Alaattin Karaer
GÜNEY KORE GEZİMİZ! (29)

Askerden arındırılmış DMZ adı verilen bölgede, ! Tampon bölge ziyaretimiz sonunda son gün kalacağımız Armada Otel’deyiz yine! Eşimle, yabancı turistlerin yarısının ziyaret ettiği iki gündür gezdiğimiz Dongdaemun çevresindeki mağazalardan hediyelik almak için dolaşmaya başladık. Giderken, cadde üzerinde bulunan Türk işletmecisi Kahramanmaraşlı olduğunu sonradan öğrendiğimiz Kebapçıya uğradık bir şey yemek için. Uzak diyarlara gittiğimizde, bir Türk yerini duyunca, kendimizi daha rahat hissettiğimizi hissediyoruz! Ancak Japon’yada da burada da gördüğümüz karşısında, onların aynı düşünce ve duygular içinde olduğunu düşünemiyoruz! Bizleri görünce sanki rahatsızlık duyuyorlar.
Sonradan öğrendiğimize göre Kore’nin moda endüstrisinin başkenti olarak kabul edilen Dongdaemun Moda Şehri, asla uyumayan bir moda şehri durumundaymış..
Dongdaemun Moda Kasabası Özel Turist Bölgesi hem toptan hem de perakende pazarlardan oluşmaktadır. Kasaba geleneksel bir toptan satış pazarı olarak başladı, ancak modern alışveriş binalarının ortaya çıkışı artık alışveriş yapanların toptan veya perakende olarak satın alma yapmasına olanak tanıyor.
Dongdaemun Moda Şehri sadece kıyafet satan bir yerden çok daha fazlasıdır; Planlamadan üretime kadar tüm süreç de burada gerçekleşiyor. Ortam, kendilerine meydan okumak isteyen genç tasarımcılar tarafından tercih ediliyor. Kasabadaki mağaza ve alışveriş merkezlerinin düzenlediği etkinlik ve gösterilerin yarattığı olumlu dalgalanma etkisiyle çevre de yeniden canlandırılmış. Bizde bu alışveriş merkezlerini dolaşıp tam otelimize dönerken, bu etkinliklerin düzenlendiği ortamda bulduk kendimizi. Görevliler bizi çevirdi, geleneksel kıyafetleriyle fotoğraflarımızı çektiler ve bizlere hediye ettiler…
“Japan Korea Fashion&Jazz İnternational Exchannge Festivali” yazıyordu kurulan sahnede!

Sıralanan sandalyelerde yerimizi aldık. Program başladığında hayretler içerisinde kaldık. Canlı bir program dolu doluydu. Kendimizi alamadık. Festivallerin iptal edildiği ülkemizden sonra, uzun süredir böyle canlı bir program izlememiştik!
Anlaşılan programı sonuna kadar izleyecektik. Zaten yapacak başka bre şeyde yoktu. Sabah Ülkemize dönüş vardı!
Ön sıralardaki sandalyelerin boş olduğu gözüme çarptı. Eşim işaret ettim, Geçtik ön tarafa ve protokol gibi yerimiz almış aldık.
Canlı programı sonuna kadar izledik.
Kalacağımız Armada otel yakındaydı zaten, canlı programı sonuna kadar izledik.
Dönüşte, otelimizin yanındaki markette, fırında pişirilmiş tatlı patatesten yedik. Eşim çok sevmişti, daha önceki günlerde de yemişti.
Sabah, hazırlıklar ve kahvaltıdan sonra saat 11.00’de hareket edecek uçağımız için havaalanına hareket ettik. Pasaport kontrolü ve valizlerin teslimi ve rötarsız hareket…
Hancı hanına yolcu yoluna…
Her ne kadar güzel yerleri görmüş olsak da, bülbül örneği;
Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş.
Bizde aynı duygular içerisinde, yurt dışında olduğumuz süre sonunda ülkemizi özlüyoruz!
Ülkemize dönünce de, doğduğun yer mi, doyduğun yer mi derseniz. Elbette ki doyduğumuz yer diyoruz. Her ne kadar 40 yıla yakın yaşadığımız Kırıkkale’de park sorunu olsa da!
Yıllar sonra, 1,5 – 2 yıl önce yapılan kaldırım taşları yapıldıktan sonra kırılsa da!
Sık sık su kesintileri olsa da!

40 yıla yakın çalıştığım, benim gibi çalışanların, 03.07.2021 tarihli ve 31530 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile sermayesinin tamamı Hazineye ait ve Millî Savunma Bakanlığının ilgili olduğu bir anonim şirkete
dönüştürülmesiyle, yüzlerce kişiye Kurum seçme hakkı vermeden sadece 3 il tercih ettirerek, şehir değiştirerek kış aylarında büyük zorluklar yaşatan, ailemiz gibi gördüğümüz MKE Kurumumuzu özledik!
Özledik!
Çekirdek çitleyerek yere atanları özledik!
Dar kaldırımlarda yürümekte zorluk çektiğimiz yol ortasında yürümek zorunda kaldığımız Kırıkkale’mizi özledik!
Yağmur yağınca, karşıdan karşıya geçmekte zorlandığımız, alt yapısının bozuk olduğu Kırıkkale’mizi özledik!
Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirini özledik!
Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim Ne zengin-fakir, ne sen-ben farkı olsun; Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Her yurt dışı gezi sonrası yazılarımın sonunda Anonim bir şarkı olan ve Ayten Alpman’la özdeşleşen, “Bir Başkadır Benim Memleketim” sözleriyle son verirdim. Şimdi de aynısını sizlerle yeniden paylaşmak isterim:
Havasına suyuna taşına toprağına
Bir can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim… Lay Lay…
Anadolu’m bir yanda yiğit yaşar koynunda
Aşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yunus’una Emrah’a
Bütün alem kurban benim yurduma… Lay… Lay…
Mecnun’a Leyla’sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlana’ya
Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim… Lay… Lay…
Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepside sevdalı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.