Alaattin Karaer
8 Mart Dünya Kadınlar Günü!

Dünya’da ve ülkemizde her gün bir “gün” kutlaması ile karşı karşıyayız! Ancak bunlardan en önemlisi olan ve bugün ki Dünya Kadınlar Günü. Kutluyoruz diyemiyorum, çünkü bir kutlamadan çok, yas günü gibi geliyor bana! Dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye'de kadınlar değişik biçimlerde, sömürülüyorlar ve şiddete uğruyorlar. Ülkemizde, 2024 yılında 394 kadın cinayeti ve 258 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'na göre ise, 2024 yılında toplamda 421 kadın erkekler tarafından katledilmiş, 77 kadının ölümü ise şüpheli olarak kaydedilmiştir.
Cinayet sebebi olarak tartışma, kıskançlık ve aldatma şüphesi ön plana çıkmıştır. Bu çalışma sonucunda eğitim düzeyinin düşük olması, ekonomik sıkıntılar ve ataerkil toplum özelliğinin kadın cinayetlerinde önemli risk faktörleri olduğu görülmüştür.
Yıllardır değişen bir şey yok. Bir arpa boyu dahi yol alamadık kadınlar konusunda. O nedenle de benim yazımda bir arpa boyu ilerlemedi. Geçen yıllardan çok farklı değil!
Anamız !
Bacımız !
Kızımız !
Yarımız !
Aşkımız !
Sevgilimiz !

Tüm bu saydıklarımı söyleriz de, yine de onlara ikinci sınıf muamelesi yapmak için, elimizden geleni yaparız. Yaşamda, Özellikle Türkiye’de kadın olmak kolay olmasa gerek.
Ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlarımızın sorunları ayrı, çalışan kadınlarımızın sorunları ayrı, genç kızlarımızın, dul kadınlarımızın sorunları ayrı. Sorunların tek nedenleri de, özeleştiri yapacak olursak biz erkekler gibi geliyor bana.
Bencilliğimizin kurbanı olmuştur onlar. En cahilinden, en okumuşuna kadar tüm kadınların sorunu kadın olmak.
Anamı düşünüyorum. Okuma yazması dahi yok. Kız çocuğu okur mu diye gönderilmemiş. Yaşamı bizlerin yanına birkaç gelişi dışında, yaşamı Kayseri’deki evimizi de, dört duvar arasında geçmiştir yılları. Evin işleriyle kısır bir döngü içinde dolaşıp durmuştur. Biz çocukları, sonra torunları tek meşgalesi ve umudu olmuştur. Onlardan da gerekli ilgi ve saygıyı tam olarak görmüş müdür? oda ayrı bir konu. Yıllar önce mahalle çeşmesinden, yıkanmak için, çamaşır için su taşımaktan romatizma olmuştur. Yine de bir telefonumuzda dahi, mutluluktan uçarcasına tüm dertlerinden, hastalıklarına terapi olmuşuzdur. O bir fırın olmuştur, hamur yoğurarak ekmek yaparak, o bir elektrik süpürgesi olmuştur, o bir çamaşır makinesi olmuştur, o bir ana olmuştur, o bir kadın olmuştur kocasına.
Eşimde çalışan bir kadındır.
Çalışan kadınlarımızın ekonomik yönden sömürüldüğü konusuna hiç girmeyeceğim. O yıllarca hak hukuk mücadelesi yapan sendikaların görevidir sanırım. Ben yaşamdan ve düşüncelerimden örneklerle devam edeceğim yazıma.
Dediğim gibi eşimde çalışan bir kadın. Sabah kaldığımızda kahvaltıyı o hazırlar. Bende yardım etmeye çalışırım kendimce. Akşam eve geder sabahtan kalan bulaşıkları yıkar, akşam için yemek hazırlığı ve dağınıksa evin düzenlenmesi, hafta sonu çamaşır v.b..
Ben mi ! Emekli olmadan, iş çıkışı lokale gider, al takke ver külah, saatlerce oyun oynar, eve gittiğimde de kanepeye yan gelip elimde kumanda ile televizyon kurcalamaya devam ederdim. O yemek için seslenir, ben yemeği yer kanepede yerimi alırım, ağırlıkta çökmüştür. O yine mutfakta belki de yarın için yemek hazırlığı yapıyordur. Fakat ben en iyi eşlerden biri sayılırım. Sövmüyorum, dövmüyorum, eleştirmiyorum. Görüyorsunuz en iyisi benim gibi olursa vay bu kadınlarımızın haline!
Eğitimlisinden eğitimsizine kadar, her türlü baskıya maruz kalan kadınlarımız; en önemli iki baskı altında yıllarca ezilmektedir. Toplum içindeki baskı, aile içindeki baskı.
Bugün dünyada 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Çeşitli etkinlikler, konferanslar düzenleniyor her yerde. İyi güzel de; peki yarın ne olacak.
Yine bazı bölgelerde töre cinayetlerine kurban gidecekler mi?
Çocukluklarını yaşayamadan başlık parası için, babaları yaşındaki insanlara satılacaklar mı?
Tarlada tapanda her türlü haktan yoksun karın tokluğuna ne zamana kadar çalışacaklar!
Artan ekonomik çıkmaz, yoksulluğun ve pahalılığın körüklendiği günümüzde kadınlarımız ahlak dışı, cinsel tacize mi? uğrayacaklar. Fuhuş yaygınlığı önlenecek mi?
Çalışan kadınlarımız, kadın erkek eşitliğinin sağlandığını görecekler mi.?
Yalandan, iftiradan kendini bilmezlerden kurtulacaklar mı?
Siyasi yelpazede yerlerini geniş şekilde alacaklar mı?
* * * * * *
Emeğinizin sömürülmemesine, her türlü sosyal güvenceye kavuşmanız için,
Tüm olumsuzlukların ortadan kalkması ve tüm haklardan yararlanmanız için,
Biz erkekler olarak her zaman yanınızdayız.
Kendi sorunlarınıza, sizler daha duyarlı olmalısınız.
Sizler bizlerden daha güçlüsünüz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Şuna inanmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”
Gününüz kutlu olsun!
* * * * * *
NOT: Kırıkkale Kadın Platformunun “Karanlığa, Yoksulluğa, Sömürüye Karşı” Basın Açıklaması için 8 Mart 2025 Cumartesi Saat 14.00 ‘de Hüseyin Kahya Parkı Önünde buluşalım!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.