle özdeşleştirdiğim ve çok sevdiğim, “Bir Başkadır Benim Memleketim” sözleriyle bitirmek istedim yazımı…
Havasına suyuna taşına toprağına
Bir can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim… Lay Lay…
Anadolu’m bir yanda yiğit yaşar koynunda
Aşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yunus’una Emrah’a
Bütün alem kurban benim yurduma… Lay… Lay…
Mecnun’a Leyla’sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlana’ya
Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim… Lay… Lay…
Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepside sevdalı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.