Yazıcıoğlu Öldürüldü mü?

Yazıcıoğlu Öldürüldü mü?

Mehmet Erdemir Türk siyasetinin önemli bir aktörü ve devlet adamı olan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün...

Mehmet Erdemir Türk siyasetinin önemli bir aktörü ve devlet adamı olan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün üzerinden yaklaşık iki yıl geçti. “Helikopter bilinmeyen bir sebepten dolayı düştü”, anlamında yapılan yorumlar ne sevenlerini nede kamuoyunu tatmin etmedi. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün davaya ilişkin açıklamaları, olayda “suikast” ya da “ihmal” olduğu yönündeki tahminlerin yapılmasını neden oldu. Yakın tarihimizde, henüz aydınlanmamış, su yüzüne çıkmamış ancak suikast olabilecek nitelikte birçok olay var. Turgut Özal, Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlu, Alparslan Türkeş, Eşref Bitlis  gibi devlet adamlarının ölümleri üzerindeki sır perdesi hala kalkmış değil. Bu ölümlerin olduğu olaylarda, kaybolan çantalar, hafızası silinen bilgisayarlar, bulunamayan karakutularve  kaybolan notlar hep dikkatimi çekmiştir. Günümüzde, bir saç telinden yola çıkılarak aydınlatılan bir çok cinayetler varken, devleti yönetmiş, verdiği kararla Türkiye Cumhuriyetinin kaderini etkilemiş şahısların şüpheli ölümlerinin aydınlatılamaması, karşımızdaki karanlık güç ya da örgütlerin büyüklüğünü ve profesyönellikleriyle açıklamak mümkün olabilir. Ancak, son yıllarda,  Balyoz ve benzeri yapılanmaların üzerine büyük bir kararlılıkla giden AK Parti hükümeti,  hiçbir olayın ve kalkışmanın cezasız kalmaması için bir duruş sergiliyor. Özel savcılar atanıyor, yıllar önce raflara kaldırılan dava dosyaları yeniden açılıyor. Bu anlamda, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası tam unutuldu denilirken, Cumhurbaşkanımızın davayla yakından ilgilendiği ortaya çıktı. Kaza görüntüleri ise insanın kanını donduran cinsten. Birileri, karların içindeki cesetleri çıkarırken, aynı anda başkaları da helikopterin vidalarını sökmekle meşgul. O vidaları kim ne için söktü? Emri kim verdi? Kimin adına çalışıyorlar? Bir suikast ya da ihmali mi örtbas etmeye çalışıyorlar? Tüm bu sorular cevap bekliyor. Hayatının her döneminde, devlet ve millet düşmanlarına karşı büyük mücadeleler veren, 1980 sonrası yapılan yargılamalarda  beş yılı hücrede olmak üzere sekiz yıl hapishanede yatan Muhsin Başkan’ın sonu böyle olmamalıydı… Kazaya ilişkin davanın yeniden kamuoyunun gündemine gelmesi, yeni yeni delillere ve görgü tanıklarına ulaşılması, sevenlerini ve kamuoyunu bir beklenti içine soktu. Umarım, olay çabuk aydınlanır, varsa ihmal ya da ihmalleri olanlar cezasını bulur. Muhsin Başkan’ı bu vesile ile bir kez daha saygıyla anıyor, mekanı Cennet olsun diyorum…

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.