Birkaç saat İskenderun gezisi yetti bize! Hava sıcaklığı bunaltmıştı. Akşam yemeğinden sonra dışarı çıkmak istememiştik. Gündüz sahilde gezerken hazırlıklar yapılıyordu. "5 Temmuz İskenderun Kurtuluş Bayramı'nın 84. Yıldönümü" nedeniyle sanatçıların katılımıyla verilecek konser içinmiş. Hayat devam ediyordu. Gençler, programlarını yapmışlar zaten! Gündüz kalabalığından eser kalmamıştı evde. Kuzenimin eşi Yusuf bey tarihide, kültür gezmelerini de seviyormuş. Hatay’la ilgili güzel basılmış kitabı getirdi. İncelerken, eşimin dikkatini çekmiş Hatay’ın Samandağ ilçesinde “Titus Tüneli” !
İskenderun - Hatay arası 50 km kadar olduğunu bildiğimizden sabah çıkıp, dolaşıp gelelim diye karar verdik. Dünyanın elle yapılmış ilk tünelini görecektik!
Sabah kuzenim ve eşi, bir de torunları düştük Hatay yoluna…
Hatay şehir merkezine girmeden, sağ yolu ayrılan Samandağ’a devam ettik. 20 km. kadardı.
Türkiye’nin en eski yerleşim yerlerinden biridir. MÖ. 305 yılında, İskenderin komutanlarından Nicator tarafından, Musa dağı eteklerinde, bir liman kenti olarak, Asi nehrinin, Akdeniz’e döküldüğü havza üzerinde kurulmuş. Farklı din ve kültürdeki insanların, dostça, bir arada yaşadıkları bir yer.
İlk adı: “Seleucia Pieria”
MS. 1.yüzyılda, bölge, Roma egemenliğine girmiştir
Takip eden tarihi süreçte: yörede, Selçuklular, Fatimiler, Memlükler egemenlik kurarlar. 16.yüzyılın başlarından, 1918 yılına kadar olan sürede ise, Osmanlılar hakimiyeti elde bulundururlar. 1918-1939 yılları arasında, Fransız işgali altında kalan bölge: 1939 yılında Anavatana katılmıştır.
1940-1947 yılları arasında “Süveydiye” adıyla anılan ilçe, 1947 yılında “Samandağ” adını almış.
Samandağ’ı geçtik sanırım. Issızlaştı yol biraz. Navigasyon’uda açmıştık ama, yanlış gidiyorduk herhalde! Benim bir türlü yıldızım barışmadı bu navigasyonla..
Sorduk. Bulunduğumuz yerden daha uzakmış. Geldiğimiz yoldan Samandağ merkeze dönüp, Samandağ ilçesinin çarpık yapılarındaki sokaklarından 4-5 km kadar sonra, Titus Tünelindeydik çok şükür! Nasıl geldik nerelerden geldik, dönüşte aynı yerleri bulur muyduk bakalım!
Saat 14.00 olmuştu. Titus Tünelinin girişindeki park yerine aracımızı park ettik. Giriş 65 yaşın üzeri ücretsiz. Eşim ücret vermek zorunda kaldı.
Titus Tünelin girişinden oklarla gösteriyor istikametleri. Sıcak havaya rağmen, yürüyüş yolları etrafı, defne, mandalina ve meşe ağaçlarıyla kaplıydı. Kısa mesafelerde yöresel ürünler satan (baharat, meyve, sabun gibi şeyler satan köylüler var. Dinlenebilecek mekanlar fazla. Buralarda ayrıca çay, su vb. içeceklerde satılıyor.
Samandağ İlçesine bağlı Kapısuyu ve Mağaracık Mahallesi sınırları içerisinde Büyük İskender’in generallerinden Seleucos Nikator tarafından M.Ö. 300 yılında Seleucia Pierra adında bir liman kurulmuştur. Günümüzde sadece Dor Mabedi, kent surları, nekropol alan kalıntıları bulunan Antik Kentin ayakta kalan en önemli yapısı Titus Tüneli’dir.
Seleucia Pierre Antik Kentinin aşağı şehir kısmında M.S. 1. Yüzyılda sel sularını yönlendirmek, limanın dolmasını ve yerleşim yerlerine su baskınını önlemek için, Roma İmparatoru Vespasianus M.S. 69 yılında başlayan ve oğlu Titus tarafından M.S. 81 yılında tamamlanmıştır. İmparator Titus, aynı dönemde Roma şehrindeki Collesium’u yaptırmış.
Tünelinin kapalı bölümü 130 metre uzunluğunda olup, açık alanıyla birlikte toplam, 1380 metre uzunluğundadır. Genel olarak açık ve kapalı alanlarda tünelin yüksekliği 7 metre ve 6 metre genişliğinde Musa Dağı’nın eteklerindeki kalker kayalar delinerek yapılmıştır.
Titus Tüneli’nin yapımına şehrin yukarı kısmından başlanarak denize doğru ilerlenmiştir. Tamamen dağ içine oyularak yapılan tünel inşaatında, askerler, denizciler ve köleler çalıştırılmıştır. Elle yapılan dünyanın en büyük tüneli olarak kabul edilmektedir.
Esirlerin çekiç ve murç yardımıyla dağı oyarak şekillendirdiği tünel, tam bir mühendislik harikasıdır.
2014 yılında tünel UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklenmiştir.
Geziyoruz… Oldukça taşlık ve kaygan! Çünkü tünelin içinden halen akan bir akarsu bulunmaktadır. Çocukların ve yaşlılar zorlanabilir. Biz dahi zorlandık. Nem ve sıcaklık var.
Titus Tünelinin yeteri kadar, diğer tarihi yerlerimiz gibi, yeterli tanıtımının olmadığını görüyoruz. Her yeri tarih fışkıran ülkemizde, tarihi eserlere gerektiği gibi önemin verilmediğini görmekteyiz.
Bulunduğumuz yerden uzun bir sahili görmekteyiz. 14. Km. uzunluğundaymış kumsalı. Bu sahil dünyanın en uzun ikinci sahiliymiş. Taşucu Kumsalının uzunluğunu tam bilmediğim için, bir şey diyemeyeceğim. Burası da bizim Taşucu gibi, nesli tükenmekte olan “Yeşil Kaplumbağa” ve koruma altına alınmış olan “Caretta-caretta”ların yumurtlama, üreme alanlarıymış. Deniz ise yazın rüzgarlı olduğu için “sörf” yapılmaya çok uygunmuş.
devam edecek…