Zihinsel dayanıklılık, sınav başarısının görünmeyen anahtarı

Zihinsel dayanıklılık, sınav başarısının görünmeyen anahtarı
Psikolog Anıl Özcan, sınav dönemlerinde yalnızca akademik başarıya değil, psikolojik hazırlığa da odaklanılması gerektiğini belirterek, kaygıyla başa çıkma becerisinin sınav başarısında belirleyici olduğunu vurguladı.

Türkiye’de her yıl yüz binlerce öğrencinin ter döktüğü sınav dönemlerinde, genellikle göz ardı edilen bir konu var: zihinsel dayanıklılık. VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikoloji Uzmanı Psikolog Anıl Özcan, sınav başarısının sadece bilgi düzeyiyle değil, kaygı yönetimiyle de doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.

Öğrencilerde görülen sınav kaygısının aslında doğal ve zihinsel bir hazırlığın işareti olduğunu belirten Özcan, bu duygunun kontrol altına alınmadığında konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık ve özgüven eksikliği gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Kaygıyla başa çıkmanın öğrenilebilir bir beceri olduğunu vurgulayan Özcan, "Bu süreçte öğrencilere zamanında destek sunulması çok kritik" dedi.

Özcan, öğrencilerin sadece ders çalışmaya değil, aynı zamanda psikolojik olarak da kendilerini hazırlamaları gerektiğine dikkat çekti. Gerçekçi ama motive edici hedeflerin belirlenmesinin zihinsel odağı artırdığını belirterek, “Hedefsiz kalan bir zihin kaygıya daha kolay teslim olur” şeklinde konuştu.

doktor.jpg

Duygusal farkındalığın önemine de değinen Psk. Özcan, öğrencilerin kendi duygularını tanımasının bir zayıflık değil, farkındalık olduğunu söyledi. "Duygular bastırıldıkça büyür, tanındıkça etkisini kaybeder" diyen Özcan, nefes egzersizleri, kısa meditasyonlar ve zihinsel görselleştirme tekniklerinin sınav stresine karşı güçlü bir zırh oluşturduğunu aktardı.

Sınav anının zihinde prova edilmesinin kaygıyı önemli ölçüde azaltabileceğini de belirten Özcan, "Öğrenci sınav salonunu, oturacağı yeri, kalemini eline alışı gibi detayları zihninde canlandırdığında, ortam ona daha tanıdık gelir ve panik yapma ihtimali düşer" dedi.

Ailelerin bu süreçteki rolüne de dikkat çeken Özcan, sınavın yalnızca öğrenciler için değil, aileler için de bir sınav olduğunu vurguladı. Destekleyici bir iletişim dilinin önemini dile getiren Özcan, "Her sabah 'Ne kadar çalıştın?' yerine 'Bugün nasılsın?' gibi duygulara dokunan sorular, öğrencinin üzerindeki baskıyı azaltır" ifadelerini kullandı.

Ailelerin çocuklarını başka bireylerle kıyaslamaktan kaçınmaları gerektiğini vurgulayan Özcan, “Kuzenler, komşu çocukları ya da geçmiş başarı hikâyeleri, öğrencinin bireysel gelişimini gölgeleyebilir. Bu süreçte en ihtiyaç duydukları şey, koşulsuz sevgi ve kabuldür” dedi.

Sınavların hayatın yalnızca bir durağı olduğunu hatırlatan Psikolog Özcan, “Önemli olan, öğrencinin kendine olan inancını ve mücadele gücünü korumasıdır. Sınavdan elde edilen akademik sonuç kadar, bu süreçte öğrenilen duygusal ve zihinsel beceriler de geleceğe yapılan bir yatırımdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak:İHLAS HABER AJANSI

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.