Alaattin Karaer
Savaş İstemiyoruz! (Dünya Barış Günü)
İkinci Dünya Savaşı 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polanya'yı işgaliyle başlamıştı. Ardında 50 milyonu aşkın ölü 100 milyonlarca yaralı, sakat, acı, gözyaşı ve enkaz yığını haline gelmiş şehirler, kasabalar bırakarak 1945 Mayıs'ında bitmişti. İnsanlık tarihinin gördüğü bu en kanlı savaşın başladığı günü, yani 1Eylül'ü bütün dünya ulusları Dünya Barış Günü olarak ilan ettiler. 1 Eylül Dünya Barış Günü tüm dünyada çeşitli etkinliklerle yaşamakta ve yaşatılmaktadır.
Bugün 1 Eylül “Dünya Barış Günü”.
Her yıl, söylemlerimizde ve yazılarımızda kalıyor bu söz!
Çünkü, havanda su dövüyoruz galiba! İnsanların bir kulağından giriyor diğerinden çıkıyor.
“Savaş günü” veya “Savaşlar günü” desek yerinde olacak!
Günümüz “Barış” olmasına rağmen savaştan bahsedelim. Belki özlenen “Barış” içinde bir dünya kurmak için elele veririz.
İnsanlık tarihi kadar eski olan savaşlar tarihi, ilkel topluluklarda var olmak ve yaşamı sürdürmenin koşulu iken; kapitalist dünyada yeni pazarlar oluşturmanın, benciliğin kendisidir.
Belirli azınlık çıkar çevreleri, insanı insana, kardeşi kardeşe kırdırmaktaki başarılarını günümüzde de devam ettirmekten kendilerini geri bırakmıyorlar. Küçücük masum çocuklar dahi bu zalimlerin kurbanı oluyorlar. İnsanoğlu var olduğundan beri, hiç bitmeyen küçüklü büyüklü insanlık suçu. Bu suçu işleyenlerde yine bizleriz. Çoğunluğun istediği Barış’ı ne yazık ki çoğu ülkeler yaşayamamaktadır. 1990 yılından itibaren savaşlarda yaşamını kaybeden insanların %90’nını kadın ve çocuklar oluşturmaktadır. Ayrıca savaşın etkileri ile yaşadıkları yerden ayrılarak mülteci durumuna düşen savaş zedelerin de %80’i kadın ve çocuklardan oluşmaktadır.
1990'lı yıllarda Kuzey Afrika'da çıkan iç savaşlarda ve kabile savaşlarında 1 milyonun üzerinde insan ölmüştür. 2003 yılında başlayan Irak Savaşı’nda milyonlarca asker ve sivil hayatını kaybetmiştir.
İşte yakın tarihimizde Mısır ve Suriye örneği…
En yakın diğer örneği 6 ay geçen, 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş…
Ülkeye ölüm, yıkım ve sefalet getirdi. Her iki ülkede, binlerde insanın ölümünün yanı sıra, milyarlarca maddi kayıpla günümüze kadar geldi.
Hiçbir ülke, savaşla başarıyı sağlayamamıştır.
İki gün önce 100. Yılını kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramının Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkemize ve tüm dünya ülkelerine ilke olmuş sözünü yıllar önce söylemişti:
"Yurtta barış, dünyada barış"
Bu sözü bugün tüm ülke ve insanlarına bir daha haykırmak istiyoruz. "Yurtta barış, dünyada barış"
İşte bu sözden yola çıkarak insan haklarını savunan, huzur, güven ve mutluluk içerisinde yaşamak isteyen, savaşın ve terörün acısını yüreklerinde hisseden tüm insanlarımızı bu günde, dünya barışını tehdit eden savaş çığırtkanlarını ve terörü lanetlemeye davet edelim. Bu nedenle, barış ve istikrar ortamını bozucu bölgesel anlaşmazlıkların, şiddet ve terör hareketlerinin önlenmesi, açlıkla mücadele, çevre sorunlarına çözüm bulma gibi konularda sağduyu sahibi herkesin, üzerine düşen görev ve sorumluluğun bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, terörden arınmış bir dünyada, mutluluğa, huzura, sevgiye, hoşgörüye, kardeşliğe ve dünya barış’ına hep birlikte kucak açalım!…
Barış içinde, savaşsız bir dünya yaratmak dileğiyle...
Savaş İstemiyoruz!
“Dünya Barış Günü” bu bilinçle kutlu olsun!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.