Alaattin Karaer

Alaattin Karaer

GAP GEZİMİZ ! (38) 27 – GAZİANTEP

1[52454].jpg

Bakırcılar Çarşısının girişine yakın lokantada çorbalarını içenler bizim oturduğumuz, bankların yanına geldiler, güzel çorba sizde için diye! O kadar kalabalık olan yerde ben çorba içmeyeceğimi söyledim. Eşim ısrar ediyor, çok güzel diye! O zaman sen seversin lahmacun yersin diyerek lokantanın önene geldik. Lokantadan içeriye girmek ne mümkün, kuyruk… Ben bu kuyruğu bekleyip de lahmacun yiyemem diyerek ayrıldık.

     Yeni Hanın önünden, buluşacağımız Gümrük Han’a doğru ilerledik…

 

   Yeni Han: Osmanlı han mimarisi içinde tek avlulu, iki katlı hanlar grubuna girmektedir. İlk tapu kayıtlarındaki isimlere dayanarak 1757-1785 yılları arasında yapıldığı düşünülmektedir. Zemin kattaki mekanlar depo ve ahır, üst katta bulunan odalar ise yolcuların konaklaması amacıyla yapılmıştır. Hanın inşasında siyah ve sarımtırak renkte küfeki kesme taş kullanılmıştır. Hanın giriş katında bir süre taş ocağı olarak kullanılan daha sonraları yeni hanın misafirlerinin hayvanlarına ahırlık yapmış olan Kaleoğlu Mağarası yer alır. Günümüzde restore edilen mağara Kültür Yolu’nun önemli dinlenme ve serinleme mekanı olarak hizmet vermektedir.

     Tarihi Gümrük handa, kahve ve çaylarımızı içtikten sonra toplanan grupla birlikte, geldiğimiz yoldan bulaşma noktasına, bizi bekleyen aracımıza doğru yürümeye başladık. Hava güzel ve güneşli, sağımızda kalan Kale’nin etrafında oturanlar gezenler bir hayli kalabalıktı.

    Gaziantep Kalesi: Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisi olup, gerek ihtişamı gerekse tarihiyle şehir merkezinde, yaklaşık 25 m yükseklikte hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerindedir. Kale’nin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

     Eski bir Hitit yerleşimi olan yerde, Roma döneminde bir gözetleme kulesi, Bizans döneminde, İmparator Justinyen’in emriyle bir kale yaptırılmıştır. Kale, yaklaşık 1200 metre uzunluğunda taştan bir çevre duvarı ile çerçevelenmiş olup, surlarında 36 kule ve burç bulundurmaktadır.

   Kalenin çevresinde 10 metre derinlikte ve 30 metre eninde bir hendek vardır ve kaleye bu hendeği aşan hareketli bir köprü ile girilmektedir. Memlûk Sultanı Kayıtbay 1481 yılında kalede ciddi bir onarım yaptırmıştır. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1557 yılında kalenin takviye edildiği ve giriş köprüsünün iki yanına kuleler eklendiği, kale kapısında bulunan kitabede yazılıdır. Aynı dönemde kaleye sarnıç, mescit ve hamam ilave edilmiştir. Gaziantep Kalesi günümüzde iyi bir durumdadır.

 

     Solumuzda kalan Şirvani (Şirvani Mehmet Efendi) Cami: Gaziantep Kalesi’nin batısında  bulunmaktadır. Eskiden tarihi Gaziantep camileri içerisinde minaresi iki şerefeli olan tek cami olduğundan bu camiye halk tarafından “İki Şerefeli Cami” de denir. Şirvani Mehmet Efendi, camiyi yaptıran kişinin adıdır. Rivayete göre Şirvani Seyit Mehmet Efendi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan gelmektedir. Caminin yapılış tarihinin Miladi 1677 tarihinden önce olduğu belgelerden anlaşılmaktadır. Camide eskiden dervişlerin zikrettikleri bir oda ve ahşap işçiliğinin güzel örnekleriyle süslenmiş bir müezzin mahfili de bulunmaktaydı. Bir başka önemli bölüm ise Boyacı Camiinde olduğu gibi minberin alttan kızaklı olması, duvarda yapılan özel bölmesine girip çıkabilmesidir.

     Buluşma noktasından, Gaziantep Havaalana hareket ettik. Saat 18.55’de Ankara’ya hareket edecek uçağımız beklemeye başladık. Güzel ve temiz bir hava alanı. Bana göre bir eksiği gazete ve kitap satan bir yerin olmayışıydı.

     Değerli okuyucularımız, Adıyaman’dan başlayıp, Gaziantep’te son bulan, 5 günlük GAP gezimizde, 5 şehirde, 5 günde ne kadar ne görebildiysek, yaşadığımız günleri,  Rehberimizin, Valiliğin, Kaymakamlığın, Belediyelerin, Kültür Portalı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Gezginlerin sitelerinde anlattıklarıyla harmanladığım, yazı dizisinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Çektiğim fotoğrafları sizlerle paylaştım. Eksiklerim olmuştur elbette! Doğaçlama şeklinde sizlere anlatmaya çalıştım.

     Her şeyden önemlisi, gezi sonrası sevdiklerimizle ve sevenlerimizle sağ salim buluşmamızın  mutluluğudur sanırım.

     Bizlere bu imkanı tanıyan TEMPO TUR’a, çalışanlarına, rehberimize, 5 gün süreyle bizleri kilometrelerce kazasız belasız taşıyan araç şoförümüze teşekkür ediyorum.

Başka bir gezide buluşmak üzere…

Her gezimizin sonunda çok sevdiğimim Ayten Alpman’ın söylediği şarkı kulaklarımda yankılanıyordu.

Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim

Lay Lay...

Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda
Aşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yunus'una Emrah'a
Bütün alem kurban benim yurduma

Lay Lay...

Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepsi de sevdalı
Ben gönümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim

Lay…

 

BİTTİ

2[52455].jpg

3[52456].jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Alaattin Karaer Arşivi

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (20)

29 Nisan 2026 Çarşamba 10:15

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (19)

20 Nisan 2026 Pazartesi 11:18

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (18)

13 Nisan 2026 Pazartesi 15:20

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (17)

08 Nisan 2026 Çarşamba 12:46

Avukatlar Günü!

05 Nisan 2026 Pazar 11:03

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (16)

01 Nisan 2026 Çarşamba 10:47

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü!

27 Mart 2026 Cuma 09:57

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (14)

18 Mart 2026 Çarşamba 11:45

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (13)

14 Mart 2026 Cumartesi 13:02