Yerin altında 301 can, yerin üstünde bitmeyen sızı: Soma Maden Faciası’nın üzerinden tam 12 yıl geçti!
Türkiye takviminin en karanlık sayfalarından biri olan Soma Maden Faciası, üzerinden geçen zamana rağmen toplumsal vicdandaki yerini ve tazeliğini koruyor. Yeni Ankara Gazetesi Editörü Hilal Bilici'nin derlediği habere göre; 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan bu acı olay, basit bir iş kazasının ötesinde, peş peşe gelen tedbirsizliklerin tetiklediği büyük bir yıkım olarak tarihe kazındı. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'ye ait üretim ocağında, saatler tam 15:10'u gösterirken ve işçiler vardiya değişimi yaparken aniden patlak veren yangın, saniyeler içinde tüm tesisi saran bir felakete evrildi.

Facianın ilk anlarında kamuoyuna "trafo patlaması" şeklinde aktarılan durumun, sonradan uzmanların hazırladığı teknik bilirkişi raporlarıyla gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Esas nedenin, maden ocağındaki kömür bloklarının içten içe ısınarak alev alması, yani teknik tabiriyle "kızışma" reaksiyonu olduğu kesinleşti.
"ÇİZMELERİMİ ÇIKARAYIM MI, SEDYE KİRLENMESİN?" DİYEN ASALET
Yürekleri dağlayan bu katliam, hafızalarda yalnızca hayatını kaybedenlerin sayısıyla değil, insanlık onurunun ve vicdanın unutulmaz sembol anlarıyla yer etti. Madenden yaralı olarak kurtarılan madenci Murat Yalçın’ın ambulansa binerken sağlık görevlilerine yönelttiği "Çizmemi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin" sorusu, işçi sınıfının asaletinin ve temiz kalbinin tüm dünyadaki sembolü oldu.
Diğer yanda, günlerce maden kapısında umutla bekleyen ailelerin acısı ve madende mahsur kalan işçilerin ceplerinden çıkan küçük kağıt notlar facianın vahametini gözler önüne serdi. Ailelerine veda eden madencilerin yırtık kağıtlara yazdığı "Oğlum hakkını helal et" ve "Güneşi özledik" şeklindeki ifadeler, Türkiye'yi derin bir yasa boğdu.
UNUTULMAYAN UTANÇ: YERDEKİ TEKME VE HAFIZALARA KAZINAN SAHNELER
Soma Maden Katliamı sonrası bölgeye giden devlet yetkilileri ile acılı halk arasında sokaklarda çok sert gerginlikler yaşandı. Olayın hemen ertesi günü olan 14 Mayıs'ta, dönemin Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in, özel harekat polisleri tarafından yerde etkisiz hale getirilen acılı maden işçisi Erdal Kocabıyık'ı tekmelerken çekilen fotoğrafları dünya kamuoyunda çok büyük bir infiale ve tepkiye yol açtı.
Yerkel, olaydan sonra aldığı "ayağım incindi" sağlık raporu ve yıllar sonra gelen özrüyle gündemde kalırken, tekmelenen işçi Erdal Kocabıyık’a ilerleyen süreçte "kamu malına (başbakanlık aracına) zarar vermek" gerekçesiyle ceza ve tazminat davası açılması adalet tartışmalarını uzun süre körükledi.
12 YILLIK ADALET ARAYIŞI: HUKUKİ SÜREÇTE NE OLDU?
Yargı süreci, Soma Maden Faciası mağduru aileler ve geride kalan yüzlerce yetim çocuk için uzun, sancılı ve yıpratıcı bir yola dönüştü. Yıllarca süren davaların ardından maden şirketi yöneticilerine verilen hapis cezaları; değişen infaz yasaları, kanun maddesi düzenlemeleri ve yüksek yargı olan Yargıtay kararları neticesinde erken tahliyelere sahne oldu. Bugün gelinen 12 yıllık süreçte acılı aileler, mahkemelerce verilen cezaların yaşanan 301 can kaybının ağırlığıyla örtüşmediğini belirterek vicdanlardaki adalet arayışlarını sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte sürdürmeye devam ediyor.
İl Gazetesi olarak, Soma'da helal lokma uğruna can veren 301 maden şehidimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.