Alaattin Karaer
GAP GEZİMİZ ! (9) 21-DİYARBAKIR
Bir bölümü kazılar sonucu çıkartılsa da hala büyük bir bölümünün toprak altında gömülü olduğu bilinen Artuklu Sarayı önünden müzeye doğru ilerliyoruz… Müzenin giriş kapısı tarihi Artuklu Kemeri isimli tarihi bir yapı. Kemerde yer alan kitabeye göre yapım tarihi 1206-1207 yılları arasını bulmaktadır. 10 metre genişliğinde yukarıya doğru sivrilen yapısıyla dikkat çeken keme, Artuklu Sultanı Mahmut döneminde yapılmıştır. Yapım tarihine baktığımızda Artuklu Sarayı ile aynı döneme geldiğini görebilmekteyiz. Bir savunma amacından ziyade ülkenin gücünü simgeleyen bir yapı olmuştur.
Girişte beyaz kalker taşı üzerine kabartma olarak işlenmiş mücadele sahnelerini görebilirsiniz. Fakat birçoğu harap olmuştur. Bu kabartmalarda aslan ve boğa figürü görülmektedir. Diyarbakır tarihi eserler arasındaki kemer hala canlılığını ve güzelliğini korumaktadır.
Artuklu Kemeri, aynı zamanda Diyarbakır Arkeoloji müzesinin giriş kapısı.
Diyarbakır Arkeoloji Müzesi: Diyarbakır’da ilk müze 1934 yılında Ulu Cami yakınındaki Zinciriye (Senceriye) Medresesi’nde açılmıştır. 1985 yılında ise Elazığ Caddesi’ndeki taşınmış olup teşhir tanzim çalışmaları tamamlanarak 1993 yılında halkın hizmetine açılmıştır.
Diyarbakır Arkeoloji Müzesi'nde arkeolojik eserlerin yanı sıra yöresel etnografik eserler yer almaktadır. Bölgede bulunan Geç Paleolotik, Neolotik, Kalkolotik, Hitit, Asur, Roma, Bizans, Erken Hristiyan, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı çağlarına ait arkeolojik eserler sergilenmektedir.
İç Kale’nin korunarak yaşama kazandırılması ve Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel dokusunun en önemli noktasını oluşturan bu alanın geleceğe aktarılmasını sağlamak amacıyla Diyarbakır Surları ve İç Kale Projesi başlatılmış olup; 2004 yılında İç Kale, Diyarbakır Müzesi kompleksi alanı olarak işlevlendirilmiştir. Tarihte vilayetin yönetim merkezi olan İç Kale, M.Ö. 3.binde Hurriler döneminde inşa edilmiştir. İç Kale’de yer alan Amida Höyüğü ise kentin kurulduğu ilk noktadır ve M.Ö. 6. Binden itibaren yerleşim görülmüştür. İç kale, Amida Höyüğü ve Artuklu Sarayı, St George Kilisesi, Hz. Süleyman Camii ve 27 Sahabe Türbesi, Artuklu Kemeri, Aslanlı Çeşme, Atatürk Müzesi, Cephanelik, Jandarma Binası, Eski Cezaevi, Kolordu Binası, Vakıflar Müdürlüğü, Defterdarlık Binası, Adliye A ve Adliye B Binalarından oluşan bir müze kompleksidir.
Giriş işlemlerinin ardında, hemen kapıya yakın Adliye A Binası (Arkeoloji 1- Kronolojik Sergileme) salonuna giriyoruz. Rehberimiz gerekli bilgileri veriyordu. Hükümet binası olarak inşa edilen Adliye A binasının yapımına Osmanlı Valisi Sırrı Paşa zamanında başlanılmış 1889 yılında bitirilmiş. İçkale Projesi kapsamında restorasyonu tamamlandıktan sonra Arkeoloji -1 (Kronolojik Sergileme) binasında Diyarbakır’da gerçekleştirilen kazılara ait buluntular kronolojik olarak sergilenmektedir. Teşhir binasında zemin katta Körtik Tepe, Çayönü, Hakemi Use, Kenan tepe, Karavelyan sergi salonları ile 1. Katta Salat Tepe, Müslüman Tepe, Hırbemerdon Tepe, Kavuşan Höyük, Ziyaret Tepe, Üç Tepe, Hilar, İçkale kazılarına ait sergi salonları bulunmaktadır.
Müzeyi bize ayrılan zamanda gezmek ne mümkün! Gerçekten muhteşem bir müze kompleksi ile karşı karşıyayız.
Hangi binayı ve nereleri gezdik, inanın hatırlamakta güçlük çekiyorum. Eski Cezaevi Binası önünde yalnız fotoğraf çekebiliyorum. Beni bana bırakmıyorlar ki! Benim de fotoğrafı mı çek, benim de fotoğrafımı çek diyen arkadaşlardan, neredeyim neyi çekiyorum bende şaşırdım anlayacağınız!
Evet! Eski Cezaevi Binası: Artuklular döneminde kervansaray olarak inşa edilen yapı. Osmanlı döneminde onarılarak hapishaneye dönüştürülmüştür. İç Kale Projesi kapsamında Eski Cezaevi Binası, Diyarbakır restorasyon ve konservasyon bölge laboratuvarı ve Müze müdürlüğü eser deposu olarak düzenlenmiştir.
St George Kilisesine giriyoruz: Dicle’ye bakan yüksek kayalıklarda bulunan kilise, Kara Papaz Kilisesi olarak da anılmaktadır. Ne zaman yapıldığı bilinmese de M.S 3. Yüzyıl olduğu düşünülüyor. Roma döneminde ateş tapınağı olarak kullanıldığı ve çok tanrılı dinler için yapıldığı varsayılıyor. Günümüzde sanat galerisi olarak faaliyet gösteren kilise Artuklular zamanında kubbeli bölümü hamam olarak işletiliyordu.
Bu hamam kare planlı inşa edilmiştir. Yapının çevresinde kemerli pencereler bulunmaktadır. Üst kısmındaki çıkıntı bir kule tepesini andırmaktadır. Sur ilçesindeki kiliseye bir giriş ücreti yoktur. Kaynakların iddiasına göre hamamın yapımında Eb-ül iz El Cezeri’nin ürettiği robotlar kullanılmıştır.
devam edecek…
-21-diyarbakir-2.jpeg)
-21-diyarbakir-3.jpeg)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.