ASIM ATABEY
ZEKİ OLANLARI GÖRMEZDEN GELİNDİĞİ ÜLKE
Tarım ve hayvancılık işleri yapmak zordur. Günün yirmi dört satında işini takip etmek zorundasınız. İhmal kabul etmez. Boşluk kabul etmez. Sorumluluğun her saniyesinde vardır. Hatta yaptın mı, yıllık emeğin boşa gider. Bunu bilen ve iliklerine kadar yaşayan halk okumaya önem verir oldu. İkinci bir neden cumhuriyet kurulduğunda erkeklerde okuma oranı %4, kadınlarda binde birdir. Bu istatistik göstermektedir ki, halk okuma ve okutmaya susamıştır.
Eğitmen uygulamasından, köy enstitüleri uygulamasından sonra, yanlış ya da doğru, ülkede okuma yazmaya çok önem verilmiş. Ortaokullar, liseler, meslek liseleri hızla çoğalmış. Bu gün bile devlet üniversiteleri ve özel üniversiteler olarak iki yüze yakın üniversitelerimiz olmuştur. Nitelik olarak gelinen bu durumu ülkemiz adına alkışlamak gerekir. Şunu da söylemek gerekir ki, bu üniversite öğrencileri, zeki olan ve başarılı olan öğrencilerdir. Bu çocuklar okulların her kademesinden seçilerek gelmişlerdir. Hele üniversiteye girişleri, iki milyon öğrenci içinden seçilmiş, zeki öğrencilerdir.
Üniversitelerimizden mezun olan öğrenciler, diplomalarını aldıktan sonra çalışma hayatında yer almak isterler. İnsanlar karakterleri gereği ve aldıkları eğitimin gereği olarak en önemlisi de psikolojik olarak, sosyolojik olarak, felsefi olarak iki gurupta yer alırlar. Bunlardan birinci gurup, kendi başına iş yapmayı başaran, başarabilecek olan insanlardır. İkinci gurupta yer alan, kendi başlarına iş yapamayan, ama kendilerine verilecek işleri yapabilecek insanlardır.
Dedik ki iki gurup insan vardır. Kendi başına iş yapmayı becerebilen insanlar. Bir gurup ta verilen işleri yapan yapabilen insanlar. Burası anlaşıldıysa bir başka sorumluluğunu bilmesi gereken DEVLET VE HÜKÜMETİMİZ vardır. Hükümetler insanları için üzerine düşen görevleri yapmak zorundadır. Kendi başına iş yapan ve kendi başına iş yapmayı isteyen insanların elinden tutması gerekir. Bu insanlar devlete yük olmazlar. İstihdama katkıda bulunurlar. Üretime katkıda bulunurlar.
İkinci gurup insanlar, yani kendi başına iş yapamayan, verilen işleri yapan, yapacak olan insanlardır. Bunlar genel olarak kamuda iş beklerler. Sayıları da çoktur. İş bulamazlar. Kamuda bir işe giremezler. Bir de önlerinde KPSS açmazı vardır. Kamuda iş bekleyen üniversiteli ve ATANAMAYAN ÖĞRETMEN SAYISI üç yüz bin deniyor. Beş yüz bin deniyor. İş bulamadıkları doğru. Öğretmen olarak atanamadıkları doğru. Ama bu gençler bizim. İşi olmayınca, eşi de olmuyor. Bir yuva kuramıyor. Bir zamanlar evlenme yaşı on sekiz yirmi beş arasıydı. Sağlık bir aile kurmak için bu yaşlar idealdi. Şimdi bu ortalama yirmi beş- otuz beş arasına çıktı. Bir de buna boşanmalar eklendi. Kısırlık sorunları eklendi. Görmüyor musunuz açılan tüp bebek merkezleri sayısını? Aile içi şiddet olaylarını! Eşler arasında yaşanan cinayet olaylarını! Bakın bu gidiş hayra işaret değildir. Geleceğin felaketleri işaretleridir.
Bu hükümet iktidara geldiğinden beri, ilk önce atmış bin taşeron işçisini, bir kanun çıkararak işe aldı. Bir sonra yüz seksen bin taşeron işçisini, bir kanun çıkararak işe aldı. Şimdi bir kanun çıkardı. Sekiz yüz bin taşeron işçisini işe aldı. İş güvencesine kavuşturdu. Alkışlıyoruz. Devlet görevini yaptı. Özel kanunlar çıkararak özürlü vatandaşlarımızı devlet güvenceli işe aldı. Alkışlıyoruz. Hapisten çıkan insanlarımız işe aldı. Alkışlıyoruz. Savaşlar nedeniyle Ülkelerinden kaçan Afganlı, Iraklı, Suriyeli insanları on binlerce göçmeni işe aldı. Alkışlıyoruz.
Demek istediğim şudur. Devlet ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞSİZLERİ ve ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER unutmuş gibi. Bu çocuklar bizim. Bu çocuklar emsallerinin içinde zeki olan çocuklar. Bu çocuklar. Bir elinde üniversitesinde okuduğu bölümden aldığı diploma vardır. İki. Öğretmen formasyon da almış çocuklardır. Üç. Aile danışmanlığı belgesi almış çocuklardır. Dört rehber öğretmen belgesi almış çocuklardır. Beş. Dershane öğretmenleri olarak, atanabilmek için sözlü sınava çağırılmış ve sözlüden çok iyi not almış çocuklardır. Kamuya atanabilmek için onlarcasının elinde bu beş belge vardır.
Bu çocukların dershaneler çemberinden geçtiklerini bilmiyor musunuz? Fetullahın kurbanı olduklarının bilmiyor musunuz? Üç beş on kere KEPAZE sınavına girdiklerini bilmiyor musunuz? Bu çocukların dershanelerde ya da özel okullarda asgari ücretin bile altında çalıştırıldıklarını bilmiyor musunuz? Sekiz yüz bin kişiyi bir kanunla işe alan devlet, bu gençler için de bir kanun çıkarabilir. Pek âlâ bunları da kamuda işe başlatabilir.
Bunu yapmaz iseniz, özel okulların kadrolu çalışan öğretmenler yapılmasının yolları bulunabilir. BAKIN SİZE SÖYLEYİM. ÖZEL LİSELERİN KADROLU ÖĞRETMENLERİ YAPARSANIZ, HEM DEVLETİN SİGORTA PİRİMLERİ KAZANCI OLUR. HEM DE ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER BASKISI DEVLETİN ÜZERİNDEN KALKAR. HEM DE ZEKİ ÇOCUKLAR CEZALANDIRILMIŞ OLMAKTAN KURTULURLAR. HEM DE KAMUDA ÇALIŞAN ÖĞRETMENLER EK DERS ÜCRETİ ALACAĞIM DİYE YIPRANMAKTAN KURTULUR. EN ÖNEMLİSİ DE TOPLUMUN AİLE DÜZENİNİN DAHA ÇOK YARA ALMASINDAN KURTULUNUR. Bunun için iki maddelik kanun yeterli. Bir. Kadrosuz öğretmen çalıştıramazsınız. İki. Devlet memuru öğretmenin aldığı maaştan düşük ücretle öğretmen çalıştıramazsınız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.