Dr. Ahmet Polat
Kınamak
Günümüz toplumunda, en büyük toplumsal ve ahlâki problemlerden biridir kınamak. Sözlükte “ayıplamak, kabahatli bulmak, takbih etmek” ya da “yapılan bir işin, bulunulan bir davranışın, söylenen bir sözün yersiz, uygunsuz, çirkin, kötü görüldüğünü bildirir biçimde söz söylemek” anlamına gelmektedir. Kınamak; dinimizde ahlâki zemîmede yer almaktadır. Bu kavramın zıddı ise (övme) medihtir.
Kınayan kişi, kendisini başkaları hakkında söz söylemeye yönelik otorite sahibi olarak görmesi hasebiyle büyüklenme ve böbürlenme hislerine kapılır. Bu da kibir tehlikesini beraberinde getirebilir.
İmtihan dünyasında, kâinatın en şereflisi insanoğlunun başına her şey gelebilir. Halk arasında söylenen “düşmez kalkmaz bir Allah” atasözü, esasında bunu açıklamaktadır.
Kınamanın arka planında ayıplama, kusur yazma, hor görme, küçümseme gibi tutum ve davranışlar vardır ki, Kur’an ve Sünnet; ayıp ve kusurları örtmeyi, açık aramamayı, hüsnü zanda bulunmayı ve çevreye pozitif bakmayı emretmektedir.
Hemen en yakın çevremizde, çetin imtihanlar veren eş ve dostu gördüğümüzde, “kimi kınadım da Allah benim başıma bunu verdi?” veyahut da “filancayı kınadım; başıma geldi” sadedinde itirafları duyarız.
“İnsanlar, birbirlerini neden kınamaktadır?” sorusuna şöyle cevap verilebilir: Dini bilgi eksikliği, köyden şehre göçün sonucunda farklı insan tipleriyle karşılaşma, başka kültürlerin yoğun baskısı karşında örf ve âdetlerimizde bulunmayan yeni hadiselerin cereyan etmesi ve bu karşılaşılan olaylara karşı zihnin; lisana dökerek verdiği reflekstir. Bu refleks sonucunda kınama yoluna gidildiğinde, Allah tarafından çocuklarımız ve torunlarımızın davranışlarına aksi yönde tesir etmektedir. Zira Allah’ın takdirine yorum yaparak, tenkitlerde bulunarak adeta O’nun yazısına (tıpkı haset etme gibi) şerh düşmüş oluyoruz. Neticede de kınamanın bedelini, sevdiklerimizin tutum veya davranışlarıyla ödüyoruz.
En basit ifadeyle, muhatabımızın tutum veya davranışlarına taaccüp ederek "kınama" tarzıyla söylediğimiz ya da düşündüğümüz her söz/fikir; en sevdiklerimizin yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir.
Toplum içerisinde ortalama dini bilgiye sahip olduğunu iddia eden kimseler, dini (ilmihal) bilgileri tam manasıyla özümseyemediği veya ameli noktada eksiklikleri bulunması ya da dini, sadece namaz, oruç gibi ibadete müteallik bahislere hasretmesi sebebiyle, başkalarının başına gelen olumsuz bir hadise hakkında yorum yapmaları ya da hoşnut olunmayan tutum ve davranışı dillendirmektedir. Bunun sonucunda, kişinin kendisi ya da en yakını, söyledikleriyle imtihana tabi tutulmaktadır.
Şu hâlde, bizlere düşen, tasvip etmediğimiz durumlarla karşılaştığımızda, “yeryüzünde olan biten, yaşanan her şey insanoğlu içindir” diyerek ibret almalı ve yanımızdakileri “kınamaması” konusunda tenbihlemeli, az ve faydalı konuşmaya teşvik etmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.