Alaattin Karaer

Alaattin Karaer

GAP GEZİMİZ ! (21) 47 – MARDİN

thumbnail_mardin.jpg

 

Yola çıktım Mardin'e
Düştüm senin derdine
Mevlam sabırlar versin
Yarini yitirene

Estel Midyat arası
Sevdan başım belası
Senin baygın gözlerin
Merhem yürek yarası

Estel yolun yarısı
Bana gurbet gezdirir
Kırk bin başlık parası

     Plakası 47 olan, tarihi dokusu ve yapısıyla oldukça güzel tarihi, Mardin sokaklarındayız…

     Ülkemizin en güzel coğrafyalarından biri medeniyetler beşiği Mezopotamya, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bu bereketli topraklarda öne çıkan şehirlerin başında Mardin geliyor. Rehberimiz, Diyarbakır’dan çıktığımızda araçta bahsettiği sözler geliyordu aklıma: “Mardin dediğimizde çok var söyleyecek… Birçok medeniyet ve topluluk gelmiş bu topraklara… Öyle bağrına basmış ki, ben buraya Mozaik değil, bir Ebru sanatı demek istiyorum. Süryaniler, Ermeniler, Yahudiler, Domlar, Ezidiler, Nasturiler... O kadar çok kesimden bahsedebiliriz ki!”

     Farklı din ve kültüre sahip birçok insan yüzyıllarca beraber yaşamışlar ve yaşamaya devam etmektedirler. Bu şehirde kilise ve camiler yan yana bulunmakta herkes kendi dinini hoşgörü ve barış içinde yaşamaktadır. Mardin iki kısma ayrılmış durumda Eski Mardin, resmen buram buram tarih kokar ve birçok gezilecek görülecek yeri vardır. Yeni Mardin, buraya yeni şehir denilmekte burada hastaneler, havaalanı, iş merkezleri ve bankalar yer almaktadır.

     7 bin yıllık bir tarihe sahiptir Mardin… Mardin’in tarihi tam olarak bilinmese de oldukça köklü bir tarihe sahip olduğu bilinmektedir. Mardin ilinin ilk yerleşim yeri olarak kullanılmasının Milattan önce 4500’lü yıllara dayandığı bilinmektedir. Mardin Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemlerinde incelenebilmektedir. Birçok uygarlığa ve medeniyete ev sahipliği yapan bu güzide ilimizin tarihine bakıldığında bile ne denli zengin kültüre sahip olduğunu görebilmekteyiz.

     Mardin ilinde tarihin çok eski dönemine uzanan dönemlere ait bulgular yer almaktadır. Artuklu Üniversitesi yerleşkesi içindeki Hırbe Helale yerleşim yerinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan taşlar, Paleolitik Çağ'a tarihlenmiştir. Dargeçit İlçesi Ilısu civarında yer alan Boncuklu Tarla yerleşiminde Cilalı Taş Devrine ait buluntulara rastlanılmıştır. Gene Derik ilçesindeki Kerküşti Höyük’te yapılan kazılar sonucu Kalkolitik Çağ dönemine ait kalıntılar bulunmuştur. Kemaliye höyük ve Tilki tepe Höyüklerinde de Kalkolitik Çağ dönemi seramiklere rastlanmıştır. Nusaybin ilçesindeki Girnavaz Höyük'te Erken Tunç Çağ'na tarihlenen kalıntılara rastlanmıştır. Bunun yanı sıra ildeki 36 höyükte Tunç Çağı' nın çeşitli dönemlerine tarihlenen buluntulara rastlanılmıştır. Mardin-Nusaybin yolu üzerindeki Gırharrin Höyük, Mardin Dağlarının güneyindeki Girnavaz ve Yukarı Dicle havzasındaki Giricano, Kavusan Höyük, Siirt Türbe Höyük, Üçtepe, Ziyarettepe ve Gre Dimse höyüklerinde de bu çağa ait bulgular görülmektedir.

     Girnavaz höyük, Dargeçit ilçesindeki Zeviya Tivilki höyük ve Kızıltepe-Viranşehir yolu üzerindeki Kerküşti höyük kazılarında Demir Çağı'na tarihlenen kalıntıları bulunmuştur. Nisibis, Midyat, Savur, İzbırak-Zaz, Baskavak-Ahmedi ve Dereiçi (Killit)'de bulunan eski dönem yerleşimlere tarihi kaynaklarda bahsedilmiştir. M.Ö 2000 yılı dolaylarında Asur egemenliğinde olan Mardin ve çevresi daha sonra Hitit ve Urartu egemenliğine geçmiştir.

     Mardin adı ilk defa 4. yüzyıl Roma tarihçilerinden Ammianus Marcellinus tarafından bahsedilmiştir. I. Justinianus dönemi tarihçisi Prokopius, şehirden Margdis adıyla ikinci derece önemde bir kale olarak bahsetmiştir. Kale, 640 yılında İyâz bin Ganm komutasındaki İslam ordularınca ele geçirildi. Bu dönemde bölgeye yoğun bir Arap nüfusu yerleşimi başladı. Emevi ve Abbasi döneminde El Cezire valiliğinin toprakları içerisinde yer aldı. 750-751 yıllarında Mardin’e hâkim olan Hariciler’in Harûriyye koluna mensup Benî Rebîa kabilesi reisi Büreyke'nin isyanına sahne oldu. Mardin kalesi, Hamdani hanedanlığının kurucusu Hamdân bin Hamdûn tarafından 885 yılında ele geçirildi. Abbasi Halifesi Mutezid tarafından 894 yılında geri alındı. Daha sonra yeniden Hamdani egemenliğine giren bölge, 10. yüzyılın sonundan 11. yüzyıl sonlarına kadar Mervaniler ile Ukayliler arasında sıklıkla el değiştirdi.

     1085 yılında Mardin'in de olduğu bölge Selçuklu egemenliğine geçti. Bu tarihten itibaren bölge yoğun bir Türkmen iskanına sahne oldu. 1103 yılında Artuklu Beyliği hakimiyetine giren Mardin, daha sonra İlgazi Bey liderliğinde kurulan ve yaklaşık üç yüzyıl kadar hüküm süren Mardin Artukluları'nın hakimiyetine geçti. Bu dönemde oldukça gelişen şehir en parlak dönemlerini yaşadı. 1183 yılında Selahaddin Eyyubi şehre ilerlediyse de burayı ele geçiremedi. Ancak 1185'te Mardin Artuklu Beyliği, Eyyubi hâkimiyetini tanıdı. 1198 yılında I. Adil şehri yağmalasa da kaleyi ele geçiremedi. 1203 yılındaki Eyyubi saldırılarına da karşı konulabildi. Daha sonra yapılan antlaşma uyarınca Mardin Artukluları Eyyubiler'e tabi oldu. Mardin Artuklular'ı, I. Alâeddin Keykubat zamanında Anadolu Selçukluları’na tabi oldu.

     1260 yılında İlhanlı hükümdarı Hülagû Han'ın oğlu Yaşmut tarafından sekiz ay kuşatılan Mardin, Mardin hâkimi Necmeddin Gazi Saîd'in oğlu tarafından öldürülmesiyle İlhanlılara teslim oldu. Mardin kalesi, 1366 ve 1383 yıllarındaki Karakoyunlu saldırılarına dayandı. 1394 ve 1401 yıllarında şehir Timur'un kuvvetlerince tahrip edildi. 1409 yılında Mardin Artukluları'nın yıkılmasıyla Mardin, karakoyunlular'ın kontrolüne geçti. 1432 yılında Mardin kalesi Akkoyunlular'a teslim oldu. 1451 yılında Karakoyunlular kaleyi kuşatsada, şehri tahrip ederek geri çekildiler. 1507 yılında Şah İsmail tarafından Mardin şehri ve kalesi ele geçirildi. 1515 yılında şehir Osmanlı kuvvetlerine teslim olsa da kale ele geçirilemedi. 1516 yılında yeniden kuşatılan kale, 1517 yılında Osmanlı kuvvetlerince ele geçirildi.

     Osmanlı döneminde nispeten sakin bir dönem geçiren Mardin, 19. yüzyıldan itibaren karışıklıklara sahne oldu. Osmanlı ile Mısır Hidivliği arasındaki mücadele döneminde Mardin bir süre Milli aşiretine bağlı isyancıların denetiminde kaldı. 1847 ve 1865 yıllarında yaşanan kolera salgınlarında şehirde çokça ölümlere yol açtı. 1891 yılında kapalı çarşısı yandı. 1895 yılında isyancıların saldırısına uğrasa da bu durum kısa sürede bastırıldı. Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin askeri yerleşimi olmadı.

     Cumhuriyet Dönemi: Genel olarak tamamen bağımsızlığı hedefleyen Misak-ı Milli yayınlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasından sonra olağanüstü yetkilerle Ankara’daki meclise katılmak üzere Türkiye’nin her ilinden beşer milletvekili seçilmesi için seçim kararı açıklandı. Yeni seçilen üyelere ek olarak, İstanbul Meclisi’ndeki üyelerinde, Ankara’da yeni oluşturulan meclise katılmaları için davet edildiler. Bunun üzerine, İstanbul Meclisi üyesi olarak 1919’da Mardin’den seçilen Derviş Vural da Ankara’da yeni oluşturulan meclise katıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, Mardin, bu ülkenin önemli bir kenti oldu.

     Dünyada istikrarın gün geçtikçe güç kaybettiği bir dönemde, Mardin, konumu itibariyle yeniden dünya tarihinde önemli yer tutan o eski ihtişamlı günlerine dönmeye başlıyor. Mardin, aynı zamanda Akdeniz’den İran’a ve Anadolu’nun kuzey-güney ekseninden aşağı Mezopotamya’ya kadar uzanan geçmişteki ticaret rotasının yeniden önemli bir kavşak noktası olması için hedefine doğru emin adımlarla ve hızla ilerliyor.

     Tüm Dünya’da insanlığın beşiği (Cradle of Mankind) olarak kabul edilen Kuzey Mezopotamya’nın bu eşsiz kenti, yeniden tarihteki önemli rolünü oynamak üzere “Kil Mührü” yeniden eline almış durumdadır.

     2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile Mardin'de sınırları il mülki sınırları olan büyükşehir belediyesi kuruldu ve 2014 Türkiye yerel seçimlerinin ardından büyükşehir belediyesi çalışmalarına başladı.

 

 

devam edecek…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Alaattin Karaer Arşivi

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (31)

15 Temmuz 2026 Çarşamba 12:02

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (27)

22 Haziran 2026 Pazartesi 11:20

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (26)

17 Haziran 2026 Çarşamba 10:32

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (25)

08 Haziran 2026 Pazartesi 13:20

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (24)

03 Haziran 2026 Çarşamba 16:17

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (23)

20 Mayıs 2026 Çarşamba 10:03