Yürümeyi adeta bir işkenceye dönüştüren, ayak tabanındaki sızlamalarla kendini gösteren topuk dikeni, toplumda her yaş grubunda görülebilen kronik bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkıyor. Halk arasında doğrudan bir kemik hastalığı olarak bilinse de uzmanlar, bu durumun ayak tabanındaki kalın koruyucu zarın zedelenmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, hastalığın bilinmeyen yönlerine ışık tuttu.
SABAH YATAKTAN KALKARKEN YAŞANAN AĞRI EN ÖNEMLİ SİNYAL
Hastalığın en karakteristik özelliği, sabah yataktan kalkıp yere basıldığı ilk anlarda kendini gösteren can yakıcı ağrılardır. Kişi, topuğunun üzerine basmakta zorlanarak bir süre topallamak zorunda kalır. Hastalık ilerleme gösterdikçe sabahları görülen bu şiddetli ağrılar tüm güne yayılır; sert tabanlı veya topuklu ayakkabı giymek imkansız hale gelir. En ileri evrelerde ise ağrılar hasta dinlenme halindeyken bile zonklama şeklinde devam edebilir.
KEMİK HASTALIĞI DEĞİL, KRONİK ZAR ZEDELENMESİ
Ayağın iç kısmında bulunan ve "uzun ark" adı verilen çukurluk, vücut yükünün dengeli dağılmasını sağlar. Aşırı ayakta kalma, kilo artışı, sert yüzeylerde uzun yürüyüşler ve yanlış ayakkabı kullanımı bu yapıyı bozar. Arkın çökmesiyle taban zarı (plantar fasya) aşırı gerilir ve kemiğe yapıştığı yerde ödem (plantar fasiit) oluşur. Vücut, bu bölgedeki stresi azaltmak için zamanla orada yeni bir kemik dokusu üretir; bu sivri yapıya ise topuk dikeni denir.
İLTİHAPLI OMURGA ROMATİZMASI VE FİBROMİYALJİ TEHLİKESİ
Hastalığın teşhisinde fiziki muayenenin yanı sıra röntgen, MR ve ultrason görüntüleme yöntemleriyle taban zarındaki kalınlaşma net olarak tespit edilebiliyor. Ancak tanı aşamasında çok hayati bir detaya dikkat çeken Doç. Dr. Ahmet İnanır, "Ayak altı ağrısı ve topuk dikeni, iltihaplı omurga romatizmasının ilk belirtisi de olabilir. Ayrıca Fibromiyalji sendromu olan hastalarda da sıkça görülür. Özellikle topuk arkasında da ağrı varsa ve tedaviye dirençli ise bu durum mutlaka derinlemesine araştırılmalıdır" dedi.
AMELİYATSIZ ÇÖZÜMLER: ESWT, PROLOTERAPİ VE PRP TEDAVİLERİ
Topuk dikeni tedavisinde temel amaç; ayağa binen basıncı azaltmak, iltihabı kontrol altına almak ve dokunun kendini tamir etmesini sağlamaktır. Tedavide buz tatbiki, gece atelleri, germe egzersizleri ve halka şeklindeki özel tabanlıklar ilk etapta büyük rahatlama sağlar. İnatçı vakalarda ise yüksek enerjili ses dalgalarıyla fasyayı iyileştiren ESWT, radyoferkans, akupunktur ve lazer tedavileri uygulanır. Hasarlı dokuya dekstroz enjekte edilen Proloterapi ve doku onarımını hızlandıran PRP yöntemleri sayesinde cerrahi operasyona gerek kalmadan çok yüksek başarı oranları elde edilmektedir.