Güllü Çelik Çuhadar
Büyük İnsanların Küçük Öğretmenlerİ
Bir köy okulunda öğrendiğim en büyük ders
Bir köy okulunun bahçesinde küçük bir kız çocuğu yanıma yaklaşıp bana şunu sordu:
“Abla, yine gelecek misiniz?”
Sorusu çok basitti. Ama bazen en basit sorular insanın kalbine en derin şekilde dokunur.
O gün yanımızda kalemler vardı, defterler vardı, çocuklar için küçük hediyeler vardı. Biz oraya yardım götürdüğümüzü düşünüyorduk. Ama o gün fark ettim ki bazı yolculuklar yardım götürmek için değil, bir şey öğrenmek için yapılır.
Çocukların gözlerinde gördüğüm şey imkânsızlık değildi. Umuttu.
Sınıfları belki çok büyük değildi. İmkânlar belki şehirdeki okullar kadar geniş değildi. Ama o sınıfların içinde öyle bir enerji vardı ki insan ister istemez kendine şu soruyu soruyordu:
Biz büyürken neyi kaybettik?
Çocuklar küçük şeylerle mutlu olabiliyordu. Bir kalemle, bir kitapla, birlikte çekilen bir fotoğrafla…
Modern dünyada mutluluk çoğu zaman büyük şeylere bağlanıyor. Daha büyük başarılar, daha büyük hedefler, daha büyük hayatlar…
Ama o gün bir köy okulunda anladım ki bazen mutluluk aslında çok küçük bir yerde saklıdır.
Birinin sizi gerçekten görmesinde.
Birinin size gerçekten inanmasında.
Birinin size “Sen değerlisin” demesinde.
O gün çocuklarla konuşurken şunu fark ettim: Biz büyüdükçe birçok şeyi öğreniyoruz ama bazı şeyleri de unutuyoruz.
Paylaşmayı…
Basit şeylerle mutlu olmayı…
Ve en önemlisi birbirimize dokunmayı…
O küçük kızın bana sorduğu soru hâlâ zihnimde:
“Yine gelecek misiniz?”
Belki farkında değildi ama o gün bana hayatın en büyük derslerinden birini verdi.
Bu dünyada bırakabileceğimiz en değerli iz, insanların kalbinde bıraktığımız izdir.
Belki hepimiz dünyayı değiştiremeyiz.
Ama bir çocuğun kalbinde umut bırakabiliriz.
Bazen bir kalem bir hayali başlatır.
Bazen bir cümle bir insanın hayatını değiştirir.
Bazen de bir ziyaret, bir çocuğa şunu hissettirir:
“Ben de önemliyim.”
İnsan insana iyi gelir.
Ve iyilik düşündüğümüzden çok daha hızlı yayılır. Bir kişi başlatır, sonra bir başkası devam eder. Ve bir gün bakarsınız ki küçücük bir dokunuş kocaman bir umuda dönüşmüş.
Belki mesele dünyayı değiştirmek değildir.
Belki mesele şudur:
Bir insanın kalbine gerçekten dokunabilmek.
Bu köşede bazen bir köy okulunda karşılaştığım umut dolu hikâyeleri paylaşacağım.
Bazen insanın iç yolculuğunu ve kendini keşfetme sürecini konuşacağız.
Bazen de hayatın bize öğrettiği küçük ama derin derslere birlikte bakacağız.
Çünkü inanıyorum ki hayat bazen büyük değişimlerle değil, küçük dokunuşlarla güzelleşir.
Belki bu satırlar birinin kalbinde küçük bir ışık yakar.
Ve belki hepimize şu soruyu yeniden hatırlatır:
Bugün kimin hayatına küçük de olsa bir umut bırakabiliriz?
Ben Gül Çelik Çuhadar; insanın kendi iç dünyasına yaptığı yolculuğun ve başkalarının hayatına bıraktığı izlerin gücüne inanan bir yolcuyum. Kişisel gelişim dünyasındaki akademik birikimimi, saha projelerindeki gönüllü çalışmalarımla harmanlayarak; iyiliğin ve umudun paylaştıkça çoğaldığına tanıklık ediyorum. Özellikle köy okullarındaki çocuklarla kurduğum gönül köprüleri, benim yazılarımdaki temel ilham kaynağım. Kaleme aldığım bu satırlarla; toplumsal dayanışmanın ve küçük dokunuşların yarattığı o büyük dönüşümlerin izini sürmeye devam ediyorum.
Sizinle bu hikâyelerde ve gönül köprülerinde buluşmak dileğiyle..."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.