Alaattin Karaer
(15-17 Aralık 2023- Sivas-Kemaliye-Divriği Turu) (15)
![]()
Jeep gezisinden dönenlerle, Bozkurt Lokantasında buluştuktan sonra, alışveriş yapmakta isteniyordu. Yöresel yiyeceklere bakmak için rehber eşliğinde dolaşırken, Kapı tokmak imal eden iş yerini ziyaret ettik.
Kemaliye ilçesinde sadece bir demirci ustası tarafından üretilen kapı tokmakları motifleri ve sesleriyle bin yıllık bir tarihin kapısını aralıyor. Tarihe açılan kapılardaki bu sırrı tekrar yaşatmaya çalışan Mustafa Demirci bir yandan yok olmakla yüz yüze olan bir geleneği yaşatmaya çalışırken diğer yandan yaşam mücadelesi veriyor.
![]()
Derin kanyonlar arasında uzanan bir vadiye yerleştirilmiş küçük ve şirin bir ilçe olan Kemaliye’de gözümüze ilk çarpan şey ahşap yapılar ve bu yapıların üzerindeki tokmaklardır. Kemaliye’nin binlerce yıllık tarihi ve sosyolojik yapısını anlatan kapı tokmakları kentin göze çarpan en belirgin özelliklerinden biri. Geleneklere göre bir eve gelen misafir kapı tokmağını çalışına göre karşılanıyor. Ev sahibi tokmak sesine göre misafirin kim olduğunu anlıyor. Kapı tokmağının sesi gelenin kadın mı yoksa erkek mi olduğunu haber veriyor. Eğer misafir büyük tokmağı kullanır ve ses tok ve gür çıkarsa gelen kişi erkek ama diğerine göre ince daha az sesi olan küçük tokmak kullanılırsa gelen kişi kadındır.
Kapı tokmaklarının mesajları bunlarla sınırlı değil. Tokmaklar üzerindeki motiflerin de bir anlamı var. Örneğin lamba motifli bir kapı tokmağı evin ocağı sönmesin hayat daim olsun anlamını taşıyor. Kuş motifi kullanılmışsa bu da ev sahibinin gurbette bir yakınının olduğu ve haber beklediği anlamına geliyor. Sağa sola ayrılan ve kuş kafasını andıran motifler evin Müslüman bir aileye ait olduğunu vurguluyor. Öküz motifi ise ailenin birlik olduğunu simgeliyor. Kapı tokmaklarında akrep yılan gibi motiflerde var. Bu motifler Şaman kültüründen kalma. Yılan motifleri genellikle anahtar delikleri çevresinde bulunuyor ve bu motifteki kilide anahtar sokulunca şeytanın o eve giremeyeceğine inanılıyor. Akrep motifi olan evlerde ise cinin şeytanın barınamayacağı inancı var. Günümüzde Kemaliye’de kapı tokmakları yapan kişi 6 kuşaktır geleneklere bağlı olarak bu işi yapan Demirci ailesinden Mustafa Demirci. Yaklaşık120 yıl aradan sonra tekrar 1996 yılında bu geleneği sürdürme kararı alan Demirci ailesinin bu kararı sadece kaybolmakta olan bir geleneği yaşatmak değil aynı zamanda bu tokmakların işleneceği kapıları yapan marangozları ve buna bağlı olarak da eski taş ustalarını hayata bağlamış. Pek kimsenin rağbet etmediği marangozluk ve taş ustacılığı da kapı tokmakları sayesinde yeniden nefes almaya başlamış.
![]()
Gruptan bir kısmı ayrı gezmeyi tercih etti. Biz rehber eşliğinde Lökhane’ye gidiyoruz.
Kemaliye ilçe merkezi ve köylerinde önceden tüm evlerde yapılan ancak zamanla unutulmaya yüz tutan tatlı, kuru dut ve cevizin yaklaşık 3 saat makinede dövülüp macun haline getirilmesiyle yapılıyor. Kendine has tadıyla diğer tatlılardan farklı bir yere konulan ve başka bir katkı maddesi ilave edilmeden hazırlanan lök tatlısı, bölgeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin de en çok talep ettiği yerli ürünler arasında gösteriliyor.
Kemaliye'de özellikle kış günlerinde vücuda enerji sağlayabilmesi için tasarlanmış bir ürünmüş.
Lökhaneden alışveriş yaptık. Geri bu yoldan dönecekmişiz. Aldıklarımızı dönüşte almak, Zincirlikaya ve Mani Yolu’na gidiyoruz. Yol üzerinde çeşitli yerlerden güçlü bir su akıntısı bizi karşılıyor, ilkbaharda daha da gürül gürül akan bu suyun gücüyle çalışan tarihi değirmende ise un öğütülüyormuş.
Halk arasında Zincirlikaya olarak da bilinen bir kayanın üzerine, 2004 yılında bazı hayırseverler ve Kemaliye Belediyesi'nin desteğiyle bir merdiven yapılmıştır. Burası yoldan en az 530 adım (içinde 192 basamak bulunan bir yamaç boyunca) yürüyerek varılabilen turistik alana dönüştürüldü. Zincirlikaya üzerinden Kemaliye (Eğin) merkezi ve çevresi rahatlıkla görülebilmektedir. Kemaliyelilerin bu kayayı şehir merkezinin üzerine yuvarlanma tehlikesi nedeniyle zincirle bağlanmasından dolayı bu adı almıştır.
![]()
Kemaliyelilerin ortak özelliği memleketlerine olan bağlıklarıdır. Memleketlerini çeşitli sebeplerle fakat daha çok geçim sıkıntıları nedeniyle terk etmiş olsalar da onlar için ayrı bir sevdadır Kemaliye. Yaklaşık 50 yıldır, önceleri Halı Panayırı, daha sonraları Doğa Sporları ve Kültür Festivali adıyla her yıl tekrarlanan etkinlik sıla hasreti çeken gurbetçilerin buluşma nedenidir. Bu etkinliklerin önemli bir farkındalık yaratmasıyla 2000’li yılların başında Kemaliye sahip olduğu değerlerin farkına vardı. Kemaliye’yi keşfetmek isteyen bir potansiyel oluştu. Bu da Kemaliye’yi bir turizm kenti yapmaya yetti. Yeni oteller, pansiyonlar, kafe ve restoranlar, yeni mekânlar açıldı. Kent halkı, geçmişini korumak için harekete geçti evlerini restore etti ve ziyaretçilerine yerel değerlerini sunmak için kentin tepsinde Karasu vadisini yukardan gören manzara eşliğinde bir yolu ‘Mâni Yolu’ olarak düzenledi. Kemaliye’nin endemik bitki türleri gibi kendine özgü 11 hece düzeninde yazılmış manilerini tabelalara işledi. Bugün bu yolda 80 tanesi sergilenmektedir. Bu yol kısa sürede ziyaretçilerinin en çok ilgi gösterdiği yerlerden biri oldu. “Ela Gözlü” olarak da anılan Eğin manileri “Karşı Geçe”, “Venk”, “Apçağa” gibi yöresel ağızlarla dile gelmiştir.
Eğin folkloru, uzun yıllar Elâzığ kültürüyle etkileşme içinde kendine özgü bir birikim oluşturmuştur. Kemaliye (Eğin) hikâyeleri, türküleri, halk oyunları, edebiyatı, oyunları (köy seyirlik) ile özel ve benzersizdir. TRT arşivinde kayıtlı 40 kadar türküsü, 3000 adet derlenmiş 11 hece düzenine göre sıla hasreti ve sevilene özlemin dizelere döküldüğü manileri, 30 kadar halk oyunu ile Kemaliye büyük bir kültür birikimine sahiptir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.