Halis Haktanır
MÜSLÜMAN’A ZULÜMLER DEVAM EDİYOR
Son Peygamberin görevi tevdi edildikten, İslam’ın Âlemlere duyurulmasının başlamasından buyana yüce ve son din İslam’ın son Peygamberinde Âlemlere rahmet iki cihan Peygamberi Muhammed Mustafa’nın yaşam tarzları içerisinde büyük işkencelere maruz kalan Müslüman dininin sonsuz savunucuları şehitlerin harman harman olduğu aç susuz çöl ortalarında kızgın kumlar üzerinde işkencelere tabii tutulduğunda çöl ortasında kızgın güneş altında elleri ayakları kazıklar bağlanarak işkencelerle yaşamını yitiren ilk şehitlerin sonu olmayacağı ta o zamanlar belli idi. Çünkü İslam mücadele, İslam yaşama, İslam yaşatma, İslam kötülere karşı kucak germe, İslam müşriklerin devam edeceğini bilen her zaman kendi düşmanları ile mücadele edileceğini bilen bir yaşam tarzıdır. Bu kutsal dini her zaman karşısında ebucehiller, putperesler, imansızlar, taş yürekliler kadını kızı, çoluğu çocuğu katletmekten zevk alanlar hayâsız insanların olacağı gerçeği ile dinin getirdiği emirleri yaşayanlar arasındaki yaşayış tarzları karşı karşıya kalacağını bilen bir toplum olarak bu yapılanlara karşı koyacak yollarının Cennet yolculuğu olacağını anlayan İslam dininin fertleri, şuanda hala zulüm altında insanlıktan nasibini almayan zalimlerin zulmü karşısında inim inim inlemekteler.
Dünyanın dört bir yanında adı Müslüman olan her toplumun üzerinde amansız bir kıyım sürmekte, vicdanları durduracak katliamlar yapılmaktadır. İslam coğrafyası perişan! İslam coğrafyası kimsesiz! İslam coğrafyası kan, zulüm, açlık işkenceler sürüp gitmekte son olarak ta, Arakan’dayız.. 21. yüzyıl Bosna Hersek, Afganistan, Pakistan, Irak, Libya, Tunus, Cezayir, Ortadoğu’nun tamamı kan içinde. Zulümle adeta kardeş olmuşlar. Feryatlar göklere uzanıyor ama ona yardım elini uzatacak milletler bulunmuyor.
Hepsi zevki sefada, yine benim milletim Türk milletinin yüreği yanmakta. Yapılan zulümlere sessiz kalmamakta, dünyaya haykırmakta ama buna rağmen olan yine Müslümanlara olmakta. Arakan’da yapılan zulümleri görüyoruz. Çocuklar, bir yaşındaki yavrular, gözü yaşlı genç kızlar, yaşlılar, feryadı figan içerisinde bunların hepsi işkencelerle öldürülüyor. Yaşlı dedenin, aksakallı amcanın zalimlerin hışmına uğrayıp, sopalarla yediği vicdansız saldırılar bir değil, binlerce el uzatın ey medeniyetin beşiği medeniyetsizler.
El uzatın o sabi yavruların işkencelere maruz kalmalarına, seyirci kalmayın! Ey Müslüman kisebi altında kendini Müslüman devleti olarak gören emperyalistin uşakları! Türk Milleti’nin feryadına kulak verin, gelin bize destek olun. Mazlumların yalnız olmadığını dünyaya haykıralım. Başka bir şey diyemiyorum, yazamıyorum kendimi affedemiyorum. Şu şiirim sizlerle sizinle olduğum kendimi rahatlattığımı vicdansızlara söylenebilir sözüm olduğunu hatırlatarak diyorum ki;
ÇAĞIN BİLALLERİ
Çile ile başladı Müslümanın hayat tarzı
Dün Bilal’di şimdi Arakan’da ki kardaşı
Sırtında şişlerle dağlanmış Fatma-Ayşe bacı
Minik yavruların dağılmış saçları başı
Ebucehiller çoğaldı dünyada yarışır durur
Müslüman kanından zevk-i sefa bulur
Müslüman’ın feryadı ahu-figana olur
Mescid-i Aksa’da imansızlara taşla sapanla vurur
İslam ülkeleri kukla olmuş Ebucehillere bakar durur
Çağın Bilallerini silahtan başka açlık vurur
Muhacirler çoğaldı, Ensan bulunmaz gayrı
Dünyada Müslüman olmak suç hepsi Haçlı zihniyeti aynı
Mazlumlar, biçareler feryatta Allah’ım sen onlara acı
Gel Bilal, gel Ebubekir, gel Ömer, gel Ya Osman! Bakın Müslümanlara
Aynı çileyi fazlasıyla çekiyorlar bunu anlayanlara
İslam ülkeleri perişan kurtarıcı hani
Zevk sefa içerisinde dalmış emirle Sultanı
Yüce yaradanım sen bize Müslümanlara acı
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.