Soru: Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
Cevap: İsmim Şaban KİPER. Fransa’nın Strasbourg şehrinde doğdum. 47 yaşındayım. Toplumsal ve hayır faaliyetlerine aktif olarak katılan, özellikle uluslararası insani yardım çalışmalarında yer almaya gayret eden biriyim. Bu kapsamda Haziran 2025’te Türkiye Diyanet Vakfı gönüllüsü olarak Lübnan’da bulundum.
Soru: TDV’nin Vekaletle Kurban Organizasyonu kapsamında hangi ülkeye gittiniz?
Cevap: Son olarak kurban organizasyonu kapsamında Lübnan’a gittim. Özellikle Lübnan’ın güneyinde, Sur (Tyre) ve Sayda (Sidon) bölgelerinde bulundum.
Soru: TDV’nin Vekaletle Kurban Organizasyonunu yakînen sahada gördünüz. Objektif bir bakış açısıyla müspet ya da menfi intibalarınızı aktarabilir misiniz?
Cevap:
Sahada oldukça yoğun ve disiplinli bir faaliyet yürütüldüğünü gözlemledim. Türkiye Diyanet Vakfı’nın bu organizasyonu, ümmet bilincinin güçlenmesine ciddi katkı sağlıyor. Aynı zamanda bu tür faaliyetler, insanların yaşadığı zorlukları yerinde görmemize ve daha derinden hissetmemize vesile oluyor. Gerçekten ifade edilmesi zor, ancak yaşandığında derinden hissedilen çok güçlü bir duygu.
Soru: Sahada, TDV’nin dışında diğer vakıfların kurban faaliyetlerini gördünüz mü? Gördüyseniz TDV’nin faaliyetleriyle mukayese edebilir misiniz?
Cevap: Sahada farklı yardım faaliyetleri yürüten gruplar da vardı. Ancak Türkiye Diyanet Vakfı’nın organizasyonunun daha sistemli, planlı ve geniş kapsamlı yürütüldüğünü söyleyebilirim.
Soru: Sizler, Vekaletle Kurban Organizasyonu kapsamında sahada yer aldınız, bu hizmetler yeterli midir yoksa (milletçe/ümmetçe) daha fazlasını yapmamız gerekir mi?
Cevap: Yapılan hizmetler son derece kıymetli olmakla birlikte, ihtiyaçların büyüklüğü göz önüne alındığında daha fazlasının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu tür faaliyetler hem yardımlaşma bilincini artırıyor hem de ümmet dayanışmasını güçlendiriyor.
Soru: Gittiğiniz ülke ya da ülkelere, başkalarının da gidip bu faaliyetlerde aktif rol almasını ister misiniz?
Cevap: Kesinlikle isterim. Bu tür organizasyonlara katılmak, insanın bakış açısını değiştiriyor ve empati duygusunu güçlendiriyor. Herkesin bu tecrübeyi yaşamasının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Soru: TDV’nin, Vekaletle Kurban Organizasyonunda ticari bir gaye güttüğünü sezdiniz mi? Daha açık bir ifadeyle, milletimize, kurbanlarını gönül rahatlığıyla bağışlayabileceklerini söyleyebilir misiniz?
Cevap: Sahada edindiğim izlenimlere göre böyle bir ticari kaygı söz konusu değil. Aksine, faaliyetlerin büyük bir hassasiyet ve sorumluluk bilinciyle yürütüldüğünü gördüm. Bu nedenle milletimizin kurbanlarını gönül rahatlığıyla bağışlayabileceğini ifade edebilirim.
Soru: Unutamadığınız, bizimle paylaşmak istediğiniz bir hatırayı aktarabilir misiniz?
Cevap: Lübnan’daki Filistin kamplarında yaşadığım bir tecrübe benim için çok etkileyiciydi. 1948 yılındaki Nakba’dan sonra göç eden insanların hâlâ kamplarda yaşadığını ve Lübnan vatandaşı olmadıklarını görmek derin bir duygu oluşturdu. Orada sadece yardım eden değil; Lübnanlı, Filistinli ve Suriyeli insanların da birbirine destek olduğunu gördüm. Aslında hepsi Biladü’ş-Şam’ın evlatlarıydı ve aralarındaki dayanışma çok anlamlıydı. Bugün siyasi sınırlarla ayrılmış olsalar da bu sınırların tarihsel olarak dış güçler tarafından çizildiğini sahada daha iyi idrak ettim. Sur ve Sayda bölgelerinde fakir ve ihtiyaç sahibi insanlarla bir araya gelmek, onların yaşam şartlarını yerinde görmek benim için unutulmaz bir tecrübe oldu.
Bunun yanı sıra, özellikle Lübnan’da ve Trablus’ta Sultan II. Abdülhamid’in torunlarıyla tanışmak ve onların üçüncü, dördüncü hatta beşinci kuşaktan mensuplarını ziyaret etmek benim için çok özel bir hatıra oldu. Her akşam kurban faaliyetlerinden sonra bu ailelerin evlerine giderek kendilerine kurban payı ulaştırmak, onlarla hasbihal etmek ve muhabbet etmek beni derinden etkiledi. Bu buluşmalar, tarih ile günümüz arasında kurulan çok anlamlı bir köprü gibiydi ve benim için tarifsiz bir mutluluk kaynağı oldu.