Alaattin Karaer
Adana Portakal Çiçeği Karnavalı (11)
Adana Portakal Çiçeği Karnavalı!
(11)
1.jpeg)
Antik dönemlerinden bu yana, Kilikia coğrafyasının en önemli merkezlerinden birisi olan Tarsus. Mersin’le Adana’nın ortasında, Mersin’in en büyük ilçesi durumunda. Mersin’e 26 Km. Adana’ya 43 km mesafede.
Beş yıl önce Av. Mustafa Duman-Yurdanur Duman ve eşimle birlikte, Silifke Taşucu’nundaki yazlığımızdan dönerken gezmiş olduğumuz, yıllar boyunca farklı inançlara hizmet eden bilim ve tarihin merkezi olmuş Tarsus’taydık… Dillere destan leziz yemekleri, medeniyetlere ışık tutan tarihi, doğal güzellikleri, 10.000 yıllık geçmişi, Şahmeran efsanesi ile Tarsus ülkemiz için oldukça değerli bir ilçemiz.
Antik Kilikya'nın İç Anadolu'ya bağlayan İpek Yolu üzerinde bulunan Tarsus, Akdeniz'e bağlantısı nedeniyle İlk ve Orta Çağlar'da deniz ticaretini elinde tutan bir limanmış. Tarihi Neolotik döneme kadar uzanan Tarsus, Hitit, Asur, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı Devletleri'nin önemli kalelerinden biri olmuş.
img_8020.jpg)
Şehir merkezine girişteki ilk durağımız, NUSRET MAYIN GEMİSİ:
Dünyanın en önemli ve en şöhretli savaş gemisidir. Nusret Mayın Gemisi 1912 yılında Almanya’nın Kiel şehrinin Germania tersanesinde inşa edilerek 1914’te Osmanlı Ordusu’na teslim edilmiştir. Eni 7.4 m., boyu 40 m. sürati ise 15 mildi. Dar alanlarda seri manevra özelliği nedeniyle Çanakkale Boğazı’nda görevlendirilmişti.
Nusret Mayın Gemisi, 18 Mart 1915 yılında Çanakkale Harekatı’nın kaderini değiştirmesi nedeni ile ‘Dünyanın En Ünlü Mayın Gemisi’ olarak tarihe geçmiştir.
18 Mart 1915 Çanakkale deniz harbinde İngiliz Donanmasına ait olan ‘Ir-resistible’ ve ‘Ocean’ gemilerini, Fransız Donanmasına ait ‘Bouvet’ zırhlı gemilerini batırarak büyük bir zafere imza atmıştır. 1955 yılına kadar bu görevini sürdürdükten sonra terhis edilmiş ve 1962 yılında satılarak, özel sektöre ait bazı nakliyat firmalarınca uzun yıllar kuru yük gemisi olarak kullanılmıştır. Ancak yaşlı bedeni daha fazla dayanamayarak 1990 yılında Mersin Limanı’nda batmıştır. 1999 yılında gönüllülerce su yüzüne çıkarılmıştır.
Tarsus Belediyesi, Çanakkale^ye giderek Nusret Mayın Gemisi’nin maketi üzerinde incelemelerde bulunmuş, Tarsus’a döndüklerinde ise ‘Dünyanın En Ünlü Mayın Gemisi’ni’ kahramanlık günlerine geri döndürecek çalışmalara başlamıştır. 2002 yılında Tarsus Belediyesi’nin
Gayretleri ile üç parça halinde Tarsus’a getirilerek orijinali korunarak restore ve monte edilmiştir. Titiz çalışmalar ardından da Çanakkale Savaşı Şehitleri anısına yapılan parka yerleştirilmiştir. 2003 yılından itibaren de Tarsus’un Mersin girişinde geniş bir anıt müzede sergilenmeye başlanmıştır. Daha çok 18 Mart 1915’te “Muhteşem Armada” olarak tanınan dünya donanmasını durdurarak bugünkü dünya coğrafyasının sınırlarını belirleyen kahramanlığıyla hatırlanmaktadır.
img_8035.jpg)
Nusret Mayın Gemisi ziyaretimizden sonra otobüsümüz şehir merkezine doğru hareket etti. Zamanla yarıştığımız için, rehberimiz açıklamalarını otobüsten yapıyordu. Şehre girişteki Kleopatra Kapısı’nın yanından geçiyorduk… Otobüsten fotoğraflar çektim, fakat 5 yıl önceki fotoğrafı sizlerle paylaşmak istedim. Yıllar geçse de, tarihi değerler korunduğu sürece, kendisinden hiçbir şey kaybetmiyordu.
kleopatra-kapisi.jpg)
KLEOPATRA KAPISI:
Tarihi zenginliğini cesurca sergileyen Tarsus’un binlerce yılın yaşanmışlığını gözler önüne seren, surlarından geriye kalan tek ve şehrin batı yönüne açılan ana kapısıdır. Bizans döneminde inşa edilen 3 kapılı kent sularından geriye kalan tek kapı Kleopatra kapısıdır. Dağ, Adana ve Deniz olmak üzere 3 adet kapısı kalan surlardan geriye kalan bu tek geçide “Batı Kapısı” denir. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde bu kapıdan iskele kapısı olarak bahsetmiştir.
Limana yakın olması dolayısıyla “Deniz kapısı” ya da dönemin en önemli kentlerinden Seleukia güzergahında olduğu için “Silifke Kapısı” olarak anılmıştır. Yine 19. yüzyıla ait gezi notlarında St. Paul Kapısı, yakın döneme kadar da “Kancık Kapı” olan ismi bugün Kleopatra kapısı olarak söylenmektedir. Dönemi konusunda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte inşası sırasında kullanılan malzemeye göre Bizans dönemi sonlan ya da Abbasi devrinde yapılmış olmalıdır. Ancak şimdiki kapının bulunduğu yer daha önce eskisinin varlığını da işaret etmektedir. Tek kemerli kapının yüksekliği 8.50m, ortada kalan genişliği ise 5.60 m. dir. Yarım daire biçimindeki tek kemeri dahil son yıllarda kötü bir restorasyon geçirmiştir.
devam edecek…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.