Uzun Hikaye!
“Babam ve oğlum” filmi gibi sessiz sedasız başlamadı. Çoğu televizyon kanallarında oyuncularıyla söyleşiler yapılarak gündeme oturdu “Uzun Hikâye” filmi!
Eşim cumartesi gitmişti. Filmin son dönemde çekilen en güzel filmlerden olduğunu, mutlaka seyretmem gerektiğini vurguladı. Bizim yaşlardaki kişileri daha fazla ilgilendiriyor. Bizden bir şeyler bulabilirsin. Özelliklede Türk filmi hastası biri olarak benim çok beğeneceğimi de söylemeden edemedi.
Pazar sabahı ilk seans gitmek için Makro Marketteki sinemaya gitmek için çıktım. Her gidişimde kendimi biran Ankara-İstanbul gibi büyük şehirlerde hissediyorum. Film başlamasına kadar oturup bir çay içeyim dedim. Tam o sırada Sinema müdürlüğünü yapan Handan hanımla karşılaştık. Hatır sormaların arkasından biraz dertlendi; “ Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Her filmi vizyona girdiği gün getiriyoruz. Fiyatları da uzun yıllardan sonra 1 TL. zam yaptık. Ayrıca özel günler düzenliyoruz, yine de talep yok sayılır. Anlamakta zorlanıyoruz. Pazartesi-Perşembe günleri Vodafone üyeleri iki kişi 6 TL. Salı-Çarşamba günleri halk günü 7 TL. Diğer günlerde tam 9 TL. öğrenci 8 TL. fiyatla ayakta durmaya çalışıyoruz. Ayrıca Türkiye’de beş adet olan 400 bin TL.’ lik 3 boyut 3D makine getirdik.” dedi.
Gerçektende dört salonu bulunan sinemanın her yeri pırıl pırıl. Koltuk sıraları geniş ve rahat bir sinema salonu. Görevlilerin devamlı temizlemek için ellerinden geleni yaptıklarını gördüm.
Uzun Hikaye filmi 1 no.lu salonda seyredeceğimiz belirtildi görevlilerce. Hafta sonu ve erken saat olduğu içindir, fazla gelen olmayışı diye düşündüm. Benimle koca salonda 5 kişi vardı. Onlarda iki genç çift arka sıralarda yerlerini almışlardı zaten. Onların kendileri filmdi.
Büyük bir reklam ile gündemi oluşturdu. Kenan İmirzalıoğlu hayranı, İstanbul’daki oğlumuz sinemada yer bulamadığını söylemiş annesine. Sinema önlerinde uzun kuyruklar oluşuyordu filmi bir an önce seyretmek için. Türkiye’de bir şeyler değişmeye başlıyordu yeniden. Sinemaya dönüş uzun bir aradan sonra yeniden başlıyordu. Filmlerde kalite artıyor, bilinçli seyircide buna duyarsız kalamıyordu. Ancak Kırıkkale’de tık yoktu.
Reklamlardan sonra; film başladı.
Birden film seyretmeye başladığımda geçmiş günlere daldım. Çocukluk yıllarımdaki “kara tren.” Şimdi o treni müzelerde görebilir yeni çocuklar ve gençler ancak. Silah icat oldu mertlik bozuldu. Yeni hızlı trenlerde yaşamımıza girse dahi, bizim jenerasyonun hayranlığı, çocukluk yıllarımızdaki o kara trenlere azalmaz sanırım.
Bulgar Ali (Kenan İmirzalıoğlu) küçük yaşta yetim kaldıktan sonra Pehlivan dedesi Süleyman ile Bulgaristan'dan 1940 ‘lı yıllarda Türkiye'ye gelen bir Balkan göçmenidir. Ali'yi dedesi mert ve eşitliğe inanan bir insan olarak büyütür. Delikanlılık yıllarında aşık olduğu Münire'yi (Tuğçe Kazaz) ailesi ona vermeyince kaçıran Ali'nin hayatı bundan sonra sevdiği kadınla birlikte tren istasyonlarını arasında kasaba kasaba gezip, nerede tutunabilirse orada yaşayarak geçer. Bu arada Mustafa adında bir de oğulları olur.
Geçimini daktilo bilgisi, katiplik, muhasebe kaydı tutma gibi işlerle kazanan Sosyalist lakaplı Ali haksızlığa katlanamayan kişiliği nedeniyle, kasabadan bencil ve çıkarcı insanların kumpası nedeniyle kovulur. Eşi ikinci hamileliği sırasında ölür. Baba oğul birlikte yaşamlarını sürdürmektedir. Ali, “Sevdalıları hiçbir kuvvetin ayıramayacağına” inananlardandır. Eşinin resmine bakarak sevdasını yüreğine gömmüştür. Bu arada Mustafa da büyümekte ve kendi hikayesini oluşturmanın peşindedir...
Hikaye Ali'nin oğlu Mustafa karakteri henüz küçük bir çocukken başlıyor, delikanlı çağlarındayken yarılanıyor ve Mustafa 20'li yaşlarına geldiğinde de son buluyor. Seyircinin karşısına babasının öyküsünü anlatan 3 ayrı Mustafa çıkıyor ve yerli filmlerde görmeye alışık olmadığımız biçimde, üç farklı oyuncunun aynı Mustafa olduğunu film’de görüyoruz.
Baba ile oğlunun iç dünyasını çok güzel yansıttığı bir film.
Bizlerde bu dönemleri yaşayan insanlar olarak derim ki; yaşarken mutluluğu tadalım. Her şey makam ve mevkiden ibaret değildir. Önemli olan onurlu insan olup, onurlu evlatlar yetiştirmektir.
“Uzun Hikaye” kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli ve coşkulu, kimi zamansa heyecanlı ve romantizm yüklü bir macera filmi.
Edebiyat dünyasının tanınmış isimlerinden Mustafa Kutlu’nun aynı adlı eserinin sinemaya uyarlanması.
Yönetmen; Osman Sınav, Senaryo; Yiğit Güralp, Besteci; Ulaş Özdemir, Görüntü Yönetmeni; Vedat Özdemir, Diyolog Montajcısı; Cenker Kökten.
Oyuncular; Kenan İmirzalıoğlu, Tuğçe Kazaz, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Zafer Algöz, Cihat Tamer, Mahir Günşiray, Musfata Alabora, Cengiz Bozkurt, Mustafa Üstündağ, Erkan Avcı, Damla Sönmez, Ushan Çakır, Batuhan Karacakaya, Osman Aklaş, Şener Kökkaya, Bora Koçak, Melih Çardak, Taner Ölmez, Elif Atakan, Başak Kasacı, Meriç Benlioğlu, Taha Yusuf Tan.
Seninle doğan güldür bu gönül
Ah bu gönül şarkıları
Dilimdeki bülbüldür bu gönül
Ah bu gönül şarkıları… ile film bitti.
Her şeyden önemlisi Makro Marketteki sinema salonlarını görmeye de değer!
İyi seyirler!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.